Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/4111 K.2025/5828

🏛️ 9. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/4111 📋 K. 2025/5828 📅 03.07.2025

9. Hukuk Dairesi         2025/4111 E.  ,  2025/5828 K.
"İçtihat Metni"
Esas No : 2025/4111
Karar No : 2025/5828
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/252 E., 2025/263 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 6. İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/184 E., 2024/393 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılardan ... Enerji Nakliyat Madencilik İnş. San. ve Tic. AŞ (... Enerji), ... İnş. Danışmanlık Oto. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. (... İnşaat), ... Yapı San. ve Tic. AŞ (... Yapı) ile ... Mad. Turz. İnş. Nak. San. ve Tic. AŞ (... Madencilik) vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin aralarında asıl işveren alt işveren ilişkisi olan davalı Şirketler nezdinde metro tüneli inşaatında 03.10.2020-24.05.2022 tarihleri arasında çalıştığını, bilgisi olmadan farklı tarihlerde işten ayrılışının bildirilip tekrardan işe girişinin yapıldığını, fazla çalışma yaptığını, davalı işverenlerden işçilik alacakları ve tazminatlarının eksiksiz olarak ödenmesini talep etmesi üzerine müvekkilinin de içinde bulunduğu 50 işçinin muhasebe birimine gittiklerini ve orada muhasebeci, şantiye şefi ve bir Şirket avukatının bulunduğunu, kendisine işçilik alacaklarının
ödenmeyeceği yönünde baskı uygulanması sonucu iradesinin sakatlanarak içeriğini dahi bilmediği ve okunmasına bile izin verilmeyen bir kısım evrakı imzalamak zorunda kaldığını, UYAP kayıtlarında başvurucu kurum olarak davalılardan ... Enerji ile ... Yapı Madencilik ve İş Makinaları San. ve Tic. Ltd. Şti. (... Yapı) görünmesine rağmen arabuluculuk tutanaklarında tüm davalıların başvurucu olarak gösterildiğini, telekonferans yoluyla yapıldığı söylenen görüşmeler sırasında arabulucuyla hiçbir şekilde görüştürülmediği gibi süreç hakkında da bilgilendirilmediğini, tüm işçilerle aynı formatta tutanaklar imzalandığını ileri sürerek kanuna ve usule uygun olmayan ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalılar ... Enerji, ... İnşaat, ... Yapı ile ... Madencilik vekili cevap dilekçesinde; arabuluculuk görüşmelerinin usulüne uygun yapıldığını, tarafların hazır bulunması ile tarafsız bir arabulucu eşliğinde yapılan görüşme neticesinde ihtiyari arabuluculuk tutanağının tarafların hür iradesi ile okunup imza altına alındığını, aynı şekilde arabuluculuk faaliyetindeki arabulucunun seçimi hususunda bir usulsüzlük olmadığını, arabuluculuğun temel esaslarına göre yüz yüze başkaca kimse olmadan iradi ve menfaat temelli şekilde yapıldığını gösterir telekonferans ekran görüntülerini sunacaklarını, iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedildiği iddiasının ispatlanamadığını, davacının müvekkili Şirketlerin çalışanı olmadığını, bu nedenle herhangi bir alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalılardan Türkcan Yapı Şirketi, davaya cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyadaki belgeler ve dinlenen tanık beyanlarına göre arabuluculuk sürecinin hukuka uygun ve sağlıklı şekilde yürütülmediği, anlaşma belgesinin son kısmında ödeme sonrası davacının işçilik haklarından vazgeçeceğinin yazılı olduğu, işçinin vazgeçme durumunun bulunması hâlinde ibra hâlinin uygulama alanı bulacağı, ibra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi, ödemenin hak tutarına nazaran noksansız ve banka aracılığıyla yapılmasının şart olduğu ancak anlaşma belgesinde davacıya hangi alacak kalemi için ne kadar ödeme yapıldığının yazılı olmadığı, özellikle toplu şekilde çalışanların iş sözleşmesinin sona ermesi hâllerinde işveren ile işçi arasında yapılan görüşmelerin müzakere şeklinde gerçekleşmediği ve işverenin baskı ve mobbingi ile işçilere ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesi imzalatılmakta olduğunun da bilinen bir gerçek olduğu, çok sayıda işçi ile dar zamanda ve mekanda yani bağımsız bir yerde olmayıp da işyerinde görüşme yapılması, bu esnada işçilerin üçüncü kişilerden yardım alma durumunun bulunmaması dikkate alındığında işçinin iradesi sakatlandığından, sözleşmenin hukuki geçerliliği bulunmadığı, aslında ibra niteliğinde bulunan ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin arabuluculuğun amacına uygun olmadığı ve iptalinin gerektiği gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılardan ... Enerji, ... İnşaat, ... Yapı ile ... Madencilik vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyadaki belgeler ve tanık beyanları dikkate alındığında, ihtiyari arabuluculuk tutanağındaki imzaların davacının gerçek iradesini yansıtmadığı, usulüne uygun ihtiyari arabuluculuk görüşmesi yapılmadığı, İlk Derece Mahkemesi kararının dosya kapsamı ile usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davalılar ... Enerji, ... İnşaat, ... Yapı ile ... Madencilik vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalılardan ... Enerji, ... İnşaat, ... Yapı ile ... Madencilik vekili temyiz dilekçesinde;
1. Bölge Adliye Mahkemesi kararının kanuna uygun bir gerekçe içermediğini ve gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini,
2. Davacının alt işveren çalışanı olmakla, müvekkili Şirketlerin bu kapsamında hukuki ve mali bir sorumluluğu bulunmadığını, aksi kanaatle hüküm kurulacaksa dahi davacıya hak ettiği tüm işçilik alacaklarının müvekkili Şirketler tarafından ihtiyari arabuluculuk neticesinde ödendiğini,
3. Arabuluculuk görüşmelerinin kanuna aykırı biçimde yürütüldüğü ve davacının iradesinin fesada uğratıldığı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, davacının çalışmasının olduğu şantiyede müvekkili Şirketlerin asıl işveren konumunda olduğunu, işçilerin hak ve alacaklarının tahsili için ayaklanma çıkarması, şantiye görevlerinde taşkınlık göstermesi ve tehdit içeren beyanları sebebi ile müvekkili Şirketin üst işveren sıfatı ile sorumlulukları kapsamında olmamasına rağmen işçilerin tutumlarının daha büyük zararlara sebebiyet vermemesi açısından hak ve alacaklarını usulüne uygun ihtiyari arabuluculuk yolu ile ödediğini, ödenmesi gereken tutarları personelin belirlediğini,
4. Davacının iddiasının aksine arabulucunun tarafsız olduğunu, arabulucu seçimine davacının itirazı olmadığını, herhangi bir baskı veya tehdit durumu söz konusu olmamakla, davacının kötüniyetli şekilde arabuluculuk neticesinde ödenen miktardan daha fazla kazanç elde etme çabasında olduğunu,
5. Arabuluculuk sürecinin hak temelli değil, menfaat temelli bir süreç olduğunu, tarafların hür iradesiyle yapılan teklifi kabul etmesi sonucu nihayetlenen sürecin kanuna ve usule uygun biçimde yürütüldüğünü, personelin mağduriyet yaşamaması adına işçilere müvekkili Şirketlerin sorumluluğunda olmamasına rağmen ödeme yapıldığını, davacının alacağının bulunmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki arabuluculuk görüşmelerinin kanuna uygun yürütülüp yürütülmediği, bu bağlamda 25.05.2022 tarihli ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/5 hükmü kapsamında geçerli bir anlaşma belgesi olup olmadığı ile gerekçeye ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz eden davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.07.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y
Davacı işçi, işveren tarafından süreci başlatılan ihtiyari arabuluculuk sonunda düzenlenen anlaşma tutanağının gerçek iradesini yansıtmaması nedeniyle iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalılardan ... Enerji, ... İnşaat, ... Yapı ile ... Madencilik vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş ve bu karar Dairemizce onanmıştır.
6100 sayılı Kanun’un 106/2 hükmüne göre kanunda belirtilen durumlar dışında tespit davası açan davacı, dava açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararının bulunduğunu açıkça ortaya koymak zorundadır. Bu nedenle diğer davalarda aranan hukuki yarar yanında tespit davası açan davacının, kendisi için söz konusu olan tehlike veya tereddütlü durumun ortaya çıkaracağı zararın ancak tespit davası ile giderilebileceğini ispat etmesi gerekir. Şayet davacı, kendisini tehdit eden tehlikenin tespit davası ile giderilebileceğini ispat ederse hukuki yararının varlığından söz edilebilir. Tespit davası ile elde edilecek hukuki koruma başka bir yolla veya başka bir davayla sağlanabiliyorsa bu konuda tespit davası açmakta hukuki yarar bulunmamaktadır. Bir dava içerisinde iddia veya savunma olarak ileri sürülebilecek hususlar da tespit davasının konusu olamaz (Hakan Pekcanıtez, Pekcanıtez Usûl, İstanbul, On Beşinci Baskı, 2018, s. 976-977).
Arabuluculuk anlaşma belgesinin iptaline yönelik dava niteliği itibarıyla bir tespit davasıdır. Bu dava ile borçlar hukuku sözleşmesi niteliğindeki anlaşmanın geçersizliğinin tespiti istenmektedir. Her tespit davasında olduğu gibi burada da davacı söz konusu davayı açmakta güncel hukuki yararının varlığını ortaya koymak durumundadır.
Dairemiz uygulamasına göre anlaşma belgesinin geçersizliğinin tespiti, alacak veya işe iade davasında ön sorun olarak incelenebildiğinden tespit davası ile elde edilecek hukuki korumanın başka bir yol veya dava ile sağlanabildiği açıktır. Bu durumda davacının anlaşma belgesinin iptali istemiyle ayrı bir dava açmasında güncel hukuki yararının varlığından söz edilemez. Dolayısıyla arabuluculuk anlaşma belgesinin iptaline ilişkin açılan davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddedilmesi gerekir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle kararın bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan, Sayın Çoğunluğun davanın kabulüne dair kararın onanması yönündeki görüşüne katılamıyorum.