Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/3460 K.2025/210

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/3460 📋 K. 2025/210 📅 15.01.2025

8. Hukuk Dairesi         2023/3460 E.  ,  2025/210 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Pazar(Rize) 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali tescil talepli açılan davada yapılan yargılama sonunda, davanın reddine karar verilmiştir.
Verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Rize ili Çamlıhemşin ilçesi ... köyü 133 ada 23 parsel ile ... köyü 320 ada 12 sayılı taşınmazların bir bölümünde kalan çekişmeli kısmın, çevresinin şahıs arazileri ile çevrili olduğunu, davacı tarafın bu kısmı 25 yılı aşkın süredir üzerine inşaat malzemeleri koymak suretiyle kullandığını, bu kısmın orman vasfında olmadığını beyanla çekişmeli kısmın davalı parsellerden ifrazı ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; dava konusu ... köyü 133 ada 23 parsel sayılı taşınmazın içerisinde kalan (A) harfi ile gösterilen kısım ile ... mahallesi sınırları dahilinde kalan 320 ada 12 sayılı parsel sayılı taşınmazın içerisinde kalan (B) harfi ile gösterilen kısımların orman sayılan yerlerden olduğunun belirlenmiş olması, tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 45 nci maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 tarihli ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 tarihli ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş olduğu, diğer fıkraları da 03.03.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun (5304 sayılı Kanun) ile yürürlükten kaldırıldığından bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, yine öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman örtüsü yok edilmiş olsa dahi zilyetlik, tapu ve herhangi bir suretle kazanılmasının mümkün olamayacağı da göz önünde bulundurularak dava konusu taşınmazın 1937 tarihli 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 sayılı Kanun) kapsamında devlet ormanı niteliğinde olduğu, 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanuna (4785 sayılı Kanun) göre devletleştirilen özel orman niteliğinde olmadığından, 5658 sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanunlar (5658 sayılı Kanun) karşısındaki durumu saptanmalı;
Kanun yönünden ise iadeye tabi özellikler taşımadığı, yani tüm Orman Kanunları çerçevesindeki statüsünün “orman sayılan yer”den olduğu kanaatine varıldığından davanın reddine karar verilmiştir.
Verilen kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; dava konusu 133 ada 23 parsel sayılı taşınmazın askı ilanlarının 22.07.1998-20.08.1998 tarihleri arasında yapıldığı eldeki davanın ise bu taşınmaz yönünden 14.08.2018 tarihinde Kadastro Kanunu'nun 12/3 üncü maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı için bu parsel hakkındaki davacının davasının hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilmesi sonuca etkili olmadığından ve red kararı sonucu itibariyle doğru olduğundan bu hususa değinilmekle yetinildiği, dosya içeriğinde, kararın dayandığı delillerin takdirinde ve değerlendirilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamasına, kamu düzenine aykırı bir hususun tespit edilememiş olmasına, istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplere, yöreye ait en eski tarihli hava fotoğrafları, memleket haritaları ve amenajman planı ile zemin üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen hüküm kurmaya elverişli teknik bilirkişi kurulu raporuna, çekişmeli taşınmaz bölümünün orman toprağı yapısında bulunmasına ve tüm dosya kapsamına göre, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı usul ve yasaya aykırı olduğu, bozulması talebiyle temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ:Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.