Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2022/8561 K.2025/292

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2022/8561 📋 K. 2025/292 📅 20.01.2025

8. Hukuk Dairesi         2022/8561 E.  ,  2025/292 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
KARAR : Davanın kısmen kabulüne
TEMYİZ EDENLER : Davalı Hazine vekili, davacı vekili
Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir. Bu kararın temyiz olunması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava konusu taşınmaz, 1975 yılında yapılan ilk tesis kadastro çalışmaları sırasında tescil harici bırakılmıştır. Yörede, 2000 yılında yapılan 6831 sayılı Orman Kanunu'na (6831 sayılı Kanun) göre yapılan orman kadastrosu ve 2/B çalışmaları bulunmaktadır. Daha sonra 2010 yılında 6831 sayılı Kanun'un 4999 sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'la (4999 sayılı Kanun) değişik 9 uncu maddesi çalışmaları yapılmıştır.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Kahramanmaraş ili ... Mahallesi ... Mevkiinde bulunan tam konumu dava dilekçesine ekli krokide gösterilen bağ vasfındaki taşınmazı 13.10.2008 tarihinde Zekeriya ...'dan satın aldığını, davacılarının ve bayilerinin zilyetliğine dayanarak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713 üncü maddesi gereğince tapusuz taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince (A) harfi ile gösterilen 718,11 m²'lik kısım yönüyle davanın kabulü ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, (B) harfi ile gösterilen kısmın Tavşantepe 7127 ada 27 parsel sayılı taşınmaz dahilinde kaldığı ve dava dışı ... adına tescil edildiği, bu yönüyle tapu kayıt malikine karşılık tapu iptal ve tescil davası açılması gerektiğinden bahisle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Davalı Hazine vekilince kabul kararına karşı temyiz yoluna başvurulmuştur.
Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2018/746 Esas ve 2020/4446 Karar sayılı ilamıyla; "Mahkemece, fen bilirkişinin raporunda (A) harfi ile gösterilen 718,11 metrekarelik tescil harici taşınmaz bölümü üzerinde, zilyetlikle iktisap koşullarının davacı lehine gerçekleştiği kabul edilerek, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermek için yeterli bulunmamaktadır. Mahkemece, çekişmeli taşınmaz bölümü belediye sınırları içerisinde olduğu halde, imar planı kapsamına alınıp alınmadığı, alınmış ise imar planının hangi tarihte onaylanarak kesinleştiği sorulup saptanılmamış, zilyetlik süresinin belirlenmesinde esaslı unsur olan hava fotoğraflarından yöntemine uygun şekilde yararlanılmamış, hava fotoğraflarının jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi tarafından stereoskopik aletle incelenmesi gerektiği halde, hava fotoğrafı incelemesi bu konuda uzman olup olmadığı anlaşılamayan orman mühendisi tarafından zilyetlik süresini tespite elverişli olmayan 1950 ve 1985 tarihlerine ait hava fotoğrafları üzerinde yapılmış ve taşınmaz bölümünün evveliyatı, kullanım süresi, niteliği ve üzerindeki imar-ihya işlemlerinin tamamlanıp tamamlanmadığı hususlarına ilişkin açıklama içermeyen yetersiz bilirkişi (orman ve ziraat) raporuna dayanılarak hüküm kurulması cihetine gidilmiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması usul ve yasaya uygun düşmemektedir. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, dava konusu taşınmaz bölümünün imar planı kapsamında kalıp kalmadığı ilgili belediyelerden sorularak belirlenmeli ve imar planı kapsamında kaldığının anlaşılması halinde imar planının onaylı bir örneği dosyaya getirtilmeli, taşınmaz bölümü imar planı kapsamında ise imar planının onay tarihinden, değilse dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ilişkin farklı evrelerde çekilmiş en az 3 adet stereoskopik hava fotoğrafı Harita Genel Müdürlüğü'nden getirtilmeli; ayrıca bulunabilecek en eski tarihli yüksek çözünürlüklü uydu fotoğrafları da celbedilerek dosya keşfe hazır hale getirildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek 3 kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu ve jeodezi ve fotogrametri uzmanı ile fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşifte taşınmaz bölümünün önceki niteliği tespit edilerek, imar-ihyaya muhtaç yerlerden olması halinde taşınmaza ev yapmanın imar-ihya anlamına gelmeyeceği, ancak önceki keşifte dava konusu taşınmaz bölümünün ev ve bahçesi olarak kullanıldığının belirtildiği dikkate alınarak, dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, çekişmeli taşınmaz bölümünün geçmişte ne durumda bulunduğu, ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandığı, kime ait olduğu, kimden kime nasıl intikal ettiği, imar-ihyaya konu edilip edilmediği, edilmiş ise imar-ihyanın ne zaman başlayıp tamamlandığı ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihten dava tarihine kadar ne şekilde kullanıldığı hususlarında olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeye çalışılmalı; komşu parsellerin dayanak kayıtlarının çekişmeli taşınmaz yönünü ne şekilde okuduğu belirlenmeli; fen bilirkişisine, keşfi takibe ve denetlemeye elverişli, dava konusu taşınmazı komşularıyla birlikte gösterir krokili rapor düzenlettirilmeli; ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan, taşınmaz bölümünün toprak yapısını ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, üzerindeki bitki örtüsünü, imar-ihyaya konu edilmişse imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş renkli fotoğraflarını içerir, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiden yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik üç adet hava fotoğrafının ve eski tarihli uydu fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelenmesi neticesinde, çekişmeli taşınmaz bölümünün sınırlarını ve niteliğini, imar-ihyası tamamlanmış ise tamamlandığı tarih ile taşınmazda sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir şekilde rapor düzenlemesi istenilmeli ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece, bu yönler göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün bozulmasına" karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; "teknik bilirkişi raporunda davaya konu (A1) ve harfi ile gösterilen yerin 247,99 m² tavşantepe mahallesi 7919 ada 2 numaralı parsel sınırları dahilinde kaldığı, (A2) harfi ile gösterilen 63,45 m² alanın tavşantepe mahallesi 6 numaralı parsel sınırları dahilinde kaldığı ve taşınmazın ihdas edilerek, uygulama sırasında Hazine adına tescil edildiği, 1/1000'lik imar planında olduğu ve imar planının 27.01.2014 tarihinde kesinleştiği, 3402 Sayılı Kadastro Kanunun 17. maddesinde yer alan; Orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz mallar 14 üncü maddedeki şartlar mevcut ise imar ve ihya edenler veya halefleri adına, aksi takdirde hazine adına tespit edileceği, Belediye sınırları ve imar planı içerisinde bulunan taşınmazların imar - ihya yoluyla kazanılmasının mümkün olmadığı bilinmektedir. 3402 Sayılı Yasanın 17/2 maddesi gereğince, il, ilçe ve kasabaların imar planının kapsadığı alanlarda kalan taşınmazlar imar ihya yoluyla kazanılamaz. Amir hükmü uyarınca reddine, (A3) harfi ile gösterilen taşınmazın ise imar planı dışında kaldığı, davacı lehine zilyetlikle kazanım şartlarının oluştuğu anlaşılmakla, Kahramanmaraş ili, Onikişubat ilçesi, ... Mahallesi sınırlarında bulunan Fen bilirkişisi ...’ın 13.09.2021 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (A3) harfi ile gösterilen 406,75 m²'lik taşınmazın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, fazlaya dair istemin reddine, Fen bilirkişisi ...tarafnıdan düzenlenen 22/10/2013 tarihli krokide (B) harfi ile gösterilen kısmın Tavşantepe 7127 ada 27 parsel sayılı taşınmaz dahilinde kaldığı ve dava dışı ... adına tescil edildiği, bu yönüyle tapu kayıt malikine karşılık tapu iptal ve tescil davası açılması gerektiği anlaşılmakla davanın usulden reddine karar verildiği ve bu hususun davalı tarafça temyize konu edilmediği anlaşılmakla" Mahkemenin 2013/303 E. 2015/325 K. numaralı kararı ile Fen bilirkişisi ...tarafından düzenlenen 22.10.2013 tarihli krokide (B) harfi ile gösterilen alana yönelen dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece ilgili Belediye tarafından yapılan imar işleminin tarihine dikkat edilmediğini, imar işleminin 2014 yılında yapıldığı, bu zamana kadar davacı lehine kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolduğunu, dava açılış tarihinin 2013 yılı olduğu dikkate alındığında davanın açılışından sonra yapılan imar işleminin davanın hakkını etkilememesi gerektiğini, imar planı içerisinde olması dayanak gösterilerek taşınmazın imar-ihya ile kazanılamayacağı tespitinin yerinde olmadığını, davacı aleyhine davanın kısmen reddi kanaati ile tesis edilen Kahramanmaraş 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/71 Esas ve 2022/619 Karar sayılı ilamının bozulması talep edilmiştir.
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece yargılama konusu edilen taşınmaz evveliyatı itibarıyla Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, davacının taşınmazda kesintisiz zilyetliği bulunmamakta olduğunu, imar-ihya faaliyeti de olmadığını, ilgili mevzuat hükümleri gereğince imar-ihyanın tamamlandığı tarihten itibaren 20 yıllık zilyetlik süresinin geçmesi gerekmekte olduğunu, davaya konu taşınmazda kanunun aradığı kazanım şartlarının oluşmadığından bahisle temyiz talebinin kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
1. 13.09.2021 tarihli fen bilirkişisinin düzenlendiği raporda (A3) ile gösterilen alana yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazinenin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2. 13.09.2021 tarihli fen bilirkişisinin düzenlendiği raporda (A1) ve (A2) ile gösterilen alana yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise; Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2018/746 Esas ve 2020/4446 Karar sayılı bozma ilamı sonrasında, 06.09.2021 tarihinde keşif sonucu aldırılan 19.10.2021 havale tarihli ziraat bilirkişi kurul raporunda (A1), (A2) ve (A3) ile gösterilen bölümler üzerinde bakımının düzenli yapıldığı anlaşılan 35-40 yaşlarında 3 adet badem, 25-28 yaşlarında 8 adet armut, 40 yaş üzeri 1 adet armut, 30-35 yaşlarında 2 adet elma, 30 yaş üzeri 3 adet zeytin, 25-30 yaşlarında 5 adet zeytin olduğu hususunun bildirildiği, taşınmazın 1976 yılı hava fotoğrafındaki durumu incelendiğinde taşınmaz üzerinde yeni dikilmiş münferit halde yapraklı fidanlar ile bağ çubukları bulunduğu, zeminin işlendiği, bağ ve bahçe olarak kullanılmaya başlanıldığı, 1985 tarihli hava fotoğrafındaki durumunda ise üzerinde münferit halde yapraklı meyve ağaçları olduğu, zeminin işlendiği, sınırlarının belirgin olduğu, meyve bahçesi olarak kullanıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu taşınmazların hali arazi niteliğinde iken 1970 yılında bu özelliğini kaybettiğini, 1970 yılının ortalarından itibaren meyve ağaçları ve bağ çubukları dikilerek meyve bahçesi olarak kullanıldığı anlaşılmıştır. Mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarında taşınmazın öncesinde dava dışı ... kişiye ait olduğu, ...'un uzun süreli zilyetliğinden sonra ...'ya sattığı, ...'nın 2 sene sonra ... sattığı, daha sonra davacı ...'in aldığını beyan ettikleri, bilimsel görüş içeren hava fotoğrafları ve mahalli bilirkişi beyanları dikkate alındığında, ilk nazım imar planı tarihi olan 07.11.2012 tarihinden önce geriye doğru taşınmaz edinilmesi için geçmesi gereken 20 yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan davacı lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle kazanma koşullarının gerçekleştiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince (A1) ve (A2) yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu kısım yönünden açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle; davalı Hazine vekilinin 13.09.2021 tarihli Fen Bilirkişisi ...'ın düzenlendiği raporda (A3) ile gösterilen kısma yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Yukarıda (2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin 13.09.2021 tarihli Fen Bilirkişisi ...'ın düzenlendiği raporda (A1) ve (A2) kısmına yönelen temyiz itirazlarının kabulü ile; temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının bu kısımlar yönünden 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
20.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.