Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/3673 K.2025/2015

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/3673 📋 K. 2025/2015 📅 11.03.2025

8. Hukuk Dairesi         2023/3673 E.  ,  2025/2015 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2022/21 E., 2023/10 K.
Taraflar arasındaki davadan dolayı bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemesi kararı bir kısım davalılar vekili Avukat ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Ayancık ilçesi Bahçeli köyünde kain dava konusu 125 ada 1 parsel, 112 ada 25, 104, 151, 154 parsel sayılı taşınmazlar ölü ... ... adına tespit edilmiştir.
Davacı ... özetle; Sinop ili ... ilçesi ... köyünde kain 125 ada 1 parsel, 112 ada 154, 151, 104 ve 25 parsel sayılı taşınmazların mirasbırakan eşi ...'ün annesi ... ... adına tespit gördüğünü ancak eşinin çekişme konusu taşınmazların ikisini satış, birini ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle üç ayrı senetle annesinden aldığını, 27.06.1988 tarihli senedin dava konusu 125 ada 1 parsel, 112 ada 151 ve 154 parsel sayılı taşınmazları kapsadığı, 19.11.1993 tarihli senedin 112 ada 104 parsel sayılı taşınmazı kapsadığı, 20.12.1993 tarihli senedin ise 112 ada 25 parsel sayılı taşınmazı kapsadığını ileri sürerek, taşınmazların tespitlerinin iptali ile mirasbırakan eşinin mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Ayancık (Sinop) Kadastro Mahkemesinin 02.07.2004 tarihli ve 2004/18 Esas, 2004/120 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne, dava konusu 125 ada 1 parsel, 112 ada 25, 104, 151, 154 parsel sayılı taşınmazların tespitinin iptali ile ölü ... mirasçıları adına verasete iştirak olarak tapuya tesciline karar verilmiş; verilen hüküm davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 27.04.2022 tarihli ve 2021/3430 Esas, 2022/4133 Karar sayılı kararıyla "..Dosyanın incelenmesinde; davalı tarafa gönderilen dava dilekçelerinin “aynı evde yaşayan yeğeni ...’e" tebliğ edildiği, ...’ün davacı ...’ün oğlu olduğu, davalı tarafa gönderilen gerekçeli karar evrakının ise “aynı evde yaşayan ...’e” tebliğ edildiği ve ...’ün davacının kendisi olduğu anlaşılmıştır. Buna göre, dava dilekçesi ve gerekçeli kararın davalı tarafa usulüne uygun şekilde tebliğ edilemediğinden ve davalı tarafın hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilerek taraf teşkili sağlanmadan işin esası incelenerek sonuca gidilmesi doğru olmadığı.." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiş, karar düzeltme istemi de Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2022/5547 Esas, 2022/8252 Karar sayılı ilamıyla reddedilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda "... Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; herhangi bir tapu ve vergi kaydına dayanmayan çekişmeli parsellerin evvelinde tarafların ortak kök murisi ... ...'e ait olduğu, muris ...'nin, kadastro çalışmalarından önce, henüz sağlığında, vefatına kadar kendisinin bakımı ve gözetimiyle ilgilenen ve birlikte yaşadığı oğlu ...e; çekişmeli 112 ada 151 parsel, 125 ada 1 parsel ve 112 ada 154 parsel sayılı taşınmazları kapsadığı anlaşılan 27.06.1988 tarihli senetle, çekişmeli 112 ada 25 sayılı taşınmazı kapsadığı anlaşılan 20.12.1993 tarihli senetle ve çekişmeli 112 ada 104 sayılı taşınmazı kapsadığı anlaşılan 19.11.1993 tarihli senetle tasarrufta bulunarak zilyetliğini devrettiği, ...in çekişmeli taşınmazların zilyetliğini vefatına kadar ekonomik amaca uygun bir şekilde kullandığı gibi ...in vefatından sonra da taşınmazlar üzerindeki zilyetliğin sadece İsmail mirasçıları tarafından kadastro tespit tarihine kadar aralıksız ve nizasız olarak sürdürüldüğü, ...'nin, İsmail dışında kalan diğer mirasçılarının çekişmeli taşınmazlar üzerinde ne murislerinin sağlığında ne de kadastro tespitine kadar herhangi bir zilyetliklerinin olmadığı ve uzun yıllardan bu yana köyde yaşamadıklarının anlaşıldığı, her ne kadar davalılar vekilince, davacı tarafından sunulan senetlerdeki tasarrufların muvazaa olduğu savunulmuş ise de esasen kadastrodan önce tapu kaydına dayanmayan taşınmaz malların, taşınır mal hükmünde olup devrinin, tek başına zilyetliğin devri ile mümkün olduğundan, muvazaa iddiasının dinlenemeyeceği, hülasa, muris ...'nin sağlığında, yukarıda nitelikleri açıklanmış, keşifte uygulanmış ve çekişmeli taşınmazları kapsayan senetlerle zilyetliği münhasıran oğlu ...e devrederek tasarrufta bulunduğu, ...in devir tarihinden beri taşınmazları asli zilyet olarak kullandığı, bu zilyetliğin ...in mirasçıları tarafından da sürdürüldüğü, bu haliyle çekişmeli taşınmazların tereke malı olmaktan çıktığı anlaşıldığından, davacının davasında haklı olduğuna Mahkememizce kanâat edinilmiştir. Dava konusu taşınmazların tapuda tescilde olduğu ve bir kısmı ifraz edilerek el değiştirdiği anlaşıldığından 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 1. ve 40. maddeleri dikkate alınarak tapuda malik görünen kişiler adına tesciline ..." karar verilmesi gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ve iş bu karar, bir kısım davalılar vekili Avukat ... tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428. maddesi ile 439. maddesinin 2. fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
S O N U Ç: Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL nin temyiz edenlerden alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
11.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.