Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2022/3623 K.2025/1617
8. Hukuk Dairesi 2022/3623 E. , 2025/1617 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 1998/65 E., 2021/17 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; Hazinenin davasının kabulüne, diğer davacılar ile asli müdahillerin davasının reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının duruşma yapılması suretiyle Yargıtayca incelenmesi ... ve diğerleri vekili, ... ... ve diğerleri vekili, ... ve diğerleri vekili tarafından, duruşma talebi olmaksızın ... ... ve ... Köyü (...) Tüzel Kişiliği tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 25.02.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden ... ve müşterekleri vekili Avukat ... ile karşı taraftan Hazine vekili Avukat ... ... geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; işin esası incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 27.02.2025 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadirli ilçesi ... (...) köyü çalışma alanında bulunan 45 parsel sayılı 95.000,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, ... ve paydaşlarına ait tapu ile ... ve paydaşlarına ait tapu kaydının dava konusu parsele uyduğu, hangi tapu kaydına değer verileceğinin Mahkemece değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek tespit edilmiştir. Hazine, ... ile oğlu ... tespite itiraz etmişlerdir. Tutanağın Kadirli Gezici Arazi Kadastro Mahkemesine devredilmesi üzerine, 1958/324 Esas sayısında başlanan yargılamada 46 numaralı parselin dava konusu olduğu 1958/325 esas sayılı dosya ile birleştirilmesine karar verilmiş, sonrasında, aynı dosyadan tefrik edilerek 1976/56 Esas sayısında devam eden yargılamada, 08.12.1976 tarihli karar ile dava konusu 45 numaralı parselin tapulama tespitinin tamamlanmamış sayılmasına ve dosyanın Tapulama Müdürlüğüne iadesine karar verilmiş, kararın Yargıtay (kapatılan) 7. Hukuk Dairesinin 08.05.1978 tarihli ilamı ile bozulması üzerine, Kadirli Tapulama Mahkemesinin 1979/82 Esas numarasında devam olunan yargılamada ... dava konusu parselde zilyetliğinin bulunduğundan bahisle davaya katılmıştır. ... mirasçıları bu parsel için, Mayıs 1946 tarihli ve 1 numaralı tapu kaydına dayanmış, davaya katılan ... mirasçıları ise Mart 1926 tarihli ve 6 numaralı tapu kaydına dayanmıştır. Yapılan yargılama sonunda, Hazinenin davasının reddine, 45 numaralı parselin 70.300 m²'lik kısmının Kastal soyisimliler adına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine istinaden, 21.700 m²'lik kısmının ise yine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine istinaden ... soyisimliler adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, Yargıtay (kapatılan) 7. Hukuk Dairesinin 14.12.1983 tarihli ilamı ile tapulama tespitine itiraz eden kişinin Hazineyi temsile yetkili olmadığı, açılan davaya da Hazineyi temsile yetkili kişinin katılmadığı, bu sebeple Hazine adına kesin hüküm teşkil edecek şekilde hüküm kurulamayacağı belirtilerek kararın bozulması ile 1984/987 Esas numarasında devam olunan yargılamada Hazinenin davaya asli müdahillik talebinin kabulüne karar verilmiş, 15.12.1998 tarihli karar ile dosyanın, 46 numaralı parselin dava dosyası olan 1998/65 Esas sayılı dosya ile birleştirilmesine karar verilmiştir..
Kadirli ilçesi ... (...) köyü çalışma alanında 46 parsel sayılı 319.600,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise, 04.10.1954 tarihinde, Kuzey tarafı 10 yıl, ... tarafı da 15 yıl evvel köy namına tarla haline getirilmesi, ...'nin ibraz ettiği Mayıs 1946 tarih 1 nolu tapu kaydının bu taşınmazı kapsamadığı, ibraz edilen 1937 tarih 88 tahrir nolu vergi kaydının taşınmaza uyduğu, fakat yerin kimsenin zilyetliğinde olmaması ve davalı olması nedeniyle Hazine adına tespit edilmiştir. (Tespitten önce Asliye Hukuk Mahkemesine ... Köyü Muhtarlığınca ... Kalli ve ... aleyhine açılan 1952/162 Esas numaralı ve ... Kalli tarafından ... aleyhine karşı açılan 1952/34 Esas numaralı meni müdahale davaları Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.) ..., ..., ... Kalli ve diğerlerinin itirazı üzerine tutanak Kadastro Mahkemesine intikal ederek dava 1958/325 Esas numarasını almıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, tutanak usulüne uygun düzenlenmediğinden 08.12.1976 tarihinde tutanak ve eklerinin Tapulama Müdürlüğüne iadesine karar verilmiş, 25.07.1983 tarihinde yeniden tutanak düzenlenerek taşınmazın bataklık ve sazlık iken 1950 yıllarında tüm köylülerce tarla haline getirildiği, tarafların zilyetlik süresinin iktisabı yeterli süreye ulaşmadığı gerekçesi ile ilk tespitte olduğu gibi öncesinin davalı olduğu gösterilmeyerek Hazine adına tespit edilmiştir. ... ile ... ve ...'ün itirazları üzerine, Tapulama Komisyonunun kararı ile diğer itirazların reddine, ...'nin itirazının kabulüne, taşınmazın ... mirasçıları adına tespitine karar verilmiştir. ... taşınmazın 50 dönümlük bölümünün ... mirasçıları adına tescili istemi ile 1937 tarihli ve 99 tahrir nolu vergi kaydına istinaden, Hazine taşınmazın adlarına tescili istemiyle tapu ve vergi kayıtlarının taşınmazı kapsamadığı ve kişilerin zilyetliğinin de iktisap sağlar süreye ulaşmadığı iddiasına dayanarak dava açmışlardır. Yargılama sırasında ... Köyü Tüzel Kişiliği taşınmazın öncesinin mera olduğu iddiası ile davaya katılmıştır.
Mahkemece 11.04.1996 tarihli ve 1984/978 Esas, 1996/32 Karar sayılı karar ile; davaların reddine, 46 parsel sayılı taşınmazın Mayıs 1946 tarihli ve 1 numaralı tapu kaydı, vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile davalı ... ve mirasçıları adına tesciline karar verilmiş, hükmün, davacılar Hazine, ... , ... varisleri vekili ve müdahil ... Köyü Tüzel Kişiliği tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 16.10.1997 tarihli ve 1997/4019 Esas, 1997/4442 Karar sayılı ilamı ile; "Mahkemece çekişmeli parselin davalı tarafın dayandığı tapu kaydı ile vergi kaydı kapsamında kaldığı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğinin davalılar yararına oluştuğu kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hükme yeterli değildir. Davalı tarafın dayandığı tapu kaydının dava dışı 44 ve 45 numaralı sayılı parsellere de revizyon gördüğü, 45 sayılı parsele ilişkin olarak açılan davanın Kadastro Mahkemesinin 1984/987 Esasında derdest olduğu, 44 sayılı parsele ilişkin olarak Asliye Hukuk Mahkemesinde davanın görülmekte bulunduğu saptanmıştır. Davalı tarafın dayandığı tapu kaydında batı yönünde belirtilen yol sınırı belirli olmadığından bu kaydın sabit sınırlı olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Öte yandan, davalı tarafın dayandığı 87 ve 88 tahrir numaralı vergi kayıtları 1937 yılında ihdas olunmuştur. Buna karşılık köy tüzel kişiliği ile kişiler arasındaki çekişmeli parseller ile ilgili uyuşmazlık 1952 yılında doğmuş ve aynı yıl Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olmuştur. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1952/162 Esas sayılı davasının köy tüzel kişiliği tarafından ... ve ... aleyhine, 1952/34 sayılı davanın ise ... tarafından ... Ekmekçioğlu aleyhine açıldığı ve davaların birleştirildiği anlaşılmaktadır. Kadastro tespiti sırasında çekişmeli parsel davaya konu olduğuna göre taşınmazın geometrik ve hukuki durumunun kadastro hakimi tarafından belirlenmesi ve gerçek hak sahipleri adına tescil kararı verilmesi gerekir. Gerek kadastro ekibi tarafından ve gerekse tapulama komisyonu tarafından malik belirlenmesinin hukuki geçerliliği bulunmamaktadır. Taşınmaz dava konusu olduğuna göre, zilyetlikle ilgili değerlendirilmelerin de 1952 yılına göre yapılması gerekir. Zira, o tarihte çekişme olduğuna göre, ondan sonraki zilyetlikler iktisap sağlayıcı nitelikte değildir. Öte yandan, zilyetlikle birleşmeyen vergi kaydına değer verilmesi mümkün olmadığı gibi, vergi kayıtlarının ihdas tarihinden tespit tarihine kadar 20 yıllık süre geçmediğinden ve vergi kayıtları sınırları da değişebilir nitelikte bulunduğundan, kayıt miktar fazlası yönünden zilyet olan kişiler yararına iktisap şartlarının oluştuğundan da söz edilemez. Çekişmeli parselin güney tarafında bulunan 41, 42, 43 numaralı parsellerin de dava konusu olup olmadığı araştırılmamış, taraflarla ilgisi bulunup bulunmadığı üzerinde durulmamış, sözü edilen parsellerin bu parsellerden bölünüp bölünmediği konusunda yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı ayrıntılı ve gerekçeli bilgi alınmamış, 1952 yılından önceki tarihlere ait askeri harita örneği getirtilmek suretiyle gölün hangi tarihte kurutulduğu belirlenmemiş, gölün kurutulma tarihi kesin olarak saptanmamıştır. Dava konusu 45 sayılı parsel davalı olduğuna ve davalı taraf aynı kayıtlara dayandığına göre her iki davanın birleştirilmesinin zorunlu olduğu düşünülmemiştir. Dava dıyı 44 sayılı parsele ilişkin davanın sonucunun da beklenmesi, kayıt kapsamının belirlenmesinde o parselin de dikkate alınması gerekmektedir. Mahkemece bu yön üzerinde durulmamıştır. Ayrıca, 44,45,46 parsellerle birlikte davalılar adına tespit gördüğü anlaşılan 41,42,43 numaralı parselleri dıştan çevreleyen tüm komşu parsellere ait tutanak suretleri ve dayanakları tesislerinden itibaren getirtilmemiş, mahalline uygulanmak suretiyle bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmemiştir. Zilyetliğin başlangıç tarihi ve sürdürülüş biçimi konusundaki değişik tarihlerde yapılan keşiflerde dinlenen bilirkişi ve tanık beyanları açkça çeliştiği halde mahkemece çelişkiler üzerinde durulmamış, zilyetlik konusunda yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı ayrıntılı ve gerekçeli bilgi alınmamıştır." hususlarına değinilerek bozulmuştur.Mahkemece bozmaya uyma kararı verilerek yeniden yapılan yargılama sırasında, ... 1999 yılında sunduğu dilekçe ile parselin babasından kaldığını iddia ederek davaya katılmıştır.
Mahkemece, her iki taşınmaza ilişkin (dava konusu 45 ve 46 parsel sayılı taşınmazlar) davanın birleştirilerek yapılan yargılaması sonucunda; ... soyadlıların iddiasına esas Mayıs 1946 tarihli ve 1 numaralı tapu kaydının batı hududunda okunan "yol" hududunun, mahallinde icra edilen keşiflerden anlaşılacağı üzere evveliyatta bulunduğu beyan edilen ancak zeminde mevcut olmayan ve bu sebeple belirli olmadığı kabul edilmesi gereken bir hudut olduğu, kadim olmayan yol hududunun bu sebeple değişebilir, bir başka deyişle genişletilebilir olup sabit nitelikte olmadığı, iddiaya esas mayıs 1946 tarihli ve 1 numaralı tapu kaydının da miktarı ile geçerli olduğu ve dava dışı 44 numaralı parsele revizyon gördüğü, dava dışı 44 numaralı parselin dava dosyasındaki onanarak kesinleşen kararın incelenmesinden iddiaya esas mayıs 1946 tarihli ve 1 numaralı tapu kaydının 44 numaralı parsel ile 45 numaralı parseli kapsadığının belirtildiği, ancak bu tapu kaydının yüzölçümü olan 519 dönümün tesis tapusunun tarihi itibari ile bir dönümünün 919 m²'den tahvili ile 476.961 metrekare olup kaydın bu miktar ile geçerli olacağı, kaydın revizyon gördüğü dava dışı 44 numaralı parselin ise tapulama tespit tarihindeki ve Asliye Hukuk Mahkemesinde davasının görüldüğü 1984 yılındaki yüzölçümünün 603.900 metrekare olduğu ve işbu tapu kaydının, hali hazırda revizyon gördüğü 44 numaralı parselin yüzölçümünden dahi daha az miktarda olduğu, bu sebeple iddiaya esas mayıs 1946 tarihli ve 1 numaralı tapu kaydının nizalı parselleri kapsadığının kabulünün mümkün olmadığı, 45 numaralı parsele ilişkin Kastal soyadlılar tarafından ileri sürülen mart 1926 tarih 6 numaralı tapu kaydının hudutlarının ise davalı parseli kapsadığının mahallinde muhtelif kez icra edilen keşiflerden de anlaşılacağı üzere sabit olmadığı, kuru arazide (tespit tarihi esas alındığında nizalı parseller henüz Devlet eliyle sulanmaya başlanmadığından kuru arazidir) 100 dönüme kadar olan yer belgesizden zilyetlikle kazanılabileceğinden ve ancak bu miktarı geçen kazanımın bulunması halinde vergi kayıtları esas alınacağından aşağıda da açıklanacağı üzere zilyetlikle iktisap koşulları sağlanamadığından zilyetlikle birleşmesi gereken iddiaya esas vergi kayıtlarının dava konusu taşınmazları kapsayıp kapsamadıklarının araştırılmasına dahi gerek olmadığı, ancak kuru arazide zilyetlikle kazanılabilecek bu miktarın aşılması halinde vergi kayıtlarının incelemeye alınacağı, iddiaya esas vergi kayıtlarının ihdas tarihleri ile tapulama tespit tarihlerine kadar 20 yıllık sürenin dahi dolmadığı, kaldı ki vergi kayıtlarının mülkiyet belgesi olmadığı, 46 numaralı parsel için asliye hukukta nizanın oluştuğu, 45 numaralı parsel için ise tapulama tespitinin yapıldığı tarihe kadar 20 yıllık zilyetlik süresinin dolarak zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğunun maddi olaylara dayalı olarak şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatının gerektiği, ancak icra edilen keşiflerde dinlenen hiçbir mahalli bilirkişi veya tanık beyanlarının zilyetlikle iktisap koşullarının nizanın oluştuğu tarihe kadar sağlandığının şüpheye yer bırakmakzısın kabulü için yeterli olmadığı, aynı şekilde 1954 yılında yapılan tapulama tespit tarihine kadar da 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 üncü madde uyarınca zilyetlikle iktisap koşullarının sağlandığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde kesin olarak belirlenemediği, dava konusu taşınmazlar üzerindeki zilyetliğin, niza olan Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan meni müdahale davasının tarihi olan 1952 yılından 20 yıl öncesi olan 1932 yılından başlamak üzere 1952 yılına kadar maddi olaylara dayalı olarak şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanamadığı, aynı şekilde tapulama tespitinin yapıldığı 1954 yılından 20 yıl öncesi olan 1934 yılından başlamak üzere 1954 yılına kadar da maddi olaylara dayalı olarak şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanamadığı, dava konusu taşınmazların evveliyattan beri tarım arazisi oldukları, en eski tarihli hava fotoğrafları 1948 yılına ait olduğundan bu tarihten önceki durumları bilimsel veriye dayalı olarak net bir şekilde saptamamış olsa da mahalli bilirkişi beyanlarına göre parsellerin evveliyatlarından beri tarım arazisi olarak tasarruf edildikleri, sazlık-bataklık ile ilgilerinin bulunmadığı, 1948 yılından önce nizalı parseller içinde sazlık-bataklık bulunsaydı ve bu durumda 3402 sayılı Kanun'uu madde 16/C maddesi uyarınca tescile tabi olmayacak olsalardı dahi sonuç itibari ile tarım arazisine dönüşmüş olduklarından işbu davanın sonunda verilen tescil hükmünü değiştirmeyeceği, dava konusu taşınmazların mera ile de ilgisinin bulunmadığı gerekçeleri ile, Hazinenin davasının kabulüne, ..., ..., ... oğlu ..., ... oğlu ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ile bu kişilerin mirasçılarının ve ... köyü tüzel kişiliğinin tümünün davalarının ayrı ayrı reddine, Kadirli ilçesi ... (...) köyü eski 45 parsel, yeni 105 ada 105 parsel sayılı 93.205,8 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın tarla vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, Tapulama Müdürlüğü Komisyonunun 46 numaralı parsele ilişkin 13.12.1983 tarihli kararının iptaline, Kadirli ilçesi ... (...) köyü eski 46 parsel, yeni 105 ada 106 parsel sayılı 310.520,43 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın tarla vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm, ... ve diğerleri vekili, ... ve diğerleri vekili, ... ve diğerleri vekili, ... ... ve ... Köyü (...) Tüzel Kişiliği tarafından temyiz edilmiştir.
1) 46 parsel sayılı taşınmaza ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup ... ve diğerleri vekili, ... ve diğerleri vekili, ... ve diğerleri vekili, ... ... ve ... Köyü (...) Tüzel Kişiliği'nin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden, 46 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükmün onanmasına
2.a) 45 parsel sayılı taşınmaza ilişkin ... ... ve ... Köyü (...) Tüzel Kişiliği'nin temyiz itirazlarının incelenmesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2.b) 45 parsel sayılı taşınmaza ilişkin ... ve diğerleri vekili, ... ve diğerleri vekili, ... ve diğerleri vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Mahkemece her ne kadar, dava konusu 45 parsel sayılı taşınmazda, ... soyadlı kişilerin zilyetliğinin ispatlanamadığı, tapu kaydının dava dışı 44 parsel sayılı taşınmaza uygulandığı ve tapu miktar fazlası olmadığı, yine zilyetlikle birleşmeyen 1937 tarihli vergi kaydının taşınmaza uygulanmasına gerek olmadığı gerekçeleri ile taşınmazın Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Şöyle ki, dava konusu 45 parsel sayılı taşınmaza komşu olan dava dışı 44 parsel sayılı taşınmaza ilişkin Kadirli Asliye Hukuk Mahkemesinin 10.06.1986 tarihli ve 1984/651 Esas, 1986/769 Karar sayılı dosyasında, 1937 tarihli ve 87 tahrir numaralı vergi kaydının kapsamı belirlenmiş, 45 parsel sayılı taşınmazı da kapsadığı tespit edilmiştir. Bu bağlamda, bahsi geçen 759 dönümlük vergi kaydının dava dışı 603.900 m² yüzölçümlü 44 parsele uygulandığı, dava konusu 45 parsel sayılı taşınmazın 95.000,00 m² yüzölçümlü olduğu göz önüne alındığında, vergi kaydının doğusu tarik ve ..., batısı yol, kuzeyi Sarı su, güneyini hark olan gayrisabit sınırları ile, 45 parsel sayılı taşınmazı da hem miktar olarak hem de sınırlar itibari ile kapsadığı ortadadır. Bilindiği üzere, bir taşınmaza ait vergi kaydı bulunuyor ise de ancak zilyetlikle birleşmesi halinde vergi kaydına değer verilebilir. Bu durumda, az yukarıda açıklandığı üzere, vergi kaydının taşınmazı kapsadığı, dosya kapsamında davanın açıldığı 1954 tarihinden bu yana yapılan keşifler ve mahalli bilirkişi beyanları, 01.12.1982 tarihinde 1979/82 Esas sayılı dosya da 45 parsel sayılı taşınmaza ilişkin yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin yaşları itibari ile 1937 tarihli vergi kaydından önceki tarihlerde de dava konusu taşınmazın bir kısmının ... tarafından kullanıldığını beyan etmeleri, yine dosya arasına alınan 1948 tarihli hava fotoğrafında, 45 parsel sayılı taşınmaz içerisinde özel bir tarım ürünü olan ve suyun içinde yetişen çeltik üretiminin gerçekleştirilmekte olduğunun tespit edildiği hususları hep birlikte değerlendirildiğinde, davacı/davalılar ... soyadlı kişiler lehine zilyetlikle kazanma şartlarının oluştuğu kuşkusuzdur. O halde Mahkemece yapılması gereken iş, bahsi geçen vergi kaydının malikleri kapsamında ve yine 45 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak verilen ilk karar olan Kadirli Tapulama Mahkemesinin 08.12.1982 tarihli ve 1979/82 Esas 1982/170 Karar sayılı dosyasında, ... lehine verilen 21.700 m²'lik kısma ilişkin hükmü sadece Hazine vekilinin temyiz etmiş olduğu ve lehine kazanılmış hak olduğu oluştuğu hususları göz önüne alınarak bir karar verilmesi olmalıdır. Tüm bu hususlar düşünülmeden, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup hükmün açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1.) bentte açıklanan sebeplerle;
... ve diğerleri vekili, ... ve diğerleri vekili, ... ve diğerleri vekili, ... ... ve ... Köyü (...) Tüzel Kişiliği'nin 46 parsel sayılı taşınmaza ilişkin temyiz itirazları yerinde olmadığından reddi ile bu parsel yönünden hükmün ONANMASINA,
Yukarıda (2.a) bendinde açıklanan sebeplerle,
... ... ve ... Köyü (...) Tüzel Kişiliğinin 45 parsel sayılı taşınmaza ilişkin temyiz itirazlarının reddine, yukarıda (2.b) bendinde açıklanan sebeplerle, ... ve diğerleri vekili, ... ve diğerleri vekili, ... ve diğerleri vekilinin 45 parsel sayılı taşınmaza ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile, HMK'nin Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile HUMK'un 428 inci maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine,
Taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
27.02.2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.