Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/8904 K.2025/9562

🏛️ 9. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/8904 📋 K. 2025/9562 📅 04.12.2025

9. Hukuk Dairesi         2025/8904 E.  ,  2025/9562 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1814 E., 2025/2316 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 11.04.2022-11.09.2023 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığını, iş sözleşmesinin 11.09.2023 tarihinde davalı işveren tarafından haksız olarak feshedildiğini, usule, kanuna ve arabuluculuk ilkelerine aykırı olarak düzenlenen arabuluculuk toplantısı sonucunda müvekkilinin baskı altında kalarak yasal haklarının çok altında bir tutarı almaya zorlandığını, müvekkilinin iş sözleşmesinin haksız olarak feshinden ve uğradığı psikolojik tacizden (mobbing) doğan haklarının ikame edilebilmesi için davaya konu arabuluculuk anlaşma tutanağının, davacının iradesinin imza anında sakat olması sebebi ile iptalinin gerektiğini ileri sürerek ihtiyari arabuluculuk faaliyeti sonrası düzenlenen anlaşma tutanağının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının davalı işyerinde 11.04.2022 tarihinden iş sözleşmesini istifaen sona erdirdiği 11.09.2023 tarihine kadar çalıştığını, son net ücretinin 1.530,00 USD olduğunu, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, taraflar arasında yürütülen ihtiyari arabuluculuk sürecinin bu Kurumun amacına ve ruhuna uygun şekilde yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
... 24. İş Mahkemesinin 26.12.2024 tarihli kararı ile somut olayda her ne kadar davacı aşırı yararlanma (gabin) iddiasında bulunmuş ise de davacının zor durumda kaldığı veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanarak arabuluculuk sözleşmesinin imzalandığının ispat edilmediği, davacının davalı işyerinde çalıştığı süre, iş tecrübesi, yaşı ve uzun zamandır bu mesleği icra etmesi nedenleriyle haklarını bilebilecek durumda olduğu, davacının kendi ... iradesi ile arabuluculuk görüşmelerine katıldığı ve anlaşılan miktar üzerinde tutanağın düzenlendiği, kaldı ki davacı istifa etmiş olmasına rağmen davalı tarafından kendisine kıdem ve ihbar tazminatları ile birlikte fazladan ücret ödendiği, davacı tarafından dosyaya ibraz edilen ... yazışmaları ve bu yazışmaları teyit eden davalı tanığı ... beyanları incelendiğinde sürecin tamamen davacının inisiyatifinde gerçekleştiği ve kendisine herhangi bir baskı yapılmadığı, ... yazışmaları ve tanık beyanlarından anlaşılacağı üzere davacının taleplerinin davalı tarafından değerlendirildiği, her ne kadar davacı baskıya maruz kaldığını iddia etmiş ise de ... görüşmelerinin iddiasını çürütecek mahiyette olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 26.12.2024 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 27.03.2025 tarihli kararı ile; ihtiyari arabuluculuk görüşmelerinin 12.09.2023 tarihinde başladığı, tarafların kıdem ve ihbar tazminatları, ücret, yıllık ücretli izin ve prim alacağı konusunda toplam 5.319,57 USD üzerinden ve bu miktarın 13.09.2023 tarihinde ödeneceği hususunda anlaştıklarına ilişkin anlaşma belgesi düzenlendiği, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtlarına göre davacının Kod (03) (belirsiz süreli iş sözleşmesinin işçi tarafından feshi-istifa) çıkışı ile işten ayrıldığının 11.09.2023 tarihinde SGK'ya bildirildiği, fesihten bir gün sonra ihtiyari arabuluculuğa başvurulduğu, taraflar arasında mevcut bir uyuşmazlığın çözümünden ziyade, usulüne uygun bir müzakere ortamı da sağlanmadan, salt dava açma hakkını ortadan kaldırmak amacıyla hareket edildiği sonucuna ulaşıldığı, bu sebeplerle 12.09.2023 tarihli anlaşma belgesinin geçerli bir arabuluculuk anlaşma belgesi olmadığı, davanın kabulü gerekirken davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne ve ihtiyari arabuluculuk faaliyetinin sona ermesine ilişkin anlaşma belgesinin iptaline karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 27.03.2025 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, dinlenen taraf tanık beyanları da davacının iddialarını ispata yeterli olmadığı gibi dosya içeriğinde yer alan ... mesaj içeriklerine göre davacının, dosya kapsamı ile örtüşmeyen soyut nitelikteki baskı iddiaları ile iradesinin imza anında sakat olduğu iddialarını yöntemince ispatladığından söz edilemeyeceği, aksine arabuluculuk sürecinin şeffaf bir şekilde yürütüldüğü, düzenlenen arabuluculuk anlaşma tutanağının şekli anlamda da usul ve kanuna uygun olduğu ve arabuluculuk sürecinin davacının bilgisi dâhilinde gerçekleştirildiği bu nedenle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamına göre arabuluculuk sürecinin şeffaf bir şekilde yürütüldüğü, düzenlenen arabuluculuk anlaşma tutanağının şekli anlamda da usul ve kanuna uygun olduğu ve arabuluculuk sürecinin davacının bilgisi dâhilinde gerçekleştirildiği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; arabuculuk sürecinin davacının bilgisi ve iradesi dışında yürütülmediğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/5 hükmü uyarınca geçerli bir anlaşma belgesi olup olmadığına ve iptalinin gerekip gerekmediğine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.