Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/1724 K.2025/1561

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/1724 📋 K. 2025/1561 📅 26.02.2025

8. Hukuk Dairesi         2024/1724 E.  ,  2025/1561 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/153 E., 2024/242 K.
DAVA TÜRÜ : ... yöneticilerinin görevden alınması ve ... hükmen feshi ve tasfiyesi
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 7. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/365 E., 2023/331 K.
Taraflar arasında Bakırköy 7. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen ... yöneticilerinin görevden alınması ile ... hükmen feshi ve tasfiyesi davası sonucunda verilen hükme davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince istinaf başvurusun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının duruşma yapılması suretiyle Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 25.02.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacılardan ... ile Avukat ... ve karşı taraftan davalı vekili Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; işin esası incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 26.02.2025 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
... senedine göre lehlerine gelir bırakılan gerçek kişiler tarafından davalı ... tüzel kişiliği aleyhine açılan davada; ... amaçları doğrultusunda yönetilmediği, ... zarara uğratıldığı iddiası ile ... yöneticilerinin görevden alınması, ... hükmen feshi ve tasfiyesi ile ... mallarının %25'inin davacılar adına tesciline karar verilmesi istenmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davacıların dava açmakta aktif husumet ehliyetleri bulunmadığı gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Davacılar vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve kanuna uygun olduğu anlaşıldığından davacılar vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacılar vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı verdiği temyiz dilekçesinde; dava ve istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
04.06.1958 tarihli ve 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince, maddi olayları açıklamak taraflara ve ileri sürülen olayları hukuken nitelemek ve uygulanacak kanun hükümlerini tespit etmek ve uygulamak görevi hakime aittir. Nitekim 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 33 üncü maddesinde hâkimin, Türk Hukukunu re'sen uygulayacağı belirtilmiştir. Bu ilke gereği açılan davayı nitelemek ve açılmış bir dava hakkında doğru hukuk kurallarını bulup uygulamak hâkime düşen bir görevdir.
Dava da birden fazla talep mevcut olup buna göre, ... amaçları doğrultusunda yönetilmediği ve ... zarara uğratıldığı iddiası ile ... yöneticilerinin görevden alınması, ... hükmen feshi ve tasfiyesi ile ... mallarının %25'inin davacılar adına tescili istemine ilişkindir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 101 inci maddesinde, ..., gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle oluşan tüzel kişiliğe sahip mal topluluğu olduğu, aynı kanunun 102 inci maddesinde ise ... kurma iradesinin, resmi senetle veya ölüme bağlı tasarrufla açıklanacağı, ..., yerleşim yeri Mahkemesi nezdinde tutulan sicile tescil ile tüzel kişilik kazanacağı, 5737 sayılı ... Kanunu'nun (5737 sayılı Kanun) 3 üncü maddesine göre yeni ..., Mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi ile 4721 sayılı Türk Medenî Kanun'u hükümlerine göre kurulan ... olarak tanımlandıktan sonra, aynı Kanun'un 5 inci ve 67 nci maddelerinde ise yeni vakıfların Türk Medenî Kanun'u hükümlerine göre kurulup ve faaliyet gösterecekleri, yönetim organının ... senedine göre oluşturulacağı hükme bağlanmıştır.
Vakıflarla ilgili açılan davalarda yetkili Mahkeme belirlenirken 6100 sayılı Kanun'da iki ayrı düzenlemenin dikkate alınması gerekmektedir.
Kesin yetki kuralının öngörüldüğü 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 14/2 nci maddesinde, özel hukuk tüzel kişilerinin, ortaklık veya üyelik ilişkileriyle sınırlı olmak kaydıyla, mevcut bir ortağına veya üyesine karşı veya bir ortağın yahut üyenin bu sıfatla diğerlerine karşı açacakları davalar için, ilgili tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer Mahkemesinin kesin yetkili olduğu bu özel ve sınırlı hal dışında kesin yetki kuralının mevcut olmadığı, maddede düzenlenen yetkinin, kesin nitelikte olup kamu düzenine ilişkin olduğundan Mahkemece yargılamanın her safhasında re'sen dikkate alınması gerekmektedir.
Kesin yetki kuralı dışındaki genel yetkili Mahkeme ise, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 9 uncu maddesini karşılayan 6100 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinde düzenlenmiş buna göre; yetkili Mahkeme davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri Mahkemesidir. Ayrıca aynı Kanun'un 19/4 üncü maddesine göre de yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı Mahkeme yetkili hale gelir. Hakim doğrudan (re'sen) yetkisizlik kararı veremez.
4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 51 inci maddesinde; tüzel kişinin yerleşim yerinin, kuruluş belgesinde başka bir hüküm bulunmadıkça işlerinin yönetildiği yer olduğu hükme bağlanmıştır.
Burada üzerinde durulması gereken diğer bir husus ise, yeni vakıfların tescili için yetkili Mahkeme konusunda bir sınırlandırma getirilmemiş iken 4721 sayılı Kanun'un 102 ve 104 üncü maddelerindeki düzenlemeler gereği Mahkemenin tescil kararının kesinleşmesi üzerine ... yerleşim yeri Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde tutulan özel sicile tescil edilmesi ile ... tüzel kişilik kazanacağı, tescil kararını veren Mahkeme ... yerleşim yeri Mahkemesi değilse, tescil için dosyayı ... yerleşim yeri Mahkemesine göndereceği, yerleşim yeri Mahkemesinin yapacağı bildirim üzerine ... Genel Müdürlüğünce merkezî sicile kaydolunan ... Resmî Gazete ile ilân olunacağı şeklindeki düzenlemelerden, yeni vakıfların tescil kararından sonra ... senedinde belirtilen yerleşim yeri Mahkemesinde özel sicile tescili esası getirtilerek ... iş ve işlemlerinin yerleşim yeri Mahkemesi esas alınarak yürütülmesi kabul edilmiştir. Bu noktada, genel itibari ile ... tarafından veya vakfa karşı açılacak davalarda ... yerleşim yeri Mahkemesi kesin yetkili olacaktır. Nitekim, ... Yönetmeliğinin 15 inci maddesi gereği vakıfların, senet değişikliğini gerektirmeyen aynı yerleşim yeri içerisinde adres değişikliği yapabilecekleri, yerleşim yerinin ... senedinde yazılı olan ve Mahkemenin yetki alanı dışında bir yer olarak değiştirilmek istenmesi halinde ise bunun ancak ... senedinde yapılacak değişiklik ve bu değişikliğin Mahkemece tesciline karar verilmesinden sonra mümkün olacaktır. Kaldı ki 5737 sayılı Kanun'un 10. Maddesi gereği ... yöneticileri ... yerleşim yeri Asliye Hukuk Mahkemesince görevlerinden alınabilirler. Dolayısı ile 4721 sayılı Kanun ve 5737 sayılı Kanun kapsamında da ... yerleşim yeri Mahkemesi kesin yetkili Mahkemedir.
Buna göre dava konusu ..., 5737 sayılı ... Kanun'un "tanımlar" başlıklı 3 üncü maddesi gereği mülga 743 sayılı Türk Kanun'u Medenisinin yürürlük tarihinden sonra kurulmuş "yeni ..."tır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 106 ncı maddesi gereği ... senedinde ... yerleşim yerinin gösterilmesinin zorunlu olduğu, dosyada bulunan ... senedinin 2 nci maddesine göre ... merkezinin .../İstanbul (İstanbul Adliyesi yargı çevresinde) olduğu anlaşılmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114 üncü maddesi gereği yetkinin kesin olduğu hâllerde, Mahkemenin yetkili bulunması dava şartı olup, dava şartlarının 115 inci madde gereği yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gerekir. Yine aynı Kanun'un 19 ncu maddesi gereği yetkinin kesin olduğu davalarda, Mahkeme yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorunda olduğu hükme bağlanmıştır. Dava şartları incelenirken ilk önce Mahkemeye yönelik olan görev ve yetkinin daha sonra taraflara ilişkin dava şartlarının incelenmesi gerekir. Bu durumda İlk Derece Mahkemesince, ... merkezi olan İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinin açılan davada kesin yetkili olması sebebi ile yetkisizlik kararı verilmesi gerekirken, Mahkemeye ilişkin dava şartları incelenmeksizin davacıların açılan davada aktif husumet ehliyetlerinin bulunmadığı gerekçesi ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.