Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/5355 K.2025/2323
8. Hukuk Dairesi 2023/5355 E. , 2025/2323 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2014/61 E., 2015/350 K.
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hükmün davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı dava dilekçesi ile özetle; .. ili .. beldesi .. Mahallesinde 120 ada 1 no.lu parselin babasından kendisine kaldığını, ancak 2008 yılında kadastro çalışmaları sırasında bu parselin tümünün Hazine adına tescil edildiğini, kendisine ait olan arsanın yanlışlıkla Hazine adına kaydedildiğini, Hazine adına kaydedilen taşınmazın tapusunun iptali ile tapuda kendisi üzerine kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Yapılan yargılamaya sonucunda Mahkemece; dava konusu taşınmazın keşifle ve fen bilirkişileri raporuyla tespit edilip (B) harfi ile gösterilen 6879.01 m²lik kısmın 4. sınıf kuru tarım arazisi niteliğinde olduğu, tarımsal faaliyete elverişli olduğu, hali hazırda buğday ekili olduğu ve uzun yıllardan beri tarımsal faaliyet yapıldığı, orman sayılan yerlerden olmadığı, bu yönleriyle taşınmazın bu kısmının özel mülkiyete konu olabilecek nitelikte olduğu, taşınmazın davacıya babasından, babasına da atalarından kaldığı, miras paylaşımı sonucunda dava konusu yerlerin davacıya kaldığı, taşınmazların tespit tarihinden geriye doğru 20 yıldan fazla bir süredir davacı tarafından kullanıldığı, aynı çalışma alanında davacının senetsizden kazandırıcı zamanaşımı yoluyla iktisap ettiği taşınmazı bulunmadığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nundaki (3402 sayılı Kanun) senetsizden zilyetlikle taşınmazın iktisabı hususundaki tüm şartların davacı yararı oluştuğu anlaşılmakla bu kısım açısından davanın kabulüne; fen bilirkişi raporunda (A) harfi gösterilen 20.621,28 metrekarelik kısmın ise orman sayılan alanlardan olduğu, ormanların Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğu, özel mülkiyete konu olamayacağı ve zaman aşımı yoluyla mülkiyetinin kazanılamayacağı göz önünde bulundurularak, bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 6.879,01 metrekarelik kısmının davalı Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile son parsel numarası ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, fazla istemin reddine, karar verilmiştir.
Verilen karar davalı Hazine vekili tarafından; öncelikle dava konusu 120 ada 1 parsele yönelik kadastro mahkemesinde yargılama olduğundan görevsizlik verilmesi hususunda, ayrıca eksik inceleme ve araştırmaya dayalı usul ve kanuna aykırı verilen kararın bozulması talebiyle temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro öncesi dönemde zilyetliğe dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
2008 yılında 3402 sayılı Kanun kapsamında yapılan tesis kadastrosu sırasında, dava konusu ... köyü 120 ada 1 parsel sayılı 28.019.428,02 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın "orman" vasfıyla Hazine adına tescil edildiği, kadastro tespitinin 16.12.2008 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın hak düşürücü süre içine açıldığı görülmüştür. Temyiz konusu; Mahkeme kararında kabulüne karar verilen (B) harfli kısma ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, bilirkişi raporları uyarınca davanın kısmen kabulüne şeklinde hüküm tesis edilmiş ise de; dosya kapsamındaki tüm bilgi, belge ve raporlar hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; dosya kapsamında düzenlenen orman bilirkişi raporunda; incelendiği söylenilen 1956 ve 1988 hava fotoğraflarının dosyada bulunmadığı, ziraat bilirkişi raporunda; taşınmazda hali hazırda buğday ekili olduğu, uzun yıllardan beri tarımsal faaliyet yapıldığı belirtilmişse de, dosyada mevcut olan, keşif günü çekilen 2015 yılına ait taşınmazın fotoğraflarıyla ile işbu raporun örtüşmediği görülmüştür. Yine zilyetliğin tespiti açısından, kadastro tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesi hava fotoğrafları jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye incelettirilmemiştir.
Hal böyle olunca Mahkemece, yöreye ait en eski tarihli hava fotoğraflarının ve memleket haritası tamamı ile ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi bilirkişi, bir ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler ve tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesi hava fotoğrafları fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (...veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır.
Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
19.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.