Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/4969 K.2025/1924
8. Hukuk Dairesi 2023/4969 E. , 2025/1924 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1163 E., 2023/844 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Balıkesir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/317 E., 2021/214 K.
Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Yörede 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre orman tahdidi 1946 yılında yapılmıştır. Daha sonra orman kadastrosunun aplikasyonu ve 2/B madde uygulaması 1989 yılında yapılmıştır.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Balıkesir ili Karesi ilçesi ... Kavak Boğazı mevkisinde bulunan davacıya ait tarlanın orman kadastrosu çalışması sırasında 2/B orman arazisi olarak tescil edildiğini, bu tescilin yolsuz ve hukuka aykırı olduğunu, 01.11.1975 tarihinde ...’dan satın almış olup buna ilişkin köy muhtarlığı mabeyin senedi bulunduğunu, bahse konu taşınmazı 45 seneyi aşkın bir süredir nizasız fasılasız işlemekte olduğunu, ancak kadastro çalışmaları sırasında taşınmazın orman arazisi olarak tescil edildiğini, 2/B statüsünde kadastro kaydı yapıldığını, tüm bu nedenlerle; davanın kabulü ile, dava konusu taşınmazın orman vasfından terkini ile tarla olarak davacı adına tapuda tesciline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; "Dava konusu taşınmazın; 1946 yılında 3116 sayılı Yasa ile 17 nolu Orman Tahdit Komisyonu tarafından tahdidi yapılmış ve sınırlan kesinleşmiş ... Devlet ormanlarından, 1989 yılında 3302 sayılı yasa ile değişik 6831 sayılı yasanın 2/B maddesi çalışmaları uyarınca nitelik kaybı nedeniyle Maliye Hazinesi adına orman sınırları dışına çıkarılmayan, Koca Koru Devlet Ormanı adı altında Orman vasfı ile Maliye Hazinesi adına tapuda tescilli Devlet ormanı sınırları içinde kalan, Orman sayılan alanlar içerisinde kaldığı anlaşılmakla" davanın reddine karar verilmiştir.
Davacılar vekili istinaf dilekçesince özetle; kararın hukuka aykırı olduğunu, taşınmazın davacı ...'nun dedesinden babasına miras kalan, akabinde onun babasından köy mabeyin senedi ile satın aldığı bir taşınmaz olduğunu, dinlenen tanıkların da bu hususu doğruladığını, redde karar verilmesinin mülkiyet hakkının ihlali anlamına geldiğini, davanın açıldığı tarihte davacının 45 seneden bu yana nizasız fasılasız malik konumunda olup bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere davaya konu taşınmaz üzerinde 400 civarında ceviz ağacı ve 50/60 yaşlarında 3 tane de armut ağacı bulunduğunu, taşınmazın orman vasfına haiz olmadığını, dedesinin bu taşınmazda uzunca yıllar tarım yapmış, resmi senet niteliğindeki mabeyin senedi ile davacının bu taşınmazı babasından satın almış ve uzunca yıllar zilyetliğini sürdürdüğünü öne sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince; "İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, bilindiği üzere kesinleşen orman tahdit sınırları içinde kalan taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğundan kuşku bulunmamasına, davacının 1975 tarihli senede dayanılarak satın alma iddiasında bulunmasına göre satın alındığı tarih itibariyle orman vasfı ile kayıtlı bulunan taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile kazanılması olanaklı olmadığı gibi bir an için davacının eklemeli zilyetliğinin daha önceki tarihlerden beri var olduğu öne sürülse bile taşınmazın orman olarak sınırlandırılmasına dair orman tahdidinin kesinleştiği tarih ile dava tarihinde arasında hak düşürücü sürenin dahi geçmiş bulunmasına göre davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından" davacılar vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
Davacılar vekili istinafta öne sürdüğü gerekçelerle temyiz talebinde bulunmuştur.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 345,55 TL'nin temyiz eden davacı ...'den alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.