Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/169 K.2025/1580

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/169 📋 K. 2025/1580 📅 26.02.2025

8. Hukuk Dairesi         2024/169 E.  ,  2025/1580 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/908 E., 2023/1078 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/287 E., 2020/67 K.
Taraflar arasında Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen ek emekliliğe dair vakıf işleminin iptali ile alacak davası sonucunda verilen hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava dilekçesinde, davacı ...'in Ek emeklilik aylığı hesabında 11.01.1960 tarihi yerine düzeltilen 11.01.1958 tarihinin esas alınarak yapılan hesaplamanın ve ek emeklilik aylığının yeniden düzenlenmesi işlemi ile yapılan kesintilerin hukuka aykırı ve hükümsüzlüğünün tespitine ve fazlaya dair haklar saklı tutularak yapılan kesinti nedeni ile 10.000 TL'nin kesinti tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davacıya iadesine karar verilmesi istenmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; vakıf senedi 40. maddesi gereği, davacının vakfa üye olduğu 01.01.1988 tarihi itibari ile nüfus kayıtlarındaki düzeltilmiş olan 11.01.1958 olan doğum tarihinin esas alındığını, daha önce 1960 olan doğum tarihine göre yapılan işlemin düzeltildiği ve buna göre ödeme yapıldığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, Vakıf Yönetim Kurulunca Vakıf Senedinin 40. maddesine göre davacının vakıftan ek emeklilik işlemlerinin vakfa üye olduğu tarihteki doğum tarihine göre yapılmasının zorunlu olduğu, davacının 2010 yılında verdiği dilekçeye istinaden vakıf ilk üyelik kayıtlarında mevcut 11.01.1958 olan doğum tarihinin 11.01.1960 olarak vakıf kayıtlarına işlenmesinin vakıf senedinin 40. maddesinin önceki haline ve bu maddenin mevcut halinin yollamasıyla 5510 sayılı Kanunun yaş ile ilgili hükümlerine aykırı olduğu için davalı tarafından yapılan düzeltme işleminde vakıf senedinin 40. maddesine ve ve diğer mevzuata herhangi bir aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi, davacının Vakıf üyeliğinden evvel düzeltilen yaşlarının esas alınarak hesaplama yapılmasının, 55 yaş üzerindeki ilk üç aydan sonraki dönemlere ilişkin kesintilerin yapılarak Vakfın beklenmeyen ödemeler hesabına aktarılmasının Vakıf Senedi ile Yönetmelik hükümlerine uygun olduğu, Vakıf üyelerinin Vakfa üye olurken Vakfın statüsü ve hükümlerini kabul ettikleri gibi değişikliklere ilişkin hükümlerin de Vakıf üyeleri yönünden geçerli kabul edilmesi gerektiği, belirtilen düzenlemelerin mevzuat hükümlerine aykırı bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı verdiği temyiz dilekçesinde; dava ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; 1988 yılında davalı vakfa üye olan davacının ek emeklik işlemlerinde 11.01.1960 olan doğum tarihimi yoksa 1973 yılında Mahkeme kararı ile düzeltilen 11.01.1958 tarihinin mi esas alınacağından kaynaklanmaktadır.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun)
369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 345,55 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.