Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/5115 K.2025/2328

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/5115 📋 K. 2025/2328 📅 19.03.2025

8. Hukuk Dairesi         2023/5115 E.  ,  2025/2328 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/449 E., 2023/846 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 12. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/143 E., 2022/393 K.
Taraflar arasındaki Orman Kadastro tespitine itiraz ve tescil talepli açılan davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava; Orman Kadastrosuna itiraz ve tescil talebine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu köyünde 766 sayılı Tapulama Kanunu hükümlerine göre yapılarak 1968 yılında kesinleşen tesis kadastrosu çalışması bulunduğu ve bu çalışmada dava konusu yerin tapulama harici alanda kaldığı; köyünde 3116 sayılı Kanun kapsamında yapılarak 1946 yılında kesinleşen ilk orman tahdit çalışmalarında orman tahdit sınırları içerisinde kaldığı;
Antalya Kadastro Mahkemesine sunduğu dava dilekçesiyle; davacının Antalya ili ...ilçesi Mahallesi adresinde bulunan 2.000,00 m²'lik yeri 24.02.2015 tarihli zilyetlik devir senediyle dava dışı ... 'dan satın aldığını, dava konusu taşınmazın 30 yıllık eklemeli olarak tarım arazisi olarak kullanıldığını, üzerinde ev ve su basmanı bulunduğunu, eve ait su aboneliği ve yapı kayıt belgesinin olduğunu, Orman Kadastro Komisyonu tarafından yapılan 2/B çalışmasında davacının kullanımında olan taşınmazın devlet ormanı olarak tespit edildiğini, taşınmazın orman vasfında olmadığını, ormana sınırının bulunmadığını ileri sürerek, dava konusu taşınmazın orman niteliğinde olduğu şeklinde yapılan tespite itirazlarının kabulüyle tespitin iptaline ve taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Antalya Kadastro Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "1-Davacı ...'nin 6831 sayılı Kanunun 3302 sayılı Yasa ile değişik 2/B maddesi kapsamında yapılan çalışmada dava konusu taşınmazın orman sınırları dışına çıkarılmasına yönelik talebi yönündün davasının hukuki yarar ve aktif dava ehliyeti bulunmadığından reddine, 2-Davacının dava konusu taşınmazın tesciline yönelik talebi yönünden davasının dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, mahkemenin görevsizliğine" karar verilmiş; karar davacı vekili tarafından istinaf edilmekle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8.H.D. 18.11.2021 tarihli 2021/1367 Esas 2021/1069 Karar sayılı kararıyla ve her iki istem hakkında da görevsizlik kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiş; bunun üzerine dosya Antalya 12. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilerek 2022/143 Esas sırasına kaydı yapılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; dava konusu taşınmazın en başından beri orman olmadığı iddiası ile tescil talebi ile açılan davada görevsiz mahkemece toplanan deliller nazara alındığında bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere hava fotoğraflarında taşınmazın orman olarak göründüğü ve aksinin de somut delillerle ispatlanamadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiş, verilen karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince;" 6831 sayılı Orman Kanununun 11. maddesi "Orman kadastro komisyonlarınca alınan kararlara ilişkin düzenlenen tutanak ve haritalar askı suretiyle otuz gün süre ile ilân edilir. Bu ilan ilgililere şahsen yapılan tebliğ hükmündedir. Tutanak ve haritalara karşı itirazı olanlar; askı tarihinden itibaren otuz gün içinde kadastro mahkemelerinde, kadastro mahkemesi olmayan yerlerde kadastro davalarına bakmakla görevli mahkemelerde dava açabilirler. İlan süresi geçtikten sonra, dava açılmayan kararlara ilişkin düzenlenen tutanak ve haritalar kesinleşir. Orman kadastro komisyonlarınca düzenlenen tutanak ve haritaların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak Hazine hariç itiraz olunamaz ve dava açılamaz." hükmünü içermekte olup, bu maddeye göre orman olarak tesbiti yapılıp kesinleşen tutanaklara karşı 10 yıllık hak düşürücü süre içinde zilyetliğe dayalı olarak da dava açılabileceğinin kabul edildiği; 3402 Sayılı Yasanın 12/3. ve 6831 Sayılı Kanun'un 11/1. maddesinde belirtilen hak düşürücü süreler kamu düzeniyle ilgili olup, hak düşürücü süre davanın görülebilirlik koşulu olduğundan, bir davada hak düşürücü sürenin bulunup bulunmadığının, davaya bakan hakim tarafından, tarafların istemi olmadan doğrudan gözönünde bulundurulması zorunlu olduğu; hak düşürücü süre geçmişse davanın esasının incelenemeyeceği; davacı, davasında haklı bile olsa hak düşürücü süre davanın özünü ortadan kaldırmış olduğundan o davanın esasına girilemeyeceği ve davanın dinlenemeyeceği; Somut davada orman kadastrosunun kesinleştiği tarih olan 1946 yılından itibaren 6831 sayılı Kanun'un 11. maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu, ilk derece mahkemesince davanın bu gerekçeyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle esastan reddine karar verilmiş olmasının yerinde olmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun gerekçe ve hüküm yönünden kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine" karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından; dava konusu taşınmazın müvekkili tarafından 2015 tarihli zilyetlik devir senedi ile satın alındığı, ev inşa edildiği, elektrik ve su aboneliği başladığı, taşınmazın 30 yıl öncesinden eklemeli zilyetlik ile kullanıldığı, taşınmazın ormanla ilgisi olmadığı, usule ve kanuna aykırı eksik araştırma ile verilen kararın bozulması istemiyle temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 345,55 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.