Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/5184 K.2025/1610

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/5184 📋 K. 2025/1610 📅 27.02.2025

8. Hukuk Dairesi         2024/5184 E.  ,  2025/1610 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1787 E., 2024/1012 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Sakarya Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2021/56 E., 2022/112 K.
Taraflar arasındaki uygulama kadastrosu davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R
Sakarya ili Kocaali ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, tapuda iştiraken davacılar ... ve ... adlarına kayıtlı bulunan eski 665 parsel sayılı 10.500 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 108 ada 112 parsel numarasıyla 8.513,87 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
Davacı ... ve ... vekili dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında, müvekkili olan davacılara ait eski 665 (yeni 108 ada 112) parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün azaldığını ileri sürerek, uygulama kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın eski yüzölçümü ile tescilini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "Dava konusu taşınmazın tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafı ile güncel hava fotoğrafı üzerinde yapılan incelemede ilk tesis kadastrosunda yapılan takeometrik açı-mesafe ölçülerinin hatalı olduğunun ve bu hatalı açı-mesafelerin tesis kadastro paftasına hatalı aktarılması nedeniyle hesaplanan alanın olması gerekenden fazla çıktığının tespit edildiği, güncelleme çalışmalarında tespit edilen sınırların zeminle uyumlu olduğu, keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin dava konusu taşınmazın sınırlarının değişmediği ve kadimden beri aynı şekilde belirlendiğine yönelik beyanları da gözönünde bulundurulduğunda tesis kadastrosu çalışmalarında yapılan sınırlandırma hatasının güncelleme kadastro çalışmaları neticesinde düzeltildiğinin anlaşıldığı dolayısıyla yapılan güncelleme çalışmasının güncelleme mevzuat hükümlerine uygun olduğu" gerekçesiyle davanın reddine, çekişmeli 108 ada 112 parsel sayılı taşınmazın komisyon kararı gibi tesciline karar verilmiş; hükme karşı, davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Tesis kadastrosunda dava konusu taşınmazın özellikle güney sınırındaki orman ile sınırında sınırlandırma hatası bulunduğu, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe yakın tarihli hava fotoğrafına göre iki taşınmazın sınırının sabit olduğu, uygulama kadastrosunun ilgili kanun ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak yapıldığı" gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve işbu karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uygulama kadastrosu yapılırken öncelikle zeminde bulunan ve tesis kadastrosu tarihinde mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan, aynı döneme ya da yöreye ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalar ile benzeri verilerden yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla, tesis kadastrosuna ait pafta haritaları ortofoto üzerine işlenmekte; haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı tespit edilip varsa hatalar yöntemine uygun şekilde giderilmekte, düzenlenen ada raporu ile yapılan teknik çalışmalar ve gerekçeleri açıklanmakta; bundan sonra yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak, uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir. İşte, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama kadastrosu faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır. Bu nedenle Mahkemelerce, uygulama faaliyetine eşdeğer ve amaca uygun bir araştırma yapılması zorunludur.
Mahkemece, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, çekişmeli taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgelerin toplanması gerekmektedir. Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, harita ya da jeodezi mühendisi fen bilirkişisinin katılımı ile keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında çekişmeli taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmelidir. Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri fen bilirkişisine işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar fen bilirkişisi tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınmalı, fen bilirkişisinden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmelidir. Fen bilirkişisinden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve "ada raporu" ile "uygulama tutanağı ve haritasını" irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır. Raporun denetime elverişli olması için fen bilirkişisinden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise çekişmeli taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmelidir. Fen bilirkişi haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir. Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı gözönünde bulundurulmalıdır.
Somut olayda; dava konusu taşınmazın tesis ve uygulama kadastrosuna ait ölçü çizelgesi ve hesap cetvelleri getirtilip dosya arasında alınmamıştır. Hükme esas alınan teknik bilirkişi raporunda yapılan çakıştırmaya göre, davacıya ait eski 665 (yeni 108 ada 112) parsel sayılı taşınmazın komşu taşınmazlarla olan tesis kadastrosu ve uygulama kadastrosu sınırlarının birbiriyle tamamen örtüşmediği ve uygulama kadastrosu ile komşu taşınmazlarda, davacı taşınmazı aleyhine artış olduğu görülmektedir. Bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazın sınırlarının tel çit ve doğal sınırlarla (yükselti, tonç) çevrili olup, sabit sınır niteliğinde olduğu belirtilmiş ise de doğu ve kuzey sınırında yer alan tel çitin tesis kadastrosundan önce var olup olmadığı, yine diğer yönlerde bulunduğu belirtilen yükseltinin niteliği ve uzunluğu, bunun değişebilir nitelikte olup olmadığı, başka bir ifadeyle tesis kadastrosu öncesinden beri bulunup, zamanla değişmesi mümkün olmayan sabit nitelikte olup olmadığı değerlendirilmemiş, 1970 yılında yapılan tesis kadastrosundan sonrasına ait 1971 ve sonraki tarihlere ilişkin hava fotoğraflarında sınırların hep aynı olduğunun belirtilmesiyle yetinilmiştir. Keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler tarafından da taşınmaz sınırlarında bulunduğu ifade edilen tel çit ve yükseltinin tesis kadastrosu öncesinde de bulunup bulunmadığı yönünde beyanları alınmamıştır. Yine bilirkişi raporunda, tesis kadastrosunda yapılan takeometrik açı-mesafe ölçülerinin hatalı olması ve bu hatalı açı-mesafelerin 15 nolu kadastro paftasına hatalı aktarılması nedeniyle hesaplanan alanın olması gerekenden fazla çıktığı belirtilmiş ise de, hatanın nerede, ne şekilde yapıldığı somut ve açık olarak gösterilmediğinden denetimi mümkün bulunmamaktadır. Ayrıca dava konusu taşınmazın güney komşusu olan 108 ada 108 parsel sayılı orman parseline ilişkin belge ve haritalar da getirtilip değerlendirilmemiştir.
Hal böyle olunca; Mahkemece öncelikle dava konusu taşınmazın tesis ve uygulama kadastrosuna ait ölçü çizelgesi ve hesap cetvelleri ile güney komşusu olan 108 ada 108 sayılı orman parseline ilişkin belge ve orman kadastro haritaları getirtilerek dosya içerisine alınmalı, harita mühendisi sıfatına sahip önceki bilirkişiler dışında oluşturulacak üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılmalı, bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince, açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapılmadan karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun bulunmadığından, Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
27.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.