Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/2536 K.2025/2319
8. Hukuk Dairesi 2023/2536 E. , 2025/2319 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/64 E., 2023/50 K.
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada bozma ilamı sonrası yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmün davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Dava, Kadastro öncesi eklemeli zilyetlik ve mirasçılar arasında taksim nedenine dayalı tapu iptal ve tescil ilişkindir.
2008 yılında yapılan tesis kadastrosu sırasında dava konusu ... köyü 118 ada 1 parsel sayılı 180.046,16 m² yüzölçümündeki taşınmaz "ham toptak" vasfıyla hazine adına tescil edildiği, kadastro tespitinin 19.07.2008 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın hak düşürücü süre içine açıldığı görülmüştür.
Davacı vekili dilekçesinde özetle; Dava dilekçesine ekli krokide sınırları gösterilen ve üzerinde davacının evinin de bulunduğu taşınmazın 2008 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında komşu taşınmazlarla birleştirilerek 118 ada 1 parsel olarak Hazine adına tescil edildiğini, davacıya babasından, babasına da dedesinden kalan taşınmaz üzerinde yüz yılı aşkın süredir zilyetliğinin bulunduğunu iddia ederek ... köyü sınırları içinde Rasta mevkiinde davalı Hazine adına kayıtlı 118 ada 1 parsel sayılı taşınmazın ekli krokide gösterilen kısmına ilişkin tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karar Yargıtay 8. HD. 2013/1932 E.-2014/53 K. sayılı ve 13.01.2014 tarihli kararı ile bozulmuş, bozma kararı sonrası yeniden yapılan yargılamada Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar, Yargıtay 8.HD. 2018/728 E.-2020/5984 K.sayılı kararı ile kabulüne karar verilen bölümlerin tespit tarihinden geriye doğru en az kaç yıldır tarım arazisi olarak kullanıldığının açıklanmadığı, dava konusu taşınmazın niteliği ve kullanım süresi bakımından tereddüt oluştuğu, geriye dönük hava fotoğraflarından faydalanılarak zilyetliğin araştırması ve incelemesi ayrıca dava konusu taşınmazda bulunan yapı ve alanlara yönelik herhangi bir dava olup olmadığı araştırılıp, davalar var ise bunların dosya arasına alınması ve bu dava sonuçlarının da birlikte değerlendirilmesi gerekçesiyle bozulmuştur.
Yeniden yapılan yargılama sonunda Mahkemece; dava konusu çekişmeli taşınmaz bölümünde, gerek 1973,1984 tarihli hava fotoğrafları, gerek jeodezi ve ziraat bilirkişi raporları ile tespit tarihi olan 2008 yılından öncesinde davacının, ekonomik amaca uygun zilyetliğinin olduğu ortaya konulduğu, keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler ve tanıkların kullanıma ilişkin beyanları bilimsel verilere göre hazırlanan ziraat bilirkişi ve jeodezi bilirkişi raporları ile desteklendiği, bilimsel verilere göre hazırlanmış ve birbiri ile uyumlu teknik bilirkişi raporları ile yine bu raporlarla çelişki oluşturmayan mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına itibar edilerek, davacı ve öncesinde murisinin taşınmaz üzerinde en az yirmi yıl süren kesintisiz zilyetliğinin olduğu, zilyetlikle kazanılma koşullarının vücut bulduğu kanaat ve değerlendirmesiyle fen bilirkişisi raporunda (A) harfi ile gösterilen 2.231,71 m²'lik kısmının davalı Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile taşınmazın aynı ada üzerinden son parsel numarası verilmek suretiyle davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, karar verilmiştir.
Verilen karar davalı Hazine vekili tarafından; davacının zilyetlik ile imar ihya şartlarının oluşmadığı, Mahkemece eksik inceleme ve araştırmaya dayalı usul ve kanuna aykırı verilen kararın bozulması talebiyle temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan davalı Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
19.03.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.