Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2022/4635 K.2025/595

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2022/4635 📋 K. 2025/595 📅 03.02.2025

8. Hukuk Dairesi         2022/4635 E.  ,  2025/595 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2015/29 E., 2018/76 K.
KARAR : Davanın reddine
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili ve asli müdahil Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kahramanmaraş ili Andırın ilçesi Alameşe köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) uyarınca yapılan kadastro çalışmaları neticesinde dava konusu 106 ada 2 parsel 16.785,59 m2 yüz ölçümüyle belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak, tarla ve tarla niteliğinde ... oğlu ... ve diğer hissedar davalılar adına tespit edilmiş, 27.12.2006-25.01.2007 tarihleri arasında askı ilanına alınmıştır.
Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; dava konusu Andırın ilçesi Alameşe köyü 106 ada 2 parselin evveliyatı itibariyle devletin hüküm ve tasarrufu altında olan genel kullanıma açık yerlerin işlenmesi ve genişletilmesi sonucu elde edildiğini, tespit maliklerinin kanunun aradığı şekil ve sürede zilyetliğinin olmadığını, yargılamanın ileri safhalarında ibraz edecekleri mütegayip eşhastan Hazineye intikale eden çeşitli tapu kaydı kapsamında kalan yerlerden olduğu ileri sürerek dava konusu taşınmazın tespitinin iptali ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiş, ... Öksüz 18.05.2007 havale tarihli müdahale dilekçesi ile; 106 ada 2 parsel numaralı taşınmazın, malmüdürlüğünce verilmiş bulunan 05.03.1951 tarihli tapu siciline yazılmış bulunan yazıya göre 1926 yılında müzayede suretiyle nısfı davalıların murisi Tilki oğlu ... ve nısfıda murisleri annesinin babası olan dedesi Kocafakıoğlu ... adına ... olduğunu belirterek hisseleri nisbetinde tapuya tescili talepli müdahale dilekçesi ile davaya müdahil olmuş, ... 16.06.2010 havale tarihli müdahale dilekçesi ile; Andırın ilçesi Alameşe köyü 106 ada 2-4-5-6-7 ve 9 parsel sayılı taşınmazların, orman vasıf ve mahiyetinde olmasına rağmen kadastro çalışmaları sırasında davalı şahıslar adına tespit edildiği iddiası ile kadastro tespitinin iptali ile dava konusu yerin orman olarak Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...davalı 106 ada 2-4-5-6-7 parsel sayılı taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu, davalı taşınmazlar her ne kadar 1941 tarihli tapu kaydı kapsamında kalmakta ise de bu tapu kaydının devlet ormanlarını düzenleyen yasa karşısında hukuk değerini korumadığı anlaşıldığından, orman sayılan yerler özel mülkiyete konu olamayacağı..." gerekçesiyle davacı Hazinenin davasının kabulüne, müdahil davacı ... Öksüz'ün davasının subut bulmadığından reddine, 106 ada 2-4-5-6-7 ve 8 parsel nolu taşınmazların tespitlerinin iptali ile Orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılardan ... ve ... tarafından 106 ada 2 parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 13.11.2014 tarihli ve 2014/4265 Esas, 2014/9456 karar sayılı ilamıyla: "...orman bilirkişi raporunda, dava konusu 106 ada 2 nolu parselin eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarında açık alanda kaldığı gösterildiği halde, raporun sonuç bölümünde orman sayılan yerlerden olduğunun bildirildiği, Ziraat bilirkişi raporunda ise, üzerinde orman bitki örtüsü bulunmayan, buğday ekili, sulanabilir ve ekonomik tarıma uygun tarım arazisi olduğunun bildirildiği, 106 ada 2 nolu parselin kadastro tespitinin her ne kadar belgesizden yapılmış ise de; davalıların sunduğu Ağustos 1941 tarih 2 nolu tapu kaydı kapsamında kaldığının fen bilirkişi tarafından bildirildiği, keşifte dinlenen mahalli bilirikişinin de; taşınmazın 40 yılı aşkın süredir davalılar tarafından tarım arazisi olarak kullanıldığını ve tapu kaydının taşınmaza uyduğunu bildirdiği, bu olgular karşısında, orman bilirkişi raporunun kendi içinde çeliştiği, mahkemece bu çelişki giderilmeden karar verildiği, öncelikle davalıların dayandığı Ağustos 1941 tarih 2 nolu tapu kaydı, ilk oluştuğu günden itibaren tüm gittileri ile birlikte tapu müdürlüğünden getirtilip, bundan sonra üç orman bilirkişi, bir harita mühendisi veya fen bilirkişi ve mahalli bilirkişi marifetiyle keşif yapılması gerektiği, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle hava fotoğraflarında görünen ağaçların yaşı, cinsi, dağılımı, kapalılık oluşturup oluşturmadığı konusunda açıklamalı rapor alınması gerektiği, taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu anlaşılması halinde, tapu kaydının yasal değerinin olmayacağı, taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu sonucuna varılması halinde, dayanak tapu kaydının yerine uygulanması gerektiği, zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği, kimden kime kaldığı sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açıklanması gerektiği, ayrıca, dava konusu 106 ada 8 nolu parsele ilişkin dava dosyadan tefrik edildiği halde, bu parsel hakkında da hüküm kurulmasının usûl ve kanuna aykırı olduğu..." gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir.
Bozma sonrası mahkemece yapılan yargılama sonunda; "...davalı taşınmazın tarımsal kullanım bakımından, imar ihya yönünden ve evveliyatı itibari ile zilyetlikle iktisabı mümkün olan yerlerden olduğu, "devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığı" yönündeki bilirkişi raporlarına ve mahalli bilirkişilerin beyanlarına itibarla 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17 nci maddesindeki şartların tespit malikleri lehine gerçekleşmiş olduğu, taşınmazın bütünü itibariyle imar ihya edilmediği, imar ihya edilen bölüm üzerinde de Hazine'nin aralıksız, çekişmesiz ve malik sıfatı ile zilyetliğinin 20 yıla ulaşmadığı bu nedenle yukarıda belirtilen yasa hükmündeki şartların Hazine bakımından gerçekleşmediği..." gerekçesiyle davacı Hazinenin davasının reddine, dava konusu Kahramanmaraş ili Andırın ilçesi Alameşe köyü, 106 ada 2 parsel numaralı taşınmazın, tespit malikleri adlarına kadastro tespit tutanağındaki ile aynı vasıf ve mahiyette tapuya kayıt ve tesciline, karar verilmiş; hüküm, asli müdahil Orman İdaresi vekili ve davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asli müdahil Orman İdaresi vekili ve davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
7139 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
03.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.