Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2022/6877 K.2023/3516

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2022/6877 📋 K. 2023/3516 📅 20.06.2023

1. Hukuk Dairesi         2022/6877 E.  ,  2023/3516 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
KARAR : Ret - Karar verilmesine yer olmadığına
Taraflar arasında Mahkemesinde görülen tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce, Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davalılar ..., ..., ... ... ve ... yönünden konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar ..., ..., yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, davalıların mirasbırakanı ... ... ile arasındaki ticari ilişki nedeniyle fatura borcuna karşılık 15.11.1982 vade tarihli 950.000 TL ve 15.11.1983 vade tarihli 920.000TL bedelli iki adet senet düzenlendiğini, ancak senetleri vadesinde ödeyemeyince borcuna karşılık teminat olarak dava konusu 220 parseldeki 3200/27787 hissesine 11.01.1982 tarihli satış vaadi şerhi konulduğunu, borcun tamamını ödediğini, mirasbırakanla yapılan anlaşma gereği taşınmazın iadesi gerektiği halde davalıların adlarına intikal yaptırdıklarını ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir.
II. CEVAP
1.Davalılardan ..., ..., ... ... ve ... davayı kabul etmişlerdir.
2.Diğer davalılar, ... ise davacı ve mirasbırakanları arasında inançlı işlem bulunmadığı, taşınmazın mirasbırakanları adına hükmen tescil suretiyle tescil edildiğini, iddiaların doğru olmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
III. MAHKEME KARARI
... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 09/06/2015 tarihli ve 2014/882 E., 2015/430 K. sayılı kararıyla; ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1985/49 Esas 1985/325 Karar sayılı kararının eldeki dava yönünden kesin hüküm oluşturduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
2. Dairenin 01.10.2018 tarihli ve 2015/16448 Esas 2018/12982 Karar sayılı kararı ile "...Somut olayda; ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan ve 28.02.1986 tarihinde kesinleşen, 1985/49 Esas, 1985/325 Karar sayılı davanın davacısının davalıların mirasbırakanı ... ..., davalısının davacı ..., dava konusunun 220 parsel sayılı taşınmazın 3200/27787 payının gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayalı hükmen tescil istemine ilişkin iken, eldeki davanın tarafları ve dava konusu aynı olmakla birlikte dava sebebi farklıdır. Bu nedenle yukarıda belirtilen ilke ve olgular çerçevesinde kesin hükümden bahsetmek mümkün değildir. Hal böyle olunca, işin esasına girilip değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulması isabetsizdir....'' gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozma Kararına Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, yargılama sırasında davalılardan ..., ..., ... ... ve ...'in taşınmazdaki paylarını davacı tarafa devretmiş olması sebebiyle anılan davalılar yönünden konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına; diğer davalılar ..., ..., Nesrin, Neriman ve Berin yönünden ise davacı ile davalıların mirasbırakanı arasındaki inançlı işlem iddiasının yazılı delille ispatlanamadığı ve davalıların yemin eda ettikleri gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalılara kanunun ön gördüğü şartlarda yemin yaptırılmadığından kesin delil olmasının da kabul edilemeyeceğini, davalıların dava konusu taşınmazda hiçbir tasarruflarının olmadığını, emaneten üstlerinde bulundurduğunu, dosyaya sunulan yazılı deliller ve dinlenen tanık beyanlarıyla bu hususun ispatlandığını, davacının ise borcunu ödeyerek emanet olarak vermiş olduğu taşınmazı murisin mirasçıları olan davalarından talep etmesinin çok doğal bir durum olduğunu, olayları bildiklerini, yemin edasının usulüne uygun yapılmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, inançlı işlem hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. İnanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı muamelenin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın, inanılan tarafından inanana geri verme (iade) şartlarını içeren borçlandırıcı bir muameledir.
Bu sözleşme, tarafların hak ve borçlarını kapsayan bağımsız bir akit olup, alacak ve mülkiyetin naklinin hukuki sebebini teşkil eder.
Taraflar böyle bir sözleşme ve buna bağlı işlemle genellikle, teminat teşkil etmek ve iade edilmek üzere, mal varlığına dahil bir şey veya hakkı, aynı amacı güden olağan hukuki muamelelerden daha güçlü bir hukuki durum yaratarak, inanılana inançlı olarak kazandırmak için başvururlar. Diğer bir anlatımla, bu işlemle borçlu, alacaklısına malını rehin edecek, yani yalnızca sınırlı ayni bir hak tanıyacak yerde, malının mülkiyetini geçirerek rehin hakkından daha güçlü bir hak tanır.
Sözleşmenin ve buna bağlı temlikin, değinilen bu özellikleri nedeniyle, taşınmazı inanç sözleşmesi ile satan kimsenin artık sadece, ödünç almış olduğu parayı geri vererek taşınmazını kendisine temlik edilmesini istemek yolunda bir alacak hakkı; taşınmazı, inanç sözleşmesi ile alan kimsenin de borcun ödenmesi gününe kadar taşınmazı başkasına satmamak ve borç ödenince de geri vermek yolunda yalnızca bir borcu kalmıştır.
İnanç sözleşmeleri, tarafların karşılıklı iradelerine uygun bulunduğu için, onlara karşılıklı borç yükleyen ve alacak hakkı veren geçerli sözleşmelerdir. Anılan sözleşmelerde, taraflar, sözleşmenin kendilerine yüklediği hak ve borçları belirlerken, inançlı işlemin sona erme sebeplerini; devredilen hakkın inanılan tarafından inanana iade şartlarını, bu arada tabii ki süresini de belirleyebilirler. Bunun dışında, akde aykırı davranışın yaptırımına da sözleşmelerinde yer verebilirler. Buna dair akit hükümleri de 6098 sayılı ... ... Kanunu'nun (TBK) 26. ve 27. maddelerine aykırılık teşkil etmediği sürece geçerli sayılır.
Uygulamada mesele, 05.02.1947 tarihli, 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı ile ilişkilendirilip, bu karar dayanak yapılmak suretiyle çözüme gidilmektedir. İnanç sözleşmesi olarak adlandırılan belgenin sözleşmeye taraf olanların veya inanılanın imzasını içermesi gereklidir. Bunun dışındaki bir kabul, hem İçtihadı Birleştirme kararının kapsamının genişletilmesi, hem de taşınmazların tapu dışı satışlarına olanak sağlamak anlamını taşıyacağından kendine özgü bu sözleşmelerle bağdaştırılamaz.
Anılan 05.02.1947 tarihli, 20/6 sayılı İnançları Birleştirme Kararı uyarınca, inançlı işleme dayalı iddianın, şekle bağlı olmayan yazılı delille kanıtlanması gerekeceği kuşkusuzdur. Şayet, ispat külfeti kendisinde olan tarafın yazılı bir belgesi yok ise ancak taraflar arasında gerçekleştirilen mektup, banka dekontu, yazışmalar gibi birtakım belgeler var ise bunların delil başlangıcı sayılacağı ve iddianın her türlü delille kanıtlanmasının olanaklı hale geleceği sabittir. Şayet, delil başlangıcı sayılacak böylesi bir olgu da bulunmuyor ise iddia sahibinin son başvuracağı delilin karşı tarafa yemin teklif etme hakkı olduğu da şüphesizdir.
2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 233. maddesi şöyledir:
" (1) Yemin, mahkeme huzurunda eda olunur.
(2) Hâkim, yeminin icrasından önce yemin edecek kimseye, hangi konuda yemin edeceğini açıklar, yeminin anlam ve önemini anlatır ve yalan yere yemin etmesi hâlinde cezalandırılacağı hususunda dikkatini çeker.
(3) Yemin edecek kimse, yemin konusunun yeterli açıklıkta olmadığını ileri sürerse; hâkim, karşı tarafın görüşünü aldıktan sonra derhâl bu konuda kararını verir.
(4) Sonra "Size sorulan sorular hakkında, gerçeğe uygun cevap vereceğinize ve hiçbir şey saklamayacağınıza namusunuz, şerefiniz ve kutsal saydığınız bütün inanç ve değerler üzerine yemin eder misiniz?" diye sorar. O kimse de "Bana sorulan sorular hakkında gerçeğe uygun cevap vereceğime ve hiçbir şey saklamayacağıma namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum." demekle yemin eda edilmiş sayılır.
(5) Yemin eda edilirken, hâkim de dâhil olmak üzere hazır bulunan herkes ayağa kalkar. maddelerinde düzenlenmiştir."
238. maddesi ise şöyledir: ''Hâkim, yemin eden kimsenin beyanını dinleyip tutanağa geçirir ve yazılanları yüksek sesle huzurunda okur; beyanında ısrar edip etmediğini sorar ve verilen cevabı tutanağa kaydeder.''
3. Değerlendirme
1. Dosya içeriğinden; dava konusu 220 parsel sayılı taşınmazda davacıya ait 3200/27787 payın ... 1. Noterliğinin 08.01.1982 tarihli düzenleme şeklindeki satış vaadi sözleşmesi gereğince ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1985/49 E., 1985/325 K. sayılı kararıyla davalıların mirasbırakanı ... ... adına hükmen tescil edildiği, daha sonra taşınmazın 04.02.2014 tarihinde davalılara intikal ettiği anlaşılmaktadır.
2. Somut olaya gelince; Mahkemece her ne kadar inançlı işlem iddiasının ispatı bakımından davalıların yemin eda ettikleri gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, davalılardan ... ve ...'nın HMK'nın 233/4. maddesi ve 238. maddesine uygun olarak yemin eda etmediği anlaşılmaktadır.
3. Hal böyle olunca; davalılardan ... ve ...'nın HMK'nın 233. ve devamı maddeleri gereğince usulüne uygun olarak yemini yaptırılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken değinilen hususun gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin değinilen yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,
Bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
20.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.