Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2022/7155 K.2025/2437
8. Hukuk Dairesi 2022/7155 E. , 2025/2437 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2021/6 E., 2022/28 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... dava dilekçesinde; Konya ili Doğanhisar ilçesi ... Mahallesi 188 ada 4 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti sırasında kendi adına yazıldığını, ancak yüzölçümünün eksik olduğunu, 188 ada 4 parselle bir bütün olan bir kısım yerin yanlışlıkla 188 ada 6 parsel içinde tespit edildiğini ileri sürerek, eksik alanın adına tespit ve tescilini talep ettikten sonra, yargılama sırasında sunduğu 17.11.2006 tarihli dilekçesi ile 794 m² yerin adına tespit edildiğini, toplam 11.000 m² yeri olduğunu, 10.206 m² yerin adına tescilini talep ettiğini ifade etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, 02.12.2008 tarihli ve 2006/660 Esas, 2008/345 Karar sayılı kararla; "... dava konusu olmayan davacıya ait 188 ada 4 parsel sayılı taşınmaz ile dava konusu 188 ada 6 parselin bir kısmının evveliyatında bir bütün olarak davacının annesi... tarafından kullanıldığı, davacının annesinin ölümü üzerine mirasçılar arasında taksim anlaşması yapıldığı, davacıya dava konusu taşınmazın taksim edildiği, davacı ve diğer mirasçı arasındaki taksim anlaşmasının kadatro tespitine kadar bozulmadığı, davacının ve annesinin taşınmaza eklemeli olarak malik sıfatı ile aralıksız en az 40 - 50 yıldır zilyet olduğu, taşınmazın tarım yapılmak suretiyle kullanıldığı, davacı adına zilyetlik koşullarının oluştuğu ..." gerekçesiyle verilen, davanın kabulüne ve Deştiğin köyü 188 ada 6 parsel sayılı taşınmazın, 18.11.2008 tarihli fen bilirkişi raporunda (B) ile gösterilen 9915,94 m² yüzölçümündeki bölümünün ... adına tesciline, dava konusu yerin dışında kalan (C) ve (D) ile gösterilen toplam yüzölçümü 61500,40 m² olan bölümlerinin ham toprak niteliğinde Hazine adına tesciline dair ilm karar, davalı Hazine vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 23/3/2010 tarihli ve 2009/19490 Esas, 2010/3723 Karar sayılı ilamıyla; "... en eski tarihli hava fotoğrafı ve memleket haritalarıyla araştırma ve inceleme yapılmadığı, taşınmazın orman olup olmadığının saptanmadığı, çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölgede tespit tarihinden önce orman kadastrosu yapılıp yapılmadığının araştırılmadığı, bulunması halinde belgelerin getirtilmediği açıklanarak, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç mühendis ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte orman kadastrosu varsa tutanaklara göre taşınmazın hukuki durumunun saptanması, kesinleşen orman kadastrosu bulunmaması halinde ise, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiğinin belirlenmesi, bilirkişilere çekişmeli taşınmazın konumunun çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli kroki düzenlettirilmesi, dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde, dava konusu taşınmaz ve etrafını gösterir ve ilk defa o yerde grafik ya da fotogrametri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasının orijinal fotokopi örneği ile taşınmaza bitişik ya da yakın komşu parsellerin, kadastro tespit tutanak örnekleri ve bu parsellere uygulanan tapu ve vergi kayıtları ilk oluşturulduğu günden itibaren tüm gittileri ile, yine en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları getirtilerek, bu belgelerin ziraat fakültelerinin toprak bölümünden mezun olan bir ziraat mühendisi, bir harita - kadastro (jeodezi ve fotogrametri) mühendisi ile yüksek orman mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla, dava konusu taşınmaz ile çevresine uygulanıp bu belgelerde dava konusu yer belirlendikten sonra, imar-ihya ve zilyetlik hususlarının yerel bilirkişiler ile taraf tanıklarının beyanları da dikkate alınarak açıklanması, taşınmazın eski ve yeni niteliği konusunda jeoloji mühendisinden ayrıntılı rapor alınması, taşınmazın çeşitli yönlerinden hali hazır durumunu gösterir renkli fotoğrafları çektirilip dava dosyası içine konulması, davanın açıldığı tarihten önce ya da sonra Hazine yetkilileri tarafından hazırlanan idari tahkikat ve haksız işgal (ecrimisil) tutanakları varsa bu tutanaklar da yerine uygulanıp tutanaklarda ismi yazılı kişilerin tanık sıfatıyla dinlenilmesi ve miktar araştırması yapılması ..." gereklerine değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonunda; "... dava konusu taşınmazın kesinleşmiş orman tahdidi dışında bulunduğu, uzun zamandır tarımsal faaliyet gerçekleştirildiği, çevresindeki tarım arazileri ile benzerlik gösterdiği, taşınmazın memleket haritası, amenajman planı, hava fotoğrafına göre de orman olmadığı, dava konusu taşınmazın öncesinde davacının anne - babası tarafından kullanıldığı, rızai taksim sonucu davacıya geçtiği, irsen intikal ve eklemeli zilyetlik suretiyle davacı tarafından edinildiği, zilyetlik koşullarının oluştuğu, bu hususun beyanlarla da desteklendiği, davacı ve murisleri adına aynı çalışma alanı içerisinde senetsizden kazanım gören taşınmazların 100 dönüm sınırını geçmediği ..." gerekçesiyle verilen, davanın kabulü ile tespit tutanağının iptaline 08/10/2014 havale tarihli fen bilirkişisi raporuna ekli haritada (A) harfi ile gösterilen 11.782,60 m² yüzölçümüne sahip alanın ...... Mahallesi ... mevkii 188 ada 6 parsel sayılı taşınmazdan ifrazı ve aynı adanın son parsel numarası ile davacı adına tarla vasfıyla tapuya kayıt ve tesciline, 08/10/2014 havale tarihli fen bilirkişisi raporuna ekli haritada (B) harfi ile gösterilen 2.307,37 m², (C) harfi ile gösterilen 1.672,77 m², (D) harfi ile gösterilen 55.653,60 m² yüzölçümüne sahip alanların Doğanhisar ilçesi Hürriyet Mahallesi Gökyer mevkii 188 ada 6 parsel sayılı taşınmazdan ayrı ayrı ifrazı ile aynı adanın devam eden parsel numaraları verilmek suretiyle ham toprak vasfı ile Maliye Hazinesi adına tapuya kayıt ve tesciline dair ikinci hüküm, davalı Hazine vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 15.02.2021 tarihli ve 2021/149 Esas, 2021/1239 Karar sayılı ilamıyla; "... çekişmeli taşınmazın orman kadastro sınırına göre konumu, orman sayılan yerlerden olup olmadığı ve taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç süresi ve niteliği konusunda usulüne uygun araştırma yapılmadığı açıklanarak, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede yapılan orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği getirtilerek, önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişi kurulu ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden keşif yapılması, keşifte orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6 - 7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmesi, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumunun genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmesi, ayrıca, dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması, komşu parsellerin tutanak ve dayanak belgelerinin uygulanması, üç kişilik ziraatçi bilirkişi kurulundan taşınmazın evveliyatı, toprak yapısı, niteliği ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığı hususlarında, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı rapor alınması, fen bilirkişisinden, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınması, tanık ve yerel bilirkişi beyanlarının bilirkişi raporlarıyla denetlenmesi, davacı miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde belgesizden tespit edilen taşınmaz bulunup bulunmadığının araştırılması ve sonucuna göre karar verilmesi ..." gereğine değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "... bilirkişi raporları doğrultusunda dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu, mahalli bilirkişi beyanları, hava fotoğrafları dikkate alındığında 24.12.2021 havale tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen alanın 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesindeki zilyetlikle kazanmaya engel oluşturacak arazilerden olmadığı ve aynı maddedeki 20 yıllık zilyetlik süresinin kadastro tespit tarihi olan 2006 yılı itibariyle davacı lehine oluştuğu ..." gerekçesiyle bu kısım yönüyle davanın kabulüne, fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A1) harfi ile gösterilen ve davacının kullanımında olan alan yönünden tespit tarihi itibariyle 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmadığı gerekçesiyle davacının bu alana ilişkin davasının reddine, 24.12.2021 havale tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide (C) ve (D) harfi ile gösterilen alanın dava konusu Konya ili Doğanhisar ilçesi Hürriyet Mahallesi 188 ada 6 parsel sayılı taşınmazdan ayrı ayrı ifrazı ile aynı adanın takip eden parsel numaraları verilerek ham toprak vasfı ile davalı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, (A1) ve (B) harfleri ile gösterilen kısımların ham toprak vasfı ile davalı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından, "mera araştırmasının yapılmadığı, önceki yıllara ait hava fotoğraflarından yararlanılmadığı, zilyetlik koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda yeterli araştırma yapılmadığı, kayıtların uygulanmasına ilişkin yerel bilirkişi beyanları, komşu taşınmazın tespit tutanağı içeriği ve dayanakları kayıtlarla denetlenmediğinden soyut nitelikte kaldığı, bilirkişi raporunun soyut ve yetersiz olduğu" iddiasıyla temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, 15.04.2022 havale tarihli orman bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulmuş ise de, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede ... köyü ve ... Köyü olmak üzere iki farklı orman kadastro çalışma alanı bulunduğu ve taşınmazın bir kısmı ... köyü, bir kısmı ise ... köyü çalışma alanında kaldığı halde, bilirkişi raporunda bu hususun dikkate alınmadığı ve söz konusu bilirkişi raporunda OS noktaları belirgin olarak gösterilmediğinden raporun denetlemeye elverişli olmadığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, her iki (... köyü ve ... Köyü) orman kadastro çalışma alanına ait 6831 sayılı Kanunu'na göre yapıldığı anlaşılan orman tahdidi ile 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi uygulamalarına ilişkin, taşınmazın bulunduğu alanı orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösteren orman tahdit harita örneği ile 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi uygulamasına ilişkin harita örneklerinin orijinallerinden çekilmiş onaylı renkli fotokopi örnekleri ilgili yerlerden getirtilip dosya ikmal edildikten sonra, daha önce rapor düzenleyen orman bilirkişi kurulundan, tüm orman kadastro haritaları ve 6831 sayılı Kanun'un 2/B madde uygulama haritalarının ölçekleri, kadastro paftası ölçeğine bilgisayar ortamında (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) çevrildikten sonra, komşu ve yakın komşu parseller ve değişik açı ve uzaklıkta en az 6 - 7 OS noktası görülecek şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu ve 6831 sayılı Kanun' un 2/B madde uygulamasına ilişkin haritalara göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle çizilip gösterilecek şekilde bilirkişilere müşterek kroki düzenlemeleri istenilmeli, tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli, tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunması halinde çekişmeli taşınmaz yönünden, tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak ve yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan, bilimsel verileri dayanan, denetime elverişli, krokili rapor alınmalı ve bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi; kabule göre de, davacının 17.11.2006 tarihli dilekçesinde, 10.206 m² alanın adına tescilini talep ettiği ve İlk Derece Mahkemesinin 02.12.2008 tarihli ve 2006/660 Esas, 2008/345 Karar sayılı kararı ile davacı lehine kabul ve tescil kararı verilen alanın 9.915,94 m² olduğu ve bu hükmün davacı tarafından temyiz edilmemesi nedeniyle bu miktar yönüyle davacı aleyhine ve davalı Hazine lehine olacak şekilde usulü kazanılmış hak oluştuğu anlaşılmakta olup, temyiz istemine konu eldeki son hükümle davalı Hazine lehine oluşan söz konusu usulü kazanılmış hak gözden kaçırılarak, davacı lehine talebinden de fazla olacak şekilde tescil kararı verilmesi de usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
24.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.