Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/3025 K.2025/1806

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/3025 📋 K. 2025/1806 📅 05.03.2025

8. Hukuk Dairesi         2024/3025 E.  ,  2025/1806 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/46 E., 2020/12 K.
KARAR : Davanın kısmen kabul kısmen reddi
KARAR DÜZELTME İSTEYEN : Davacı Hazine vekili
Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı Hazine vekili ve asli müdahil Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairenin 19.12.2023 tarihli ve 2021/12887 Esas, 2023/6598 Karar sayılı ilamı ile İlk Derece Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir.
Davacı Hazine vekili tarafından Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
İlk Derece Mahkemesinin vermiş olduğu önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup uyulan bozma ilamında özetle; “Müdahale talebinde bulunan Orman İdaresinin temyiz istemi yönünden; Orman İdaresinin usulüne uygun bir katılımı veya usulünce açılmış bir davası bulunmadığı anlaşıldığından temyiz dilekçesinin reddi gerektiği, davacı Hazinenin temyiz itirazları yönünden; Mahkemece yapılan araştırma ve uygulamanın hüküm vermeye yeterli olmadığı, davalının dayanağı tapu kayıtlarının ilk oluşumundan itibaren getirtilerek, yöntemince taşınmaza uyup uymadığının saptanmadığı, ormancı bilirkişi tarafından taşınmazın konumunun hava fotograflarında gösterilmediğinden raporunun denetlenemediği, bu nedenle Mahkemece usulüne uygun orman araştırması yapılması, dayanak tapu kayıtlarının tüm tedavülleriyle getirilerek uygulanması ve gerekmesi halinde zilyetlik araştırması yapılması gerektiği" gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; keşif ve keşif sonucu oluşa uygun yeterli denetime açık bilimsel esaslara dayalı krokili bilirkişi raporları, mahalli bilirkişi beyanları değerlendirildiğinde; dava konusu taşınmazların davalılar adına tespit gördüğü, kadastro-fen ve orman bilirkişilerinin sunmuş olduğu raporlara göre, dava konusu 101 ada 182 parsel sayılı taşınmaz haricindeki tüm taşınmazların tamamının orman amenejman planı, meşçere haritası, memleket haritası ve hava fotoğraflarına göre orman alanı dışında kaldığı, orman bütünlüğünü bozmadığı orman tahdit alanı dışında kaldığı ve orman sayılmayan yerlerden olduğu, davalının dayanak tapu kayıtlarının mevcut olduğu aksi düşünülecek olsa dahi tespitin yapıldığı 2003 yılına kadar 20 yıllık sürenin geçmiş olduğu, zilyetlikle kazanma koşullarını sağladığı nitekim davalının dayanak tapu kayıtlarının da mevcut olduğu, dava konusu 101 ada 182 parsel sayılı taşınmazın 01.12.2016 havale tarihli teknik bilirkişi raporuna ekli krokide (a) harfi ile gösterilen 892,32 metrekare alanının ise orman yüksek mühendislerinin raporlarında açıkça belirttiği gibi orman sayılan yerlerden olduğu, tapu ve zilyetlikle ormandan yer kazanma olanağı bulunmadığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, ... ili .. ilçesi .. köyü 101 ada 182 parsel sayılı taşınmazın 01.12.2016 havale tarihli teknik bilirkişi raporuna ekli krokide (a) harfi ile gösterilen 892,32 metrekare alanın tapusunun iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tesciline, aynı yer 101 ada 97 parsel, 101 ada 179 parsel, 101 ada 121 parsel ve 101 ada 280 parsel açısından reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı Hazine vekili ve asli müdahil Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dairemiz tarafından Mahkemenin vermiş olduğu kararın onanmasına karar verilmiştir. Onama ilamına karşı davacı Hazine vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
1. Davacı Hazine vekilinin 101 ada 97 ve 101 ada 280 parsellere ilişkin karar düzeltme taleplerinin; dosya kapsamına ve Yargıtay ilâmında açıklanan gerektirici sebeplere göre, yerinde olmayan ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 440. maddesinde yazılı hallerden hiçbirisine uymayan karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir.
2. a) Davacı Hazine vekilinin 101 ada 121 parsele ilişkin karar düzeltme talebi yönünden; dosya kapsamında alınan 14.07.2016 tarihli orman yüksek mühendisi bilirkişilerin ortak raporunda, orman tahdit krokisi ile kadastral paftanın çakıştırıldığı, kesinleşen tahdidin 3911 -3912 nolu O.S. noktalarını birleştiren orman sınır hattının düz bir hat olduğu, kadastroca ölçülerek tespiti yapılan dava konusu 101 ada 121 parselin kuzey sınırının bu kesinleşmiş orman sınır hattını geçerek (a) harfi ile gösterilen 78,99 metrekarelik bölümünün kesinleşmiş orman tahdidine göre İstihkamtepe Devlet Ormanının içinde kaldığı tespit edildiğine göre tahdidin içinde kalan kısım yönünden Hazinenin davasının reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
b) Davacı Hazine vekilinin 101 ada 179 ve 101 ada 182 parsellere ilişkin karar düzeltme talepleri yönünden ise; her iki taşınmazın kadastro tutanağı incelendiğinde "08.04.1981 tarih sıra: 24 cilt : 50 syf : 35 10000 metrekare" aynı dayanak tapu kaydına istinaden davalı adına tespit ve tescil edildikleri görülmüştür. Dayanak tapu kaydının hudutları kuzeyde dere, doğuda çatak ile batı ve güneyde ise orman olup gayri sabit sınırlıdır. Dosya kapsamında alınan 18.11.2016 tarihli fen bilirkişi raporunda; 101 ada 179 parselin 6215,09 metrekare, doğusunun yol diğer hudutlarının orman olduğu, 182 parselin ise 10858,85 metrekare güneyi kısmen şahıs (ki bu parsel hali hazırda Hazine adına orman vasfıyla kayıtlıdır) kalan hudutlarının tamamının orman olduğ , 101 ada 179 ve 182 parselin bir bütün olarak tedavülleri ile birlikte uygulanan tapu kaydının dava konusu taşınmazları bir bütün olarak kapsadığı ve tapu kaydına istinaden kullanıldığı, orman bilirkişileriyle yapmış oldukları ölçüm ve inceleme neticesinde 182 parselin (a) harfi ile gösterilen 892,32 metrekarelik kısmının eylemli orman olduğu, kalan kısımlarının tarım arazisi olarak dayanak kaydın kapsamında kaldığı, ayrıca 1965 yılında yapılan ve kesinleşen orman tahdit çalışmalarında tapu kayıtlarına binaen 179 parselin CLXXXVI, 182 parselin ise CLXXXV iç parselleri içerisinde orman sayılmayan alanda kaldıkları tespit edilmiş ve Mahkemece bu raporlar doğrultusunda karar verilmişse de fen bilirkişi raporuna ekli kroki ve diğer raporlar incelendiğinde; 101 ada 179 parsel ile 182 parsel sınırlarının birbiri ile bağlantısının olmadığı, 182 parselin tam orta kısımının (a) harfi ile gösterildiği ve orman olarak tespit edildiği kalan sağ ve sol bölümlerinin orman olmadığı belirlenerek gerçek kişi üzerinde bırakıldığı görülmüş olup tapu miktarından fazla yerin davalı üzerinde bırakıldığı tespit edilmiştir. O halde Mahkemece tapu kaydı tam olarak uygulanıp tapu kaydında belirtilen miktar olan 10.000 metrekarenin nereye uyduğunun tereddüte mahal vermeyecek şekilde belirlenmesi, 10.000 metrekare yerin davalı üzerinde bırakılması, miktar fazlasının ormandan açıldığının kabulü gerekirken eksik araştırma inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Kabule göre de; 101 ada 182 parselin (a) harfli gösterilen kısımdan hariç 2 ayrı parçaya ayrıldığı ve bağlantılarının bulunmadığı gözetildiğinde davalı üzerinde bırakılan bu 2 parçanın her biri için ayrı ayrı parsel numarası verilmek suretiyle tescil hükmü kurulması gerekirken hiç hüküm kurulmaması da doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle; davacı Hazine vekilinin 101 ada 97 ve 280 parsellere ilişkin karar düzeltme taleplerinin REDDİNE,
Yukarıda 2 (a) ve 2 (b) bentlerinde açıklanan nedenlerle davacı Hazine vekilinin 101 ada 179, 182 ve 121 parsellere ilişkin karar düzeltme taleplerinin, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı Kanun'un 442/3. maddesi gereğince kabulüne; Dairemizin 19.12.2023 tarihli ve 2021/12887 Esas, 2023/6598 Karar sayılı onama ilamının bu parsellere ilişkin kısmının KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi hükmünün yukarıda belirtilen gerekçelerle 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
05.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.