Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2022/6980 K.2025/1741
8. Hukuk Dairesi 2022/6980 E. , 2025/1741 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/248 E., 2022/133 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine
TEMYİZ EDENLER : Davalı Hazine vekili, davalı ... İdaresi vekili, davalı ... Belediye Başkanlığı vekili ve davacı ... vekili
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tapusuz taşınmazın tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar Hazine, Orman İdaresi, ... Belediye Başkanlığı ve davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ..., ... köyü çalışma alanında bulunan ve kadastro sırasında tespit harici bırakılan taşınmaz hakkında, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Feri Müdahil ... ve ... ... Ltd. Şti vekili dilekçesinde, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713 ve Kadastro Kanunu'nun 14 üncü maddesindeki yasal şartların oluşmadığını, söz konusu yerin maden ruhsatına tabi olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonucu davanın kısmen kabul kısmen reddine, 27.05.2015 tarihli rapor ve krokide (A) harfi ile gösterilen 10.181,61 metrekarelik alan ile aynı rapor ve krokide (b1), (b5), (b6) harfleri ile gösterilen 28.826,65 metrekarelik alanın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiş; hüküm, davalılar Hazine, Orman İdaresi ile davacı vekillerince temyiz edilmiş, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 04.06.2021 tarihli ve 2020/10586 Esas, 2021/4853 Karar sayılı ilamı ile; sair hususlar incelenmeksizin hükmün "Aydın Büyükşehir Belediyesinin davada taraf koşulunun sağlanması" gereğine değinilerek bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu; davanın kısmen kabulü ile: Aydın ili ... ilçesi ... Mahallesi, Kenkeliboğaz mevkiinde bulunan kadastro bilirkişilerinin 27.05.2015 tarihli rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen 10.181,61 metrekarelik alanın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, aynı rapor ve krokisinde (b-1), (b-5), (b-6) harfleri ile gösterilen 28.826,65 metrekarelik alanın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiş; hüküm, davalılar Hazine, Orman İdaresi, ... Belediye Başkanlığı ile davacı ... vekillerince temyiz edilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297 nci maddesinde, mahkeme kararının neleri ihtiva edeceği ayrıntılı şekilde belirtilmiştir. Belirtilen kanun hükmüne göre, hükümde tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini içermesi gerektiği halde davaya fer'i müdahil olarak katılan ... asıl davacı ... ile birlikte davacı olarak yazılmış, hüküm kısmında da dava konusu taşınmazın "davacı adına tesciline" yazılarak taşınmazın kimin adına tescil edileceği konusunda infaza elverişli hüküm kurulmamıştır.
Ayrıca Mahkemece dava konusu taşınmazların bir kısmının 3 üncü derece arkeolojik sit alanı olduğu ve zilyetlikle kazanılmasının mümkün olmadığı gerekçesi ile davanın kısmen reddine karar verilmişse de; bir taşınmazın salt arkeolojik sit alanında kalması, onun kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle veya diğer bir mülkiyet belgesiyle iktisabına engel değildir. Koşullarının oluşması durumunda böyle bir yerin edinilmesi mümkün olabilir. Ne var ki; 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu hükümleri açısından Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Bir taşınmazın kültür ve tabiat varlığı niteliğinde olup olmadığını belirleyen merci Kültür Bakanlığına bağlı kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurullarıdır. 2863 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinde tarif edilen, taşınmaz içerisinde kültür varlıklarından sayılan yerlerin bulunup bulunmadığı, varsa bunların korunma alanları ve 7 nci maddeye göre bunların tespitlerinin yapılıp yapılmadığı ve “taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları yüksek kurulu” tarafından tescil edilip edilmediği anılan kurumdan sorulmadan ve bu konudaki kurul kararı getirilmeden, arkeolog bilirkişi incelemesi yapılmadan hüküm kurulması doğru değildir.
23.07.1983 tarihinde yürürlüğe giren 2863 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin 1 inci fıkrasının değişiklikten önceki ilk halinde korunması gerekli kültür ve tabiat varlıkları ile bunların koruma alanlarının zilyetlikle kazanılamayacağı kabul edilmiştir. Daha sonra 14.7.2004 tarihli ve 5226 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile 2863 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin 1 inci fıkrasının 2 nci cümlesi değiştirilmiş, maddeye koruma alanlarından sonra gelmek üzere sit alanları sözcüğü ilave edilmiştir. Böylelikle sit alanlarının da olağanüstü zamanaşımı ve zilyetlikle kazanılması yasaklanmıştır.
Ne varki, 22.5.2007 tarihinde kabul edilen ve 30.5.2007 tarihinde yürürlüğe giren 5663 sayılı Kanunla 2863 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin 1 inci fıkrasının 2 nci cümlesi değiştirilmiş “ Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurullarınca Birinci Grup olarak tescil ve ilan edilen kültür varlıklarının bulunduğu taşınmazlar ile birinci ve ikinci derece arkeolojik sit alanlarındaki taşınmazlar zilyetlik yoluyla iktisap edilemez” hükmüne yer verilmiş ve böylelikle zilyetlikle kazanma bakımından hüküm değiştirilerek zilyetler lehine yeni bir düzenleme getirilmiştir.
Bu yeni düzenlemeye göre, üzerinde Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurullarınca Birinci Grup olarak tescil ve ilan edilen kültür varlıklarının bulunmaması koşuluyla, doğal sit alanları ile 3 üncü derece arkeolojik sit alanlarında bulunan taşınmazların diğer koşullar da oluştuğu takdirde zilyetlikle kazanılmaları mümkün hale gelmiştir.
Bundan başka dava konusu taşınmazın üzerinde bulunan ağaçların bi kısmının aşılı olduğu belirlenmiş olmasına rağmen bilirkişilerce ağaçların aşı yaşları belirtilmemiş, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde imar planı olup olamdığı araştrılmamış, en eski ve dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait hava fotoğraflarında streoskopik inceleme yapılmak sureti ile taşınmazların o tarihteki niteliği, üzerinde bulunan ağaçların cinsi yaşı dağılımı tasarruf sınırlarının olup olmadığı gibi hususlar araştırılmamış,taşınmaz sınırında dere olduğu halde jeolog bilirkişi incelemesi yapılmak sureti ile taşınmazın dere yatağında bulunup bulunmadığı, derenin etkisi altında kalıp kalmadığı da belirlenmemiştir.
O halde mahkemece, davanın devamı sırasında çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde arazi ve orman kadastrosu yapılıp yapılmadığı araştırılmalı, yapılmış ve dava konusu taşınmaz için kadastro tutanağı düzenlemişse, davaya kadastro mahkemesinin bakacağı düşünülerek görevsizlik kararı verilmeli, orman kadastrosu yapılmış ve taşınmaz orman sınırı içine alınmışsa, davanın aynı zamanda orman kadastrosuna itiraza dönüşeceği ve mülkiyet ilişkin dava elde tutularak orman kadastrosuna itiraz davası bakımından görevsizlik kararı verilmeli, mülkiyet davasında orman kadastrosuna itiraz davası bekletici mesele yapılmalı, dava konusu taşınmaz için kadastro çalışması yapılmadığının anlaşılması halinde ise; davacı lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yolu ile taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi için çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde uygulama veya nazım imar planı yapılıp yapılmadığı, yapılmışsa hangi tarihte yapılıp kesinleştiği ve dava konusu taşınmazın plan kapsamında kalıp kalmadığı Belediye Başkanlığı ve İl İdare Kurulu’ndan sorulmalı, imar planının çekişmeli taşınmaza ilişkin kısmının onaylı bir örneği temin edilmeli, çekişmeli taşınmazın imar planı kapsamında kalması halinde imar planının onaylandığı tarihten, imar planı kapsamı dışında kalması halinde ise dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ve en eski yıllara ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereskopik hava fotoğrafı, bu fotoğraflardan yararlanılarak üretilmiş memleket haritaları, aynı dönemlere ilişkin uydu fotoğrafları, fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftalar ilgili kurumlardan getirtilerek dosya arasına konulmalı, bölgeye ait sit haritası ve kurul kararı Aydın Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’ndan temin edilmeli, dosya bu şekilde ikmal edildikten sonra da mahallinde elverdiğince yaşlı, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile fen, jeolog, arkeolog, jeodezi ve fotogrametri uzmanı, orman mühendisi ve ziraat mühendisi katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır.
Yapılacak keşifte, çekişmeli taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, imar-ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadığı, kimden kime nasıl intikal ettiği, kim tarafından, ne zamandan beri ve ne suretle kullanıldığı, sürdürüldüğü iddia olunan zilyetliğin ekonomik amaca uygun olup olmadığı, öncesi itibariyle imar-ihyaya muhtaç yerlerden ise taşınmazın ne şekilde imar-ihya edildiği ve imar-ihya çalışmalarının hangi tarihte tamamlandığı hususlarında yerel bilirkişi ve tanıklardan maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanakları ve dayanakları ile denetlenmeli, beyanlar arasındaki çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli; ziraat mühendisinden, komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde çekişmeli taşınmazın kullanım biçimini, üzerinde bulunan ağaçların yaşlarını, cinslerini, ağaçlardan aşılı olanların aşı yaşlarının olduğunu, zilyetlik süresini, toprak yapısını, eğimini ve bitki desenini açıklayıp tarımsal niteliğini belirten, varsa imar-ihya çalışmalarının ne şekilde yapıldığını ve tamamlandığı tarihi ortaya koyan, taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş ayrıntılı rapor alınmalı; jeolog bilirkişiden, çekişmeli taşınmazın dere yatağından kazanılıp kazanılmadığı, halen aktif dere yatağında kalıp kalmadığı ve aktif dere yatağında kalmıyor ise derenin etkisi altında kalan yerlerden olup olmadığı hususlarında ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen ve arkeolog bilirkişiler aracılığıyla, taşınmazın orijinal paftası ile sit haritaları çakıştırılarak taşınmazın konumu tam olarak belirlenmeli, bilirkişilerden çekişmeli taşınmazın sit alanı içinde kalıp kalmadığı, kalıyor ise hangi nitelikteki sit alanı içerisinde kaldığına dair krokili ve denetime elverişli ayrıntılı rapor alınmalı; orman ve jeodezi -fotogrametri uzmanı bilirkişiye yukarıda belirtilen hava fotoğrafları üzerinde steroskop aletiyle inceleme yaptırılarak, çekişmeli taşınmazın fotoğrafların çekildiği tarihlerdeki niteliği, kullanım şekli ve varsa imar-ihya çalışmasının tamamlanıp tamamlanmadığı hususlarında rapor aldırılmalı, yapılacak inceleme sırasında memleket haritaları ve uydu fotoğraflarından da yararlanılmalı; fen bilirkişisine, keşfi takibe ve denetlemeye imkan verir ayrıntılı rapor ve kroki düzenlettirilmeli, çekişmeli taşınmazların yakın plan panoramik fotoğrafları çektirilerek sınırları fotoğraflar üzerinde işaretlenmeli, çekişmeli taşınmazın imar planı kapsamında kalması halinde imar planının onaylandığı tarih itibariyle, imar planı dışında kalması halinde ise dava tarihi itibariyle davacı taraf yararına 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü ve 17 nci maddelerinde yazılı imar-ihya ve zilyetlikle kazanım koşullarının oluşup oluşmadığı duraksamasız şekilde saptanmalı,taşınmazın 3 üncü derece sit alanında kaldığının belirlenmesi halinde bu durumun taşınmazın zilyetlikle kazanılmasına engel teşkil etmeyeceği de düşünülerek bundan sonra da toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle;
Davalılar Hazine, Orman İdaresi, davalı ... Belediye Başkanlığı ve davacı ...' un temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
İstek halinde peşin harcın temyiz eden davalı ... Belediye Başkanlığı ve davacı ...'a iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
04.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.