Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/1028 K.2025/2417
8. Hukuk Dairesi 2024/1028 E. , 2025/2417 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/152 E., 2023/113 K.
Müdürlüğü vekili
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı ... İdaresi vekili ile duruşmalı olarak davalı Hazine ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usûl eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 18.02.2025 Salı gününde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Duruşma için tayin edilen günde davacılardan ... ile ..., davalılardan Hazine vekili Avukat ... ... ve davalı ... İdaresi vekili Avukat ...'ın katılımlarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 24.03.2025 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Sason Sulh Hukuk Mahkemesinin 25.11.1999 tarihli ve 1999/118 Esas,1999/292 Karar sayılı kararıyla tesis edilen tapu kayıtları ile eklemeli zilyetliğe dayanarak, dilekçesinde belirttiği 17 parça taşınmazın yörede 2009 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında orman olarak tespit edilip, Hazine adına tapuya kaydedildiğini ileri sürerek, orman olarak tescil edilen yerlerin tapularının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar cevaplarında; davanın reddini savunmuşlardır.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne, 102 ada 1 nolu orman parseli içinde kalmakta olan dava konusu (A1) harfi ile gösterilen 984,95 m²; (A2) harfi ile gösterilen 15.329,58 m²; (A3) harfi ile gösterilen 7.531,60 m²; (A4) harfi ile gösterilen 6.648,60 m²; (A5) harfi ile gösterilen 991,34 m²; (A6) harfi ile gösterilen 1.556,09 m²; (A7) harfi ile gösterilen 739,91 m²; (A8) harfi ile gösterilen 566,81 m²; A9 harfi ile gösterilen 2.299,94 m²; (A10) harfi ile gösterilen 7.832,63 m²; (A11) harfi ile gösterilen 2.979,29 m²; (A12) harfi ile gösterilen 7.114,95 m²; (A13) harfi ile gösterilen 936,65 m²; (A14) harfi ile gösterilen 1.790,14 m² yüzölçümündeki taşınmazlar yönünden davalı Hazine adına olan kaydın iptali ile ayrı bir parsel numarası verilerek davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş; hükmün, davalı Hazine ve davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesinin 04.02.2019 tarihli ve 2018/5025 Esas, 2019/579 Karar sayılı ilamıyla; "Dava dilekçesinde davacı ... vekaletiyle ... gösterilmiş olmakla davacının ... olduğunun anlaşıldığı, ancak gerekçeli karar başlığında davacı olarak hem ... hem ...'nun gösterildiği, hüküm kısmında da davacı adına tesciline karar verilmekle birlikte hangi davacı adına tescil hükmü kurulduğunun belirtilmediği, ayrıca gerekçe kısmında “dava konusu olan 102 ada 1 parsel nolu taşınmaz dışında Batman ili Sason ilçesi ... beldesi, ... Mahallesine kain 281 ada 4 nolu parsel ve Batman ili, ... ilçesi ... beldesi ... mahallesine kain 198 ada 3 ve 4 nolu parselleri hariç olmak üzere tapu kaydının iptaline ve davacı adına tapuya tesciline karar” verildiği açıklandığı halde fen bilirkişi saptamasına göre 281 ada 4 parselde yer alan (A13), 198 ada 4 parselde yer alan (A12) ile gösterilen yerler hakkında da tescil hükmü kurulduğu, hükmün bu haliyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297/1 ve 2 nci maddelerine aykırı olduğu, ayrıca davacının hem tescil ilamı ile oluşan tapu kaydı hem de kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayandığı, hal böyle olunca tapu kaydı uygulaması ve zilyetlik araştırmasının kanunlarda belirtilen yöntemle yapılması gerektiği, keza evleviyetle, davacı ... olarak tespit edilen taşınmazın tapusunun iptalini istediğinden ve davacının dayandığı tapu kayıtları Sason Sulh Hukuk Mahkemesi hükmü ile tesis edilmiş olduğundan, ... Sulh Hukuk Mahkemesindeki tescil davasında Orman Yönetimi taraf olmadığından dolayı Orman Yönetimi açısından kesin hükümden söz edilemeyeğinden yöntemine göre orman araştırması yapılması gerektiği halde yöreye ait en eski tarihli hava fotoğrafları üzerinde inceleme ve araştırma yapılmadığı, orman bilirkişinin sadece 1973 tarihli hava fotoğrafını anlatmakla yetindiği, bilirkişinin bu anlatımının belgeler üzerinde gösterilmediğinden denetlenemediği, bunun yanında ziraat bilirkişinin (A2), (A4), (A11) ve (A12) ile gösterilen taşınmazların tarım arazisi olmadığı yönündeki tespiti ve davacının dayandığı tapu kaydının (A4), (A11)’e uymadığının belirtilmesi karşısında bu taşınmazlarda zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda tereddüt hasıl olduğu, davacının dayandığı tapu kaydının tescil ilamı ile oluştuğu ve tescil ilamının krokiye dayandığı, 3402 sayılı Kanun'un 20/1-A maddesi uyarınca harita ve krokiye dayalı tapu kayıtlarının dayanak kroki ve haritalarının uygulanması gerektiği halde uygulanmadığı, yöntemine aykırı, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı hüküm kurulamayacağı, bu doğrultuda davaya konu yerlerin (A1 ila A14) öncesinin orman olup olmadığının araştırılması, orman olmadığının belirlenmesi halinde dayanılan tapu kayıtlarının kapsamının tayin edilmesi, tapuların uymadığının anlaşılması durumunda, usulüne uygun zilyetlik araştırması yapılması, dava konusu taşınmazlardan tapulama harici taşınmaz var ise nedeninin araştırılması, 713/3 uyarınca köy tüzel kişiliğinin davaya dahil edilmesi gerektiğinin düşünülmesi, yine dava konusu yerlerden 102 ada 1 parsel dışında başka tapuya kayıtlı taşınmazlar dava edilmiş ise pasif husumet bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi, ... yönünden pasif husumet bulunup bulunmadığının irdelenmesi, tüm deliller değerlendirilerek sonucuna göre 6100 sayılı Kanun'un 297 nci maddesine uygun bir karar verilmesi" gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda; "Bilirkişi raporları doğrultusunda dava konusu arazilerin orman sayılmayan yerlerden olduğu, bir kısım taşınmazlarda imar ihya şartlarının gerçekleştiği, diğerlerinde ise gerçekleşmediği, davalı ... Müdürlüğünün tapu maliki de olmadığı" gerekçeleriyle, davanın kısmen kabulüne, Batman ili ... ilçesi ... beldesi ... Mahallesi 102 ada 1 nolu orman parseli içerisinde kalmakta olan 25.09.2020 tarihli rapor ve krokisinde (A1) harfi ile gösterilen 984,95 m², (A5) harfi ile gösterilen 991,34 m², (A6) harfi ile gösterilen 1.556,09 m², (A7) harfi ile gösterilen 739,91 m², (A8) harfi ile gösterilen 566,81 m², (A9) harfi ile gösterilen 2.299,94 m², (A10) harfi ile gösterilen 7.832,63 m², (A14) harfi ile gösterilen 1.790,14 m² miktarındaki taşınmazlar yönünden davalı Hazine adına olan kaydın iptali ile ayrı bir parsel numarası verilerek davacı adına tapuya tesciline, 102 ada 1 nolu orman parseli içinde kalmakta olan ve aynı raporda (A2), (A3), (A4), (A11), ... Mahallesi 198 ada 4 nolu parsel içinde kalan ve (A12), ... Mahallesi 281 ada 4 nolu parsel içinde kalmakta olan ve (A13) harfleri ile gösterilen taşınmazlar yönünden ise davanın reddine, davanın ... yönünden pasif husumetten reddine karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine, davalı ... İdaresi vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosu 2008 yılında 3402 sayılı Kanunun 5304 sayılı Kanunla değişik 4 üncü. maddesine göre yapılmıştır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, davalı ... vekilinin tüm, davalı Hazine ile davalı ... İdaresi vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümde atıf yapılan bilirkişi rapor tarihinin havale tarihi olduğunun belirtilmemesi ve kabulüne karar verilen taşınmaz bölümlerinin, ölü olan davacının dosyada bulunan veraset ilamı doğrultusunda mirasçıları adına veraset ilamındaki payları oranında tesciline karar verilmesi gerekirken, davacı adına tesciline şeklinde hüküm kurulması infazda tereddüte neden olacağından usûl ve kanuna aykırılık oluşturduğu gibi, reddedilen kısımlar yönünden kendini vekil ile temsil ettiren davalı ... İdaresi lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi de isabetsizdir. Ne var ki; bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kamu düzeni kuralları da gözetilmek suretiyle düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı ... vekilinin tüm, davalı Hazine ile davalı ... İdaresi vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
Davalı Hazine ile davalı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kamu düzenine ilişkin kurallar da gözetilerek kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 1 numaralı bendinin ilk sekiz ve son paragrafında yer alan "25.09.2020" ibresinden sonra gelmek üzere "havale" ibaresinin yazılmasına, yine, hüküm fıkrasının 1 numaralı bendinin ilk sekiz paragrafında yer alan " davacı adına" ibaresinin hükümden çıkarılarak, yerine "Diyarbakır 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/105 Esas, 2021/141 Karar sayılı veraset ilamı doğrultusunda davacının mirasçıları adına veraset ilamındaki payları oranında" cümlesinin yazılmasına, hüküm fıkrasının 6 numaralı bendinden sonra gelmek üzere "Davalı ... İdaresi kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) uyarınca 9200 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı ... İdaresine verilmesine" cümlesinin yazılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
24.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.