Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2022/6319 K.2025/648
8. Hukuk Dairesi 2022/6319 E. , 2025/648 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2002/1 E., 2019/25 K.
KARAR : Davanın reddine, kabulüne
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, asıl dosyada davanın kısmen kabulüne, birleşen dosyada davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı ... mirasçıları vekili, davalı ..., davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
İlk Derece Mahkemesinin asıl dosyada vermiş olduğu davanın reddine dair önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; "... kadastro tespitinin 2613 sayılı Kanun uyarınca yapıldığı, tüm tespit maliklerine karşı dava açılması gerektiği açıklanarak, tüm tespit maliklerinin davaya dahil edilerek usule uygun taraf teşkili sağlandıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi ..." gereğine değinilmiştir.
Davacı ..., Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; Giresun ili Espiye ilçesi ... Mahallesi ... ada ... parsel sayılı taşınmaza davalı ...’in haksız yere müdahale ettiğini ileri sürerek elatmanın önlenmesine karar verilmesini istemiş; Asliye Hukuk Mahkemesince görevsizilki kararı verilerek dava dosyasının Kadastro Mahkemesine aktarılmasından sonra davaların birleştirilmesi suretiyle yargılamaya devam edilmiştir.
Asli Müdahil ... müdahale dilekçesi ile, tapu kaydına dayalı olarak davaya müdahil olmuş ve yargılama aşamasında, talebinin dava dışı 76 ada 15 parsel sayılı taşınmaza ait olduğunu beyan etmiştir.
Asli Müdahil ... müdahale dilekçesi ile, çekişmeli 184 ada 3 parsel sayılı taşınmazın 1.950,00 metrekarelik kısmını satın aldığını ileri sürerek davaya katılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "... davacının dayandığı Ocak 1948 tarih 145 sıra numaralı tapu kaydının taşınmaza uyduğu, davacının tapusuna dayanarak dava konusu 76 ada 1, 4 ve 9 parsel sayılı taşınmazlarla 187 ada 1 parsel sayılı taşınmazları kullandığı, bu taşınmazların tapuların tedavüllerinde geçtiği üzere babası ...'den kaldığı, kardeşi ... ile 9 nolu parselin güney doğusundaki bir parça yer ile 187 ada 1 parsel sayılı taşınmazı becayiş ettikleri bu nedenle 187 ada 1 parsel sayılı taşınmazın ... oğlu ...'ın kullanımında olduğu, birleşen dosyaya da konu olan ... ada ...parsel sayılı taşınmazın evveliyatı bilirkişilerden sorulduğunda, bahsi geçen taşınmazın kadastro tespitinden önceki 20 yılı da kapsayacak kadar süredir babası ...den intikalen ... (...) tarafından kullanıldığı, taşınmaz üzerindeki mevcut fındık ağaçlarının dahi ... tarafından dikildiği saptandığından her ne kadar fen raporunda taşınmazın davacı tapusu kapsamında kaldığı tespit edilmiş olsa da paylı tapunun 8 dönümlük bir alana tekabül ettiğinin anlaşıldığı, dayanak tapunun gayri sabit hudutlu olduğundan yalnızca miktarı itibarıyla geçerli olduğu, davacı adına tescil hükmü kurulan taşınmazların bu miktarı fazlasıyla aştığı, davalı ... lehine olağanüstü kazandırıcı zamanaşımının şartlarının oluştuğu kanaatiyle bu parsel yönüyle davanın reddine karar verildiği, aynı gerekçeyle dava konusu 76 ada 12, 184 ada 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazlara açılan davaların da reddedildiği, mahalli mahkemeden devrettiği için resen araştırma ilkesinin geçerli olduğu, işbu dosyada kadastro tutanaklarının malik hanesinin hukuken boş olduğu gözetilerek gerçek hak sahiplerinin tespit edilip adlarına tescil hükmü kurulması gerektiği, asli müdahil ...'ün 184 ada 3 parsel sayılı taşınmaz içerisinde fen raporunda (A) harfi ile gösterilen kısmı satın aldığı ... ve diğerleri lehine de olağanüstü kazandırıcı zamanaşımının şartları oluştuğundan, asli müdahilin dayanak noter senedi bilirkişilerce doğrulanıp taşınmazda halen zilyet olduğu beyan edildiğinden ...'ün davasının kabulüne karar verildiği, asli müdahil ...’in müdahale dilekçesinden ayrı olarak taşınmazların başında icra edilen keşifte müdahil olmak istediği parsel numarasını 76 ada 15 olarak bildirdiğinden, anılan taşınmazın işbu dosyada davalı bulunmadığı anlaşılmasına rağmen sehven müdahale talebinin kabul edildiği düşünülerek kendisi yönüyle karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerektiği ..." gerekçesiyle, birleşen davanın reddine, çekişmeli 76 ada 2 parsel sayılı taşınmazın ... kızı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, asıl dosyada davacı ...’ın 76 ada 1, 4, 9 ve 187 ada 1 parsel sayılı taşınmazlara yönelik davasının kabulü ile davacı ... mirasçıları adına payları oranında tesciline, 76 ada 2, 12, 184 ada 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazlara yönelik davasının reddine, asli müdahil ...’ün müdahil olduğu 184 ada 3 parsel sayılı taşınmaz yönünden davasının kabulü ile fen bilirkişisi İsa ...'nın 17.05.2011 tarihli raporunda 3/A harfi ile gösterilen kırmızı taralı 1949,559 metrekarelik kısım çıkarılarak, aynı adanın takip eden parsel numarası adı altında asli müdahil ... adına tapuya kayıt ve tesciline, bakiye 2938,451 metrekarelik kısmın ... ada 3 parsel olarak, davalı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, çekişmeli 76 ada 12 parsel sayılı taşınmazın ... gelini davalı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, çekişmeli 184 ada 4 parsel sayılı taşınmazın davalı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, çekişmeli 187 ada 1 parsel sayılı taşınmazın ... oğlu ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... mirasçıları vekili, davalı ... ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Davacı ... mirasçıları vekilinin ve davalı ... vekilinin 184 ada 3 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Asli Müdahil ..., çekişmeli 184 ada 3 parsel sayılı taşınmazın 1.950,00 metrekarelik kısmını 05.11.1986 tarihli satış vaadi sözleşmesi uyarınca satın aldığını ileri sürerek davaya müdahil olmuş ve İlk Derece Mahkemesince, tespit tarihinden sonraki satın almaya değer verilerek satın alınan fen bilirkişisi İsa Yeşilkaya'nın 17.05.2011 tarihli raporunda 3/A harfi ile gösterilen kırmızı taralı 1949,559 metrekarelik kısım çıkarılarak, aynı adanın takip eden parsel numarası adı altında asli müdahil ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş ise de verilen bu karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Şöyle ki; 3402 sayılı Kanun' un 26/son maddesi uyarınca kadastro tespit tarihinden sonraki uyuşmazlıklara bakma görevi genel mahkemelere ait olup kadastro hakimince değerlendirilmesi hukuken mümkün bulunmamaktadır. Bu durum karşısında, asli müdahil ...' ün talebi yönünden, görevsizlik karar verilmesi gerekirken işin esası incelenerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
2. Davacı ... mirasçıları vekili, davalı ... ve davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Dava, tespite itiraz istemine ilişkin olup, davacı ... çekişmeli taşınmazların Ocak 1948 tarihli ve 145 sıra numaralı, Haziran 1954 tarihli ve 65 sıra numaralı tapu kayıtları kapsamında kaldığı iddiasında bulunmuş ve dayanılan tapu kayıtlarının pay tapusu olduğu anlaşılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince, davacının dayandığı Ocak 1948 tarihli ve 145 sıra numaralı tapu kaydının çekişmeli taşınmazlara uyduğu kabul edilerek, yazılı şekilde karar verilmişse de, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermek için yeterli olmadığı anlaşılmaktadır.
Şöyle ki; davacının dayandığı Haziran 1954 tarihli ve 65 sıra numaralı tapu kaydı ile tespite esas tapu kayıtlarının tüm tedavülleri ile birlikte tüm paylara ait tapu kayıtlarının getirtilerek yöntemince mahallinde uygulanması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince, söz konusu kayıtlar getirtilmemiş ve buna bağlı olarak yöntemine uygun şekilde tapu kayıt uygulaması yapılmaksızın hüküm verilmesi cihetine gidilmiştir.
Öte yandan; davacı ..., tespit maliklerinden ... , ... , ... , ... ve ...'ın paylarına yönelik talepte bulunmuş olup, 6100 sayılı Kanun'un 297 nci maddesinin "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." hükmü uyarınca, kadastro tespitine itiraz davasında hakim, tarafların talep sonucu ile bağlı olduğu halde, bu hüküm gözden kaçırılarak yazılı şekilde karar verilmiş olması da usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
İstek halinde peşin harcın temyiz edenlere iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
04.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.