Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/4688 K.2025/1557

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/4688 📋 K. 2025/1557 📅 26.02.2025

8. Hukuk Dairesi         2024/4688 E.  ,  2025/1557 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2013/4 E., 2015/33 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Hazine temsilcisi ve davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, Tutak ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 587, 619, 623, 624, 646 parsel sayılı 29.400, 11.000, 33.700, 10.900, 19.300 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, kamu orta malı mera vasfıyla; 202 parsel sayılı 31.800 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise, vergi kaydı, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedenleriyle, eşit paylı olarak ..., ..., ... ve ... adlarına tespit edilmiştir.
İtirazları kadastro komisyonunda reddedilen davacılar ..., ..., ...; Tutak ilçesi ... köyü 587, 619, 623, 624 parsel sayılı taşınmazlar yönünden vergi kaydı, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak adlarına tescili, 202 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise, bu taşınmazda ...' ın payının bulunmadığını ileri sürerek, bu payın iptal edilerek taşınmazın 1/3 paylı olarak adlarına tescili istemiyle; itirazı kadastro komisyonunda reddedilen davacı ... ise, vergi kaydı, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak Tutak ilçesi Karacan köyü 646 parsel sayılı taşınmaza yönelik dava açmıştır.
İlk Derece Mahkemesince, davaların birleştirilmesi suretiyle yapılan yargılama sonunda; "... dava konusu 202, 619 ve 646 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davacıların dayanak vergi kaydının dava konusu taşınmazı kapsadığı ve davacılar lehine zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleştiği, 587 sayılı parsel yönünden davacılar lehine zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği, 623 ve 624 parsel sayılı taşınmazların komşu mera parselinin devamı niteliğinde olduğu ..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve dava konusu 202, 587, 619 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespit tutanağının iptali ile eşit paylarla davacılar ..., ... ve ... adlarına, 646 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanağının iptali ile davacı ... adına tesciline, dava konusu 623 ve 624 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi ve davacı ... mirasçısı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Davacı ... mirasçısı ... vekilinin dava konusu 623 ve 624 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun/HMK) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup, davacı ... mirasçısı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
b. Ancak; 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 1. maddesi uyarınca kadastro hakimi doğru, infazı kabil ve infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde karar vermek zorunda olup İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verildiğine göre, dava konusu taşınmazların mera vasfıyla özel siciline yazılmasına karar vermek gerekirken, tespit gibi tesciline şeklinde hüküm kurulması isabetsiz ve bozma gerektirmekte ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2. Davalı Hazine temsilcisinin dava konusu 619 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince, davacıların dayandıkları vergi kaydının dava konusu taşınmazı kapsadığı ve davacılar lehine zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Şöyle ki; dava konusu 619 parsel sayılı taşınmaza komşu 618 sayılı parselin tespitine esas alınan vergi kaydının doğu sınırının dava konusu taşınmazı “kaya” okuduğu ve dava konusu taşınmazın üç sınırının ise, mera niteliği ile sınırlandırılarak özel siciline kaydedildiği anlaşılan 823 parsel sayılı taşınmaz olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar, ziraatçi bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın çayır vasfında olduğu belirtilmiş ise de, rapora ekli fotoğraflardan, dava konusu taşınmazın batı, kuzey ve doğusunda bulunan mera parseli ile toprak yapısı ve bitki örtüsü bakımından benzerlik ve bütünlük gösterdiği, aralarında herhangi bir ayırıcı unsurun bulunmadığı ve dava konusu taşınmazın mera vasfında olduğu anlaşılmakta olup, bu haliyle meranın ortasında kalan dava konusu taşınmazın mera bütünlüğünü bozduğunun kabulü gerekmektedir.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın mera vasfında olduğu ve meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresi neye ulaşırsa ulaşsın zilyetlikle edinilmelerinin mümkün bulunmadığı gözetilerek davanın reddine ve dava konusu taşınmazın mera vasfıyla sınırlandırılarak özel siciline yazılmasına karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uygun olmayan gerekçelerle yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan hükmün bu parsel yönünden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3. Davalı Hazine temsilcisinin dava konusu 587 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmaz yönünden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile mülk edinme koşullarının davacı lehine gerçekleştiği kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de, mahkemenin bu kabulü dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Şöyle ki; dava konusu 587 parsel sayılı taşınmazın komşusu olan 583, 590, 603, 604 ve 605 parsel sayılı taşınmazların mera vasfıyla sınırlandırılarak özel siciline kaydedildiği dikkate alındığında, dava konusu taşınmazın çevresinin mera parselleriyle çevrili olduğu anlaşılmaktadır.
Her ne kadar ziraatçi bilirkişi raporunda, taşınmazın “tarla ve çayır” vasfında olduğu belirtilmişse de, rapora ekli fotoğraflardan anlaşıldığı üzere, taşınmazın çevresinde yer alan mera parselleri ile toprak yapısı ve bitki örtüsü bakımından benzerlik ve bütünlük arz ettiği, bu parseller arasında ayırt edici herhangi bir doğal ya da yapay sınırın bulunmadığı anlaşılmakta olup, bu durum karşısında, dava konusu taşınmazın mera niteliğinde olduğu ve bu taşınmazın meranın ortasında yer alması nedeniyle mera bütünlüğünü bozduğunun kabulü gerekmektedir.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın mera vasfında olduğu ve meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresi neye ulaşırsa ulaşsın zilyetlikle edinilmelerinin mümkün bulunmadığı gözetilerek davanın reddine ve dava konusu taşınmazın mera vasfıyla sınırlandırılarak özel siciline yazılmasına karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uygun olmayan gerekçelerle yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan hükmün bu parsel yönünden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
4. Davalı Hazine temsilcisinin dava konusu 646 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, dava konusu 646 parsel sayılı taşınmazın kısmen batı sınırında, mera niteliği ile sınırlandırılarak özel siciline kaydedildiği anlaşılan 823 parsel sayılı taşınmazın bulunduğu; ayrıca kuzey ve kısmen batı sınırında yer alan 647, 648, 649, 650 ve 651 parsel sayılı taşınmazların ise kadastro tespiti sırasında mera vasfı ile sınırlandırıldıkları, ancak dava konusu olmaları nedeniyle bu taşınmazlara yönelik tespitlerin henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır.
Öte yandan, dava konusu taşınmazın güney sınırında bulunan 644 parsel sayılı taşınmazın, kadastro sırasında mera olarak sınırlandırıldığı ve bu tespitin kesinleşerek taşınmazın özel siciline kaydedildiği dosya kapsamındaki belgelerden anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, dava konusu taşınmazın sınırında bulunan ve mera niteliğiyle sınırlandırılan, ancak tespitleri kesinleşmemiş bulunan 647, 648, 649, 650 ve 651 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin davaların, taşınmazların hukuki niteliğinin doğru biçimde belirlenebilmesi için akibetlerinin araştırılması gerekmektedir.
Ayrıca; dava konusu 646 parsel sayılı taşınmaz ile komşusu 644 ve 823 parsel sayılı mera vasıflı taşınmazlar arasında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı ve dava konusu taşınmazın mera vasfında olup olmadığı hususlarında ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan rapor alınmamış, bu konuda güney sınırında bulunan mera parseli ile dava konusu taşınmaz arasında ayırıcı unsur mevcut olup olmadığı hususunda açıklamaya yer verilmeyen, soyut içerikli ve hükme esas teşkil etmekten uzak tek kişilik bilirkişi raporuna itibar edilmiş olup, bir taşınmazın niteliğinin saptanması bakımından en önemli delil olan hava fotoğraflarından da yararlanılmamıştır.
Yine, dava konusu taşınmazın doğu sınırında bulunan komşu parsellerin kadastro tespit tutanakları getirtilerek varsa dayanak kayıtları keşif mahallinde uygulanmadığı gibi, doğu sınırında bulunan 117 ada 6 parsel sayılı taşınmazın tespitine esas 1937 tarihli ve 149 tahrir numaralı vergi kaydı dava konusu taşınmaz yönünü “mera” okuduğu halde bu kayıtta mahallinde uygulanmamış ve ayrıca davacıların dayandıkları 1937 tarihli ve 147 tahrir numaralı dayanak kayıt yöntemine uygun olarak uygulanmamıştır.
Hal böyle olunca; sağlıklı bir sonuca ulaşmak için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, dava konusu taşınmaza ait temin edilebilen en eski ve yeni tarihli ortofoto ve uydu fotoğrafları ile Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek, taşınmazın bulunduğu köyü / mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle, buradan elde edilen verilere göre tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine (bulunmadığı takdirde bu tarihlere en yakın tarihlere) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden, dava konusu taşınmaza doğu sınırından komşu tüm taşınmazların kadastro tespit tutanakları ile varsa dayanak kayıtları bulunduğu yerden getirilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu ve aynı yöntemle belirlenecek taraf tanıkları, ziraat mühendislerinden seçilecek üç kişilik bilirkişi kurulu, fen bilirkişisi ile jeodezi ve fotogrametri mühendisinin katılımıyla yeniden keşif icra edilmeli, davacının dayandığı vergi kaydı yöntemince uygulanarak, kaydın dava konusu taşınmazı kapsayıp kapsamadığı belirlenmeli; zilyetliğe de dayanıldığına göre, taşınmazın öncesinin ne olduğu, mera vasfında olup olmadığı yada meradan açılıp açılmadığı, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması halinde imar ve ihyaya konu edilip edilmediği, imar ve ihyaya konu edilmiş ise ihyanın hangi tarihte başlayıp, ne zaman bitirildiği, taşınmazın tarımsal amaçlı olarak kullanılıp kullanılmadığı, varsa taşınmaz üzerinde zilyetliğin hangi tarihte ve ne zaman başladığı, zilyetliğin sürdürülüş biçimi, kimden kime ve nasıl intikal ettiği hususları yerel bilirkişi ve tanıklardan etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; komşu parsel dayanağı kayıt ve belgeler mahalli bilirkişi ve tanıklar eliyle uygulanarak dava konusu taşınmaz yönünü ne ve kimin yeri olarak okuduğu belirlenmeli; yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı ve yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsellere ait tutanak ve dayanağı kayıtlarla denetlenmeli; ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan, çekişmeli taşınmazın mera vasfında olup olmağını yada meradan açılıp açılmadığını, toprak yapısını, bitki örtüsünü ve niteliğini, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, taşınmazın imar-ihyaya konu olmaya başladığı ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve taşınmaz bölümünün her yönünden çekilmiş ve sınırları kabaca işaretlenmiş renkli fotoğraflarını içerir, önceki zirai raporun irdelendiği, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisine, dava dilekçesi ile işaret edilen dava konusu taşınmazı gösterir ve keşfi takibe elverişli ayrıntılı ve gerekçeli rapor ve kroki düzenlettirilmeli; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiden, dosyaya getirtilen tüm hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelenmesi suretiyle, çekişme konusu taşınmaz bölümünün konumunun hava fotoğraflarında gösterilmesi istenilmeli ve bu yerin önceki ve şimdiki niteliğinin, imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığının ve tamamlandığının, arazinin kısmen veya tamamen ekonomik amacına uygun olarak zilyetliğine ne zaman başlanıldığının belirlenmesine yönelik rapor alınmalı, 647, 648, 649, 650 ve 651 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin dava dosyası akibeti araştırılmalı ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözden kaçırılmak suretiyle eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bu parsel yönünden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
5. Davalı Hazine temsilcisinin dava konusu 202 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; kadastro tespiti sırasında dava konusu 202 parsel sayılı taşınmazın vergi kaydı, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedenlerine dayalı olarak eşit paylarla ..., ..., ... ve ... adlarına tespit edildiği, taşınmazın paylı olarak tespit maliki olan davacılar ..., ... ve ...' ın bu taşınmazda ...' ın payının bulunmadığını ileri sürerek, bu payın iptal edilerek taşınmazın 1/3 paylı olarak adlarına tescili istemiyle dava açtıkları, 202 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki hükmü temyiz eden Hazinenin bu taşınmazın tespit maliki olmadığı gibi, bu parsel hakkında açılmış bir davasının yada açılmış olan davaya müdahalesinin de bulunmadığı (dosya kapsamına göre Hazinenin, bu dosyadan tefrik edilen ve halen derdest olan Tutak Kadastro Mahkemesinin 1993/242 Esas sayılı dava dosyasına konu taşınmazlar yönünden 1995 yılında müdahale dilekçesi sunduğu, 202 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki davanın ise müdahale dilekçesinin sunulduğu tarihten çok sonra 28.03.2003 tarihinde bu dava ile birleştirildiği anlaşılmaktadır), bu haliyle dava konusu 202 parsel hakkındaki davada taraf sıfatının ve buna bağlı olarak, bu parsel yönünden verilen hükmü temyiz hakkının bulunmadığı anlaşıldığından, davalı Hazinenin dava konusu 202 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki hükme yönelik temyiz talebinin / dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
S O N U Ç: Yukarıda (1-a.) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı ... mirasçısı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
Davacı ... mirasçısı ... vekilinin temyiz itirazlarının (1.b) nolu bentte açıklanan nedenler ve kamu düzeni nedeniyle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının (4) ve (5) numaralı bendlerinin ikinci satırlarında yer alan "tespit gibi" kelimelerinden sonra gelen "tesciline" kelimelerinin hüküm yerinden çıkarılarak yerlerine ayrı ayrı "mera vasfıyla sınırlandırılarak özel siciline yazılmasına" ve dava konusu 623 ve 624 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükmün, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/7. fıkrası gereğince bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davalı - asli müdahil Hazine temsilcisinin temyiz itirazlarının, yukarıda (2, 3 ve 4) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle kabulü ile dava konusu 587, 619 ve 646 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükmün, 6100 sayılı HMK'nin geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA;
Yukarıda (5) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı Hazinenin dava konusu 202 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki hükme yönelik temyiz talebinin / dilekçesinin REDDİNE;
Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
26.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.