Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/6133 K.2025/8077
9. Hukuk Dairesi 2025/6133 E. , 2025/8077 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1375 E., 2025/933 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: Batman 3. İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/560 E., 2025/229 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından 10.03.2015 tarihinde iş mahkemesi nezdinde açılan işçilik alacağına ilişkin davanın kesinleşmesi üzerine yapılan icra takibi sonucunda davalı tarafça 27.10.2022 tarihinde icra dosyasına ödemenin gerçekleştirildiğini, davalının bilerek ve isteyerek yargı makamlarını meşgul ederek davacının muacceliyet tarihlerinden 7-8 yıl sonra alacaklarına kavuşmasına sebep olduğunu, temerrüt tarihi ile ödeme tarihi arasındaki süre zarfında ülkede aşırı enflasyon ortamının oluştuğunu, döviz ve altın kurunda büyük artış yaşandığını, ülkede alım gücünün çok düştüğünü, bu kapsamda söz konusu alacaklara ilişkin temerrüt tarihi ve ödeme tarihi arasındaki süre zarfında ülkede yaşanan aşırı enflasyon ve döviz kurlarındaki artış sebebiyle karşılanmamış olan munzam zararın ortaya çıktığını, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları dikkate alındığında munzam zarar hesaplanmasında enflasyon kriterinin yeterli olduğu ve ayrıca somut delillerle gerçek zararın hesaplanmasına gerek bulunmadığının kabulü gerektiği, aksi tutumun mülkiyet hakkının ihlali mahiyetinde olduğunu ileri sürerek munzam zararın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, husumet nedeniyle davanın reddi gerektiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 122. maddesinde öngörülen şartların somut olay bakımından gerçekleşmediğini, zira ilgili madde uyarınca davacının genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri ve paranın satın alma gücünde meydana gelen azalama) dışında davacının durumuna özgü somut vakalarla ispatlanması gerektiğini, davacı tarafından somut bir maddi zarara uğradığının ileri sürülmediği ve parasını geç tahsil ettiği için temerrüt faizini aşan somut bir maddi zarara uğradığının ispat edilemediğini, munzam zararın gerçekleşmiş, ölçülebilir ve somut bir zarar olması gerektiğini, sadece yüksek enflasyon, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşunun alacaklının faizi aşan munzam zarara yönelik iddiasına ilişkin ispat yükünü ortadan kaldırmadığını, ayrıca zarar ile müvekkilinin davranışı arasındaki illiyet bağının ve müvekkilinin kusurunun da ispatı gerektiğini, müvekkilinin hak arama özgürlüğü çerçevesindeki eylemleri nedeniyle sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının hak ettiği tazminata geç ulaştığından bahisle munzam zarar isteğinde bulunduğu, davacının zararın ne şekilde oluştuğunu somut olarak ispat etmesi gerektiği, ancak dava dilekçesi içeriğinden sadece ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeni ile paranın satın alma gücünde meydana gelen azalmadan söz edildiği, tanık dâhi dinletilmediği, sadece yüksek enflasyon, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşunun alacaklının faizi aşan munzam zararın ispatı için yeterli olmadığı, kaldı ki ekonomik olumsuzluklar karine olarak kabul edilip davacıyı somut zarar ispat yükümlülüğünden de kurtarmadığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 09.12.2021 tarihli ve 2017/(18)5-2800 Esas, 2021/1629 Karar sayılı ilâmının da bu yönde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava dilekçesinde ödemenin geç yapılması ve enflasyonun yüksek olması sebebiyle zarar oluştuğunun ileri sürüldüğünü, Yargıtay içtihatlarına göre munzam zararın talep edilebilmesi için zararın gerçekleşmiş, ölçülebilir ve somut (gerçek) bir zarar olması gerektiği, davacının enflasyon ve yüksek faizlerden değil, kendisinin şahsen ve somut olarak geç ödemeden dolayı gördüğü zarar olgusunu ispat etmesi gerektiğini, davacının zarara ilişkin iddiaları ispat edilmiş bir zararı değil, dolaylı yönden ekonomik yatırım araçlarının ortalaması olup belirlenen miktarın munzam zarar olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, bu durumda davacının zararını somutlaştırdığından söz edilemeyeceğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 23.02.1994 gün ve 1993/5-600 Esas, 1994/80 Karar sayılı ilâmı ile emsal mahiyetteki ... Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesinin 25.09.2024 tarihli ve 2024/1918 Esas, 2024/1915 Karar sayılı ilâmının da bu doğrultuda olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Dava dilekçesindeki iddialarını tekrarlamakla beraber davayı açmakta hukuki yarar bulunduğunu,
2. İspat koşulunun delillerin toplanması ile sağlanmış olacağını,
3. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 13.01.2025 tarihli ve 2024/3534 Esas, 2025/15 Karar sayılı kararında alacaklının borcun zamanında ödenmemesi nedeniyle enflasyon nedeniyle uğradığı temerrüdü aşan munzam zararını borçludan talep edebileceğini,
4. Konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulundan ekonomik unsurlar dikkate alınarak oluşturulan sepet hesabına göre rapor alınarak davacı alacaklının temerrüt faizini aşan bir zarara uğrayıp uğramadığının tespit edilmesi, varsa bu zarar miktarından da davacı tarafından tahsil edilen temerrüt faiz miktarı çıkartılarak davacının munzam zarar miktarı bulunup davacı alacaklının munzam zararının tahsiline karar verilmesi gerektiğinin kararlaştırıldığını, buna göre davanın kabulü gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davada varlığı iddia olunan munzam zarar olgusunun ispatına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.