Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/1177 K.2025/2429
8. Hukuk Dairesi 2023/1177 E. , 2025/2429 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2017/13 E., 2023/1 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Yörede ilk tesis kadastro çalışmaları 3402 sayılı kanuna göre 1993 yılında yapılmış olup dava konusu taşınmaz tescil harici bırakılmıştır. Orman Kadastro çalışmaları ise 3402 sayılı kanunun Ek 5. maddesi kapsamında 2016 yılında yapılmıştır. Yargılama devam ederken yapılan kadastro çalışmalarında dava konusu taşınmaz 19.12.2016 tarihinde 148 ada 13 parsel olarak 5640,79 m² yüzölçümüyle davalı olarak tespit edilmiştir.
Davacı dava dilekçesinde özetle; Amasya ili Merkez ilçesi ... köyü ... mevkiinde bulunan mahallinde kesin miktarı ve hudutları belirlenecek olan yaklaşık 8-9 dönüm miktarındaki tescil harici bırakılan yerin irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davacı adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, hükme esas alınan fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 5.640,79 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz bölümünün davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi 2016/13810 Esas ve 2019/8931 karar sayılı ilamıyla; "çekişmeli taşınmaz hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle mahkemece dava dosyası 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 27. maddesi gereğince görevsizlik kararı verilerek Kadastro Mahkemesine aktarılmalı, çekişmeli parselin davalı olduğu dosyayla görülmekte olan iş bu dosyanın birleştirilmesi sağlanmalı, bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu husus göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün bozulmasına" karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; "Çekişmeli taşınmaz üzerinde taşınmazın tarımsal amaçlı olarak kullanıldığı, aktif dere yatağında ve taşkın sahasında kalmadığı, taşınmaz üzerinde bulunan kavak ağaçlarının kendi halinde yetişmediği ve yaşlarının 25-20 yaşlarında olduğu, yapı ve özellikte devamı niteliğinde 25 yıl ve üzeri tarımsal amaçlı kullanımda olduğu, çekişmeli taşınmazda imar-ihya faaliyetinin tamamlandığı, eşifte dinlenen tüm bilirkişiler ve tanıkların, ekseriyetle davacı ile husumeti bulunmadığı anlaşılan ve beyanları muteber kabul edilen bilirkişilerin müşterek beyanlarında, dava konusu taşınmazın 30-40 sene önce burayı ... ailesinin satın aldığı, 40 seneden beri nizasız fasılasız olarak malik sıfatı ile davacı tarafından kullanıldığı, önce davacının babası olan ... burayı zirai amaçlı olarak ekin ekmek sureti ile kullandığı, ölümü ile birlikte buranın davacı ...'e kaldığı, davacıda buraya hali hazırda üzerinde bulunan kavak ağaçlarını dikmek sureti ile kavaklık olarak kullandığını beyan etmişlerdir.Davacı lehine 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı yoluyla taşınmaz mal edinme koşullarının oluştuğu; ve dahi dava dosyası arasına celbolunan belgelerden 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde düzenlenen sulu toprakta 40 dönüm, kuru toprakta 100 dönüm sınırının aşılmadığı kanaati ile, taşınmazdaki zilyetliğinin nizasız, aralıksız, en az 20 yıl sürmüş bulunması, davacının babasının ve davacının taşınmazı asıl imar ve ihya eden kişi olduğu, imar ve ihya işlerini tamamladığı, taşınmazı tarla olarak, nizasız, fasılasız, malik sıfatıyla, ekonomik amacına uygun olarak mülkiyetini kazanacak şekilde kullanmış olduğu, imar ve ihyanın 148 ada 13 nolu nolu parseli de kapsadığı, zilyetliğin malik sıfatıyla sürdürülmüş olması, zilyetliğin belgelerle ve bilirkişi ve tanık beyanlarıyla ispat edilmiş olması, taşınmazın kamusal nitelik taşımaması ve özellikle mera veya orman olmadığı " gerekçesiyle davanın kabulüne, Amasya ili Merkez ilçesi ... köyü ... mevki, 148 ada 13 parsel sayılı taşınmazın bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere 5368,98 m² yüzölçümü ve tarla vasfıyla davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece yapılan yargılama neticesinde davacının Hazineye yönelik açmış olduğu davanın kabulü ile fen bilirkişinin raporunda belirtilen alan yönünden davanın kabulüne karar verildiğini, ancak Mahkemece yapılan keşif, bilirkişi raporları ve alınan beyanlar hüküm kurmaya elverişli olmadığını, dava konusu edilen yerin zilyetlikle mülkiyet edinmeye elverişli yerlerden olmadığını, zilyetlik koşullarının oluşmadığını iddia ederek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, davalı Hazine vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. İlk Derece Mahkemesince "Amasya İli, Merkez İlçesi, ... Köyü, ... Mevki, 148 Ada 13 Parsel sayılı taşınmazın bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere 5368,98 m² yüzölçümü ve tarla vasfıyla davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline" karar verilmiş ise de, dava konusu 148 ada 13 parselin kadastro tutanağı incelendiğinde 5640,79 m² yüzölçümü ile tespit edildiği, 27.09.2022 tarihinde yapılan keşif sonucu aldırılan 10.10.2022 tarihli fen bilirkişisi ....... ... tarafından düzenlenen raporda davalı parselin doğru alanının 5640,79 m² olduğunun ekli krokide (A) ile gösterilen kısmın yüzölçümünün ise 5368,98 m² olduğunun bildirildiği, 09.11.2022 havale tarihli jeoloji ve ziraat mühendisi ortak bilirkişi raporu ve dosya kapsamı irdelendiğinde ise dava konusu taşınmazın kıyı hattı boyunca dere emareleri olacak şekilde alüvyon malzeme mevcut olduğu hususu anlaşılmakla Mahkemece taşınmazın 10.10.2022 tarihli fen bilirkişisi ....... ... tarafından düzenlenen raporda (A) ile gösterilen 5368,98 m² kısmı dışında kalan 271,80 m² kısmı yönünden taşınmazın dere yatağında kalmış olması nedeniyle haritasında dere yatağı olarak gösterilmesine karar verilmesi gerekirken bu hususta karar verilmemiş olması doğru görülmemiştir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
SONUÇ :Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının (1) nolu bentte yazılı nedenlerle reddine,
2. Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazının (2) no.lu bentte yazılı nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (1) numaralı bendine “10/10/2022 tarihli fen bilirkişisi ....... ... tarafından düzenlenen raporda (A) ile gösterilen 5368,98 m²'lik kısmı dışında kalan 271,80 m²'lik kısmının dere yatağı olarak haritasında gösterilmesine” cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının ilgiliye iadesine, (temyiz eden harca tâbi ise)
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
24.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.