Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2022/5533 K.2025/101
8. Hukuk Dairesi 2022/5533 E. , 2025/101 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki genel mahkemeden aktarılan kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hüküm davacı ... ..., davalı Hazine vekili, asli müdahil ..., ..., asli müdahil ... ve arkadaşları vekili, asli müdahil ... vekili, asli müdahil ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, Gaziantep ili İslahiye ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 597 parsel sayılı 388.700,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ..., ... ve ... adlarına 1/3'er paylı olarak tespit edilmiştir.
Davacılar ..., ... ve ... tarafından, davalı Hazine ve ... Köyü Tüzel Kişiliği aleyhine, Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tescil davası, davaya konu taşınmaz hakkında Gaziantep ili İslahiye ilçesi ... köyü 597 parsel numarasıyla kadastro tutanağı düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmış ve yargılama sırasında müdahil ... ve arkadaşları, tapu kaydına dayanarak davaya katılmışlardır.
İlk Derece (Kadastro) Mahkemesince verilen, davanın katılanlar yönünden reddine, davacılar yönünden kısmen kabulüne dair önceki karar, Yargıtay tarafından bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; "... davacıların tutunduğu 1937 tarihli ve 59 tahrir numaralı vergi kaydının batı sınırı sırt okumakta olup, kaydın sınırlarının genişletilmeye elverişli olduğundan miktarı ile geçerli olduğu, vergi kaydının miktar fazlası yönünden davacıların zilyetliğinin başlangıcının en erken kaydın ihdas edildiği 1937 yılı olacağı göz önüne alındığında kaydın oluştuğu 1937 yılından davanın açıldığı 1953 yılına kadar zilyetlikle kazanmayı sağlayıcı 20 yıllık sürenin geçmediği açıklanarak, vergi kaydının miktarını aşan bölüm üzerinde davacılar yararına 3402 sayılı Kanunun 14. maddesinde de öngörülen kazanma koşullarının gerçekleştiğinden söz edilemeyeceğinden, çekişmeli taşınmazın vergi kaydının miktarı kadar olan bölümün davacılar adına, kalan bölümünün ise davalı Hazine adına tesciline karar verilmesi ... " gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "... asli müdahillerin dayandığı tapu kaydının taşınmaza uymadığı, davacıların dayandığı vergi kaydının taşınmaza uyduğu ve taşınmazın dava tarihinden önce yıl süreyle davacıların zilyetliğinde bulunduğu, vergi kaydının sınırları genişletilmeye elverişli olduğundan miktarı ile geçerli olduğu ..." gerekçesiyle, asli müdahillerin davalarının reddine, davacıların davasının kısmen kabulü ile 18.03.2021 havale tarihli fen bilirkişileri ... ...ve ... ... ... 'ın raporlarına ekli krokisinde (A) ile belirtilen (17000,00 m2 lik) kısmın ifrazen aynı ada son parsel numarası verilmek suretiyle ..., ... mirasçıları adına payları oranında, 1 nolu parselden davacılar adına tescil edilen A ile belirtilen (17000,00 m2 lik) kısım çıkarıldıktan sonra kalan 41702,16 m2' lik kısım ile 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14 nolu sırasıyla 3.972,14 m2, 54.328,91 m2, 3.302,45 m2, 1.908,42 m2, 963,86 m2, 3.164,56 m2, 2.884,34 m2, 4.083,38 m2, 5.298,85 m2,42389,67 m2, 958,80 m2, 979,63 m2 lik kısımların ayrı ayrı ifrazen aynı ada son parsel numarası verilmek suretiyle Hazine adına tesciline, 14 parça taşınmaz dışında kalan kısımlarının tescil harici bırakılmasına karar verilmiş; hüküm, davacı ... ..., davalı Hazine vekili, asli müdahil ..., ..., asli müdahil ... ve arkadaşları vekili, asli müdahil ... vekili, asli müdahil ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, davacı ... ..., davalı Hazine vekili, asli müdahil ..., ..., asli müdahil ... ve arkadaşları vekili, asli müdahil ... vekili, asli müdahil ... ve arkadaşları vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Ancak; kadastro hakimi, doğru, infazı kabil ve infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde hüküm kurmak zorunda olup İlk Derece Mahkemesince, çekişmeli 597 parsel sayılı taşınmazın tamamı 8.648.640 hisse kabul edildiği halde, toplamda (8.646.840) pay dağıtılmak suretiyle pay - payda eşitliği sağlanmaksızın, 3402 sayılı Kanun’un 1 inci maddesine aykırı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
Öte yandan; 3402 sayılı Kanun’un 16. maddesinin (C) bendinde, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kayalar, tepeler, dağlar (bunlardan çıkan kaynaklar) gibi, tarıma elverişli olmayan sahipsiz yerler ile deniz, göl, nehir gibi genel suların tescil ve sınırlandırmaya tabi olmadığı düzenlenmiş olup İlk Derece Mahkemesince, çekişmeli 597 parsel sayılı taşınmazın, 18.03.2021 havale tarihli fen bilirkişileri ... ...ve ... ... ...'ın raporlarına ekli krokilerinde koordinatları ve yüzölçümleri belirtilen 14 parça taşınmaz dışında kalan kısımlarının tescil harici bırakılmasına karar verildiği halde, tescil harici bırakılan kısımların hangi niteliğe sahip olduklarının belirlenmemiş olması usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, tescil harici bırakılan kısımların niteliği belirlendikten sonra, tescil harici bırakılan bu kısımlara ilişkin kadastro tutanağının iptaline karar verilmesi gerektiği gözetilerek, çekişmeli 597 parsel sayılı taşınmaz yönünden pay - payda eşitliği sağlanacak şekilde infazı kabil hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve bu nedenle hükmün bozulması cihetine gidilmiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı ... ..., davalı Hazine vekili, asli müdahil ..., ..., asli müdahil ... ve arkadaşları vekili, asli müdahil ... vekili, asli müdahil ... ve arkadaşları vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE;
Davacı ... ..., davalı Hazine vekili, asli müdahil ..., ..., asli müdahil ... ve arkadaşları vekili, asli müdahil ... vekili, asli müdahil ... ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
14.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
İ.U. / B.U. - Karşılaştırıldı.