Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2022/4426 K.2025/2322
8. Hukuk Dairesi 2022/4426 E. , 2025/2322 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1535 E., 2022/189 K
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2018/6 E., 2020/94 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespite itiraza ilişkin açılan davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin kararı istinaf etmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile karar kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun Ek 4 üncü maddesi çalışması yapılırken, 2 nci madde 2/B maddesi kapsamındaki taşınmazların orman haritalarında ve orman tutanaklarında zemin ile haritalar arasında fenni hata tespit edilmesi üzerine bu hataların giderilmesi amacıyla 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun'un (6292 sayılı Kanun) 11/10 uncu maddesi gereğince Kadastro Müdürlüğünce yapılan düzeltme çalışmasına askı ilan süresi içerisinde itiraza ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Antalya ili ... ilçesi ...Mahallesi 1499 parsel sayılı taşınmazın müvekkiline ait olduğunu, taşınmazı kapsar çalışma alanında 6292 sayılı Kanun gereğince orman kadastro çalışması yapıldığını, yapılan çalışma sonucunda müvekkiline ait taşınmazın yaklaşık 2.000 m²'lik kısmının orman sınırları içerisine alındığını, taşınmazın bulunduğu alanda 350-351-352 nolu OS noktalarının bulunduğu alanda düzeltme işleminin yapıldığını, yapılan işlemin mevzuata aykırı olduğunu, bu nedenlerle ...Mahallesi 1499 parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alanda 350-351 ve 352 OS noktalarında Kadastro Müdürlüğünce haksız yapılan düzeltme işleminin iptaline, 2.000 m²'lik kısmın müvekkili adına tesciline, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasını arz ve talep etmiştir.
Yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince; yapılan keşif, keşifte dinlenen tespit bilirkişiler ve mahalli bilirkişiler ve bilhassa yapılan keşif sonucu Mahkemeye sunulan hüküm kurmaya ve denetime elverişli fen bilirkişi raporunda, zeminde davacı tarafından kendisine ait olduğu iddia edilen alanın rapora ekli krokide A(475,62m²) harfi ile gösterildiği, ancak yine yapılan keşif sonucu Mahkemeye sunulan hüküm kurmaya ve denetime elverişli orman mühendisi bilirkişi raporunda izah edildiği üzere davacı tarafından talep edilen ve rapora ekli krokide (A) harfi ile gösterilen kısmın dava konusu düzeltme çalışmasından önce orman sınırları içerisinde kaldığı, yine düzeltme çalışmasından sonra talep edilen sahanın tamamının orman sınırları içerisinde kaldığı, hava fotoğraflarının incelenmesinde talep edilen sahanın tamamının orman alanı içerisinde kaldığı bu nedenle talep edilen sahanın evveliyatının orman olduğu ve yapılan düzeltme çalışmasının dava konusu parsel açısından mevzuata aykırılık içermediği anlaşılmakla açılan davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; "Dava, Orman Yönetimine yöneltilerek açılmış ise de dava konusu taşınmaz hakkında yapılan davaya konu kadastro çalışması Orman Yönetimi tarafından değil Kadastro Müdürlüğünce yapılmış olup, aynı kadastrosu çalışmasına itiraza yönelik açılan bir başka davada verilen hüküm hakkındaki Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 17/11/2016 tarihli 2016/12281 esas 2016/10867 karar sayılı ilamında, dava tapu maliki davacı tarafından yalnızca Hazineye yöneltilerek görülmüş ve verilen karar onanmış; yine aynı çalışma hakkında tapu maliki davacı tarafından Hazineye yöneltilerek açılan davanın temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay 20.Hukuk Dairesi'nin 13/05/2014 tarihli 2013/9690 esas 2014/5477 karar sayılı ilamıyla, "dava dilekçesinde Orman Yönetimine husumet yöneltilmediği, aynı Kanunun 124. maddesi uyarınca da tarafta değişiklik yapılmadığı, aynı Kanunun 59 ve 60. maddesi uyarınca da Hazine ile Orman Yönetimi arasında mecburi dava arkadaşlığı da bulunmadığı gibi, Orman Yönetimi aleyhine ayrı bir dava açılmadığı ve usûlünce verilmiş bir dilekçe ile de davaya katılımı bulunmadığına göre, davada taraf ehliyeti bulunmadığı, HMK.'nun geçici 3. maddesi atfıyla H.U.M.K.'nun 437. maddesi gereğince hükmü, ancak, davanın taraflarının temyiz edebileceği" gerekçesiyle Orman Yönetimi vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiş ve yalnızca davalı Hazinenin temyiz incelemesi yapılmış; dolayısıyla eldeki dava yönünden davanın Hazineye yöneltilmesinin gerekli ve yeterli olduğu, Orman Yönetimiyle Hazine arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığından dahil edilmesi de gerekmediğinden Orman Yönetimine husumet düşmediği anılan içtihatlarla ortaya konulmuştur. Açıklanan nedenlerle davanın Hazine yerine Orman Yönetimine yöneltilmiş olunması isabetsiz olup, aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaması nedeniyle Hazinenin davaya dahil edilmesi yoluyla taraf teşkilinin sağlanması da mümkün bulunmadığından, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerekirken esasına girilerek hüküm kurulması doğru olmadığından ve taraf teşkiline ilişkin bu durum kamu düzenine aykırılık kapsamında bulunduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu yönden kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine" karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından; 1499 parselin dava konusu olmadığı, davalarının 22/A çalışmasının hukuka uygun olup olmadığı hususunda olduğu, OS noktaları ile orman haritasının çakıştırılması gerektiği, hatalı bilirkişi raporuna dayanılarak verilen usul ve kanuna aykırı verilen kararın bozulması istemiyle temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 534,70 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
19.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.