Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/7061 K.2025/9474

🏛️ 9. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/7061 📋 K. 2025/9474 📅 03.12.2025

9. Hukuk Dairesi         2025/7061 E.  ,  2025/9474 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 60. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/564 E., 2025/694 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 4. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/116 E., 2021/995 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 29.06.2007-11.10.2013 tarihleri arasında toplam 6 yıl 3 ay 12 gün süreyle, davalı Şirketin Kuzey Irak'ta yürütmekte olduğu inşaat işlerinde, kalıpçı ustası (formen) statüsünde görev yaptığını, günlük 55,00 USD ödenmesi konusunda anlaştıklarını, son aldığı ücretin 1.650,00 USD olduğunu, ancak sigorta kaydında asgari ücretli olarak gösterildiği gibi sigorta sürelerinin de eksik bildirildiğini, çalıştığı süreçte sürekli olarak ücret ödemelerinin iki ay gecikmeli olarak yapıldığını, asgari ücret kadarının banka kanalıyla geri kalan ödemelerin ise elden yapıldığını, son aylara ait ücret alacağına ilişkin ücretlerin fazla çalışma ücreti gibi gösterildiğini, davalı Şirketin iş bitimi gerekçesiyle iş sözleşmesini feshettiğini, davacı hak ettiği tazminatlar ile diğer yasal haklarını talep ettiğinde davalı tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığı gibi müvekkilinin boş bir kağıdı imzalaması, imzalamaz ise pasaportunun teslim edilmeyeceği şeklinde tehdit edildiğini, davacının işyerinde fazla çalışma yaptığını, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde de çalıştığını, yaklaşık 4 ayda birkaç gün Türkiye’ye gelmek üzere izin verildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının davalı işyerinde 28.11.200-24.03.20 09... .05.2009-31.08.2013 tarihleri arasında aralıklı şekilde kalıpçı olarak çalıştığını, davacının ücretinin iş sözleşmesi ile belirlendiği şekilde 600,00 USD olduğunu, %5 kesinti ile ücret aldığını, davalı Şirketin yurt dışında işçi çalıştıran bir Şirket olduğunu net ve brüt hesaplamasında salt %5'lik bir kesinti yapılması gerektiğini, davacının iş sözleşmesinin 31.08.2013 tarihinde iş bitimi sebebiyle kıdem ve ihbar tazminatı ödenerek davacının ıslak imzası bulunan ibraname ile sonlandığını, davacıya 1.493,00 USD ihbar ve 3.417,00 USD kıdem tazminatı olmak üzere toplamda 4.910,00 USD ödeme yapıldığını, davacının hiçbir alacağının kalmadığını, şantiyelerde fazla çalışma yapılmadığını, hafta tatilinin kullanıldığını, davacının tüm yasal izinlerini kullandığını, işin yapıldığı yer olan Irak'ta cuma günleri çalışma yapılmadığını, davacının ramazan ve kurban bayramlarında da izin kullandığını, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde davacı çalışmış ise bu alacaklarının eksiksiz ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının iki dönem halinde toplam 5 yıl 7 ay 2 gün davalıya ait işyerinde en son aylık brüt 1.650,00 USD ücret ile çalıştığı, iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğinin ispat yükünün işverende olup ispat yükünün yerine getirilemediği, yıllık izinlerin kullandırıldığının veya karşılığı ücretin ödendiğinin ispat edilemediği, davacının haftalık 18 saat fazla çalışma yaptığı ve dinî bayramlar dışında genel tatillerde çalıştığı hesaplanan alacaklarda %30 indirim yapıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne
karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmelerinin usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davalının tüm istinaf itirazlarının reddine, davacı yararına hükmedilen vekâlet ücreti hatalı olduğundan davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde:
1. Alacakların zamanaşımına uğradığını,
2. Davacının tüm alacaklarının ödendiğini, ibranamenin dikkate alınması gerektiğini, davacının bakiye kıdem veya ihbar tazminatı alacağı kalmadığını,
3. Davacının son ücretinin 1.650,00 USD olmadığını, 600,00 USD olduğunu,
4. Yıllık izinlerini kullandığını,
5. Çalışmanın haftada 6 gün 08.00-17.00 saatleri arasında olduğunu, 11.00-15.00 saatleri arasında sıcak nedeniyle çalışılmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, zamanaşımı, ibraname, iş sözleşmesinin feshi ile birlikte davacıya kıdem ve ihbar tazminatlarının ödenip ödenmediği, ücretin miktarı, yıllık izin, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı ve hesabına ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 32/1 hükmünde genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta primi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek ünvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususların imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesini ortaya çıkarması durumunda, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve gerekirse işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek ünvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek ilgili meslek odaları, işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta, davacı sözleşmede 600,00 USD olarak gözükmesine rağmen gerçek ücretinin günlük net 55,00 USD olmak üzere aylık 1.650,00 USD olduğunu iddia etmiştir. Davalı tanıkları aylık ücretin 960,00-1.000,00 USD arasında olduğunu beyan etmişlerdir. Buna karşılık davacı tanıklarından ... günlük ücretin 40,00-45,00 USD olduğunu, davacının kardeşi ... ., aylık ücretin 1.500,00-1.600,00 USD olduğunu, diğer davacı tanığı ... . ise aylık ücretin ortalama 1.650,00 USD olduğunu ifade etmiştir. Mahkemece Türkiye İstatistik Kurumunca belirlenen ortalama da dikkate alındığında, davacının, iddiası gibi 1.650,00 USD aylık ücretle çalıştığı kabul edilmiş ise de ücretin tespiti dosya kapsamına ve emsal kararlara uygun düşmemiştir.
Davacıyla aynı işi yapan ve aynı dönemde birlikte çalışan kardeşi ...' nin açtığı davada 1.200,00 USD ücret kabulüne ilişkin karar Dairemizce (2025/2943 E.) onanmıştır. Somut uyuşmazlık bakımından davacı tanığı ... .'nın davacının günlük 40,00 USD aldığına yönelik beyanının da aylık 1200 USD ücret kabulünü doğrulaması karşısında davacının aylık ücretinin 1200 USD olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece hatalı değerlendirme yapılarak 1.650,00 USD ücret kabulüne göre hesaplanan alacakların hüküm altına alınması bozmayı gerektirmiştir.
3. 4857 sayılı Kanun'un 59. maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir sebeple sona ermesi hâlinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır.
Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü, işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile ispatlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 31. maddesinde, hâkimin davayı aydınlatma ödevi düzenlenmiş olup madde uyarınca, hâkim uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabileceği, soru sorabileceği ve delil gösterilmesini isteyebileceği düzenlenmiştir.
İşçinin uzun süre yıllık izin kullandırılmadığı iddiaları karşısında 6100 sayılı Kanun'un 31. maddesinde öngörülen davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde hâkimin, davacı işçiyi bizzat dinleyerek çalışma ve dinlenme süreleri konusunu açıklığa kavuşturması gerekir. Dairemizce uzun süre kavramı beş yıl ve daha fazla süre olarak değerlendirilmiş olup kullandırılmadığı iddia edilen izin süresinin toplamda beş yıllık veya daha fazla olması hâlinde anılan hüküm çerçevesinde uygulama yapılmalıdır.
Somut uyuşmazlıkta; hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı işyerinde 5 yılı aşkın çalışması olduğu tespit edilen davacının tüm çalışma süresi boyunca hak ettiği yıllık ücretli izin süresinin 70 gün olduğu belirlenmiş ve davacının hiç izin kullanmadığı kabul edilerek karar verilmiştir. Davacının 5 yıl boyunca yıllık ücretli izin kullanmadan çalışması hayatın olağan akışına da aykırı olduğundan, 6100 sayılı Kanun'un 31. maddesinde düzenlenen hâkimin davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde davacı asıl duruşmaya davet edilerek çalışma süresi boyunca yıllık izin kullanıp kullanmadığı konusundaki beyanının almasından sonra bu beyanın sonucuna ve tüm dosya kapsamına göre değerlendirme yapılarak bir karar vermesi gerekmektedir.
4. Yabancı para borcuna hangi faizin uygulanacağı 3095 sayılı Kanunî Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un (3095 sayılı Kanun) "Yabancı para borcunda faiz" kenar başlıklı 4/a maddesinde düzenlenmiş olup ilgili hükümde; “Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır.” kuralına yer verilmiştir. Somut olayda hüküm altına alınan alacaklara yasal faiz uygulanmasına karar verilmesi infazda tereddüt yaratır nitelikte olup karar bu yönüyle de hatalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.