Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/5695 K.2025/8947

🏛️ 9. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/5695 📋 K. 2025/8947 📅 19.11.2025

9. Hukuk Dairesi         2025/5695 E.  ,  2025/8947 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2786 E., 2025/1164 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 51. İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/134 E., 2024/417 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait iş yerinde 20.06.2017-24.06.2018 tarihleri arasında teknik danışman olarak aylık net 3.000,00 USD ücretle çalıştığını, davacıya belirli süreli iş sözleşmesi imzalatıldığını ancak davacının sözleşmede belirlenen süreden 13 gün daha fazla çalıştırıldığını, sözleşmenin belirsiz süreli sözleşme olarak kabul edilmesi gerektiğini, iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini iddia ederek kıdem tazminatı ve ücret alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile müvekkili arasında 27.07.2015 tarihli komisyonculuk sözleşmesi imzalandığını, davacının haksız eylemlerinden ötürü komisyonculuk sözleşmesinin feshedildiğini, davacı ile aralarında işçi işveren ilişkisi bulunmadığını, davacıyı komisyonculuk işlerini yürütmesi amacıyla davalının işçisi gibi göstermek zorunda kaldıklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ile davalı işveren arasında iş sözleşmesi imzalandığı, tanık beyanlarından davacının sadece aracılık/komisyonculuk yapmayıp davalı işverenliğe danışmanlık ve eğitim gibi hizmetler verdiği ve bu iş görme edimlerinin karşılığındaa kendisine belirli bir miktar ücret ödendiğinin anlaşıldığı, sözleşme serbestisi ilkesi çerçevesinde taraflar arasında hem aracılık/komisyonculuk hem de iş sözleşmesi bulunmasına bir engel bir durumun olmadığı gerekçesiyle davacının iş sözleşmesi ile çalıştığının değerlendirildiği, taraflar arasında her ne kadar belirli süreli iş sözleşmesi imzalansa da, sözleşmenin niteliği itibarıyla belirsiz süreli iş sözleşmesi olarak kabulünün gerekeceği, davalı tarafça iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğinin ispatlanmadığı belirtilerek bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı Şirket tarafından, Sosyal Güvenlik Kurumuna kendi işçisi olarak bildirilen kimse ile aralarındaki ilişkinin esasen iş ilişkisi olmadığının ileri sürülmesinin, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini, bu itibarla, taraflar arasında komisyon sözleşmesinin bulunmasının davacının işçi sıfatını ortadan kaldırmadığı, davacının çalışmasındaki bağımlılık unsurunun da somut olayda gerçekleştiği dikkate alındığında, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin işçi-işveren ilişkisi olduğu kabulünün yerinde olduğunu, davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, iş sözleşmesinde yer alan ücretten ödenen tutarların mahsubu ile hüküm altına alınan ücret alacağının yerinde olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davacının özen ve sadakat borcuna aykırı davranmasına rağmen İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesinin bu konuda hiçbir değerlendirme yapmadığını,
2. Davacı ile aynı zamanda çalışmayan davacı tanığının beyanlarının hüküm altına alınmasının hatalı olduğunu,
3. Davacının yabancı ülke vatandaşı olduğunu ve çalışma izni olup olmadığının irdelenmediğini,
4. Davacı tarafından imzalanan ibranamenin dikkate alınmadığını,
5. Davacı ile aralarında komisyonculuk sözleşmesi imzalandığını, iş ilişkisi bulunmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacı ile davalı arasında iş ilişkisi bulunup bulunmadığı ile buna göre kıdem tazminatı ve ücret alacağının ispatına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.