Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/2414 K.2025/5464

🏛️ 9. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/2414 📋 K. 2025/5464 📅 25.06.2025

9. Hukuk Dairesi         2025/2414 E.  ,  2025/5464 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2863 E., 2024/3338 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 7. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/269 E., 2024/764 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmiş olup davalı vekili 14.02.2025 UYAP havale tarihli dilekçesi ile ile temyiz isteminden feragat ettiğini açıkça, kayıtsız ve şartsız olarak bildirmiştir. Ancak Dairemizce yapılan araştırma ile davalı vekilinin temyizden feragat yetkisinin olmadığı anlaşılmakla; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 361/2 hükmü uyarınca davada haklı çıkmış olan taraf hukuki yararı bulunmak şartıyla temyiz yoluna başvurabilir.
İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş ve bu karara yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun da Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiş olup davalının temyiz isteminde hukuki yararının bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı Bakanlığa bağlı işyerinde alt işverenler nezdinde çalışmaktayken 02.04.2018 tarihinde 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirildiğini, davacının ... ve Sosyal Hizmet İşçileri Sendikası (...-İş) üyesi olduğunu, alt işveren bünyesinde çalışmakta iken ücretinin asgari ücretin belirli bir oran fazlası olarak belirlendiğini ve ödendiğini, kadroya geçerken bireysel iş sözleşmesi imzaladığını ve ücretinin yine asgari ücretin belirli bir oran fazlası olarak belirlendiğini ancak davalı tarafından eksik ödeme yapıldığını iddia ederek ödenmeyen ücret farkı, ikramiye farkı ve ilave tediye farkı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def’inde bulunduklarını, davacının ücretinin kadroya geçiş sonrası Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan toplu iş sözleşmesi dikkate alınarak belirlendiğini, hukuka aykırı bir uygulamanın söz konusu olmadığını, davacı taleplerinin haksız ve dayanaksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ile Hastane arasında imzalanan 02.04.2018 tarihli belirsiz süreli bireysel iş sözleşmesinin 7. maddesinde belirtilen ücret kısmının boş olduğu, davacı tarafça asgari ücretin % fazlası kadar belirlenen bir miktar ücretinde artış yapıldığı hususunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda, davacı ile davalı Kurum arasında sürekli işçi kadrosuna geçenlere özgü yapılan belirsiz süreli iş sözleşmesinde geçişin yapıldığı 02.04.2018 tarihinden itibaren asgari ücretin belli bir oranı seviyesinde ücret ödeneceğinin açıkça öngörülmediği ve buna bağlı olarak fark alacakların olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davacıya kadroya geçerken işveren tarafından iki tane belirsiz süreli iş sözleşmesi imzalatıldığını, bu sözleşmelerden birinde ücret maddesini belirleyen yüzde fazlası oranı boşken, diğerinde ücretin asgari ücretin yüzde fazlasının oran kısmının dolu olarak belirlendiğini, dosyaya yüzde kısmı boş olan sözleşme sureti sunulduğunu, iki sözleşme aslının da dosyaya kazandırılarak inceleme yapılması gerektiğini; kaldı ki sözleşmedeki oran kısmı boş olsa dahi davacı ile aynı konumda olup kadroya geçen işçilere artış oranı uygulanarak ücret tespiti yapılırken davacıya yapılacak farklı muamelenin eşitlik ilkesine de aykırı olduğunu, zira davacı tarafından kadroya geçiş sürecinde imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinde ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 23. maddesinde belirtildiği üzere aynı özlük hakları ile geçtiğinin açıkça ortada olduğunu,
b. Dosya içeriğinde bulunan ücret bordrolarında davacının aldığı ücretin asgari ücretin yüzde fazlası olduğunun açıkça belirtildiğini, belirsiz süreli iş sözleşmesinde açıkça ücretin yüzde fazlası ile ödeneceği belirtilmek suretiyle yüzde (%) simgesi konulduğunu, belirli bir miktarın rakamsal olarak ve mutlaka oransal olarak gösterilmesi gerektiği yönündeki bir yorumun hukukun ruhuna ve atıfta bulunma ve yorumlama statüsüne aykırı olacağını,
c. Davacının kadroya geçmeden önceki son ihale şartnamesi ve sözleşmesine göre asgari ücretin oransal fazlasını aldığından ve 696 sayılı KHK gereği ihale sözleşmeleri ile aldıkları tüm hakları ile birlikte geçiş yaptıklarından ve sonrasında da imzalanan bireysel sözleşmede de bu hakların ve tüm fer'îlerinin de korunarak aynı sistem üzerinden ücret ödeneceği yazıldığına göre davacının temel ücretinin her asgari ücret arttığında belirlenen asgari ücretin yüzde fazlası olacağını,
d. Davacının ücretinin düşürülmesine ilişkin bir rızasının bulunmadığını ileri sürmüştür.
2. Davalı tarafın temyiz dilekçesinin reddine karar verildiğinden, temyiz sebeplerine yer verilmemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 696 sayılı KHK kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacı işçiyle kadroya geçişte düzenlenen belirsiz süreli iş sözleşmesi hükümlerine göre davacının ücretinin tespiti ile buna bağlı olarak talep konusu fark ücret, fark ikramiye ve fark ilave tediye alacaklarına hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
A. Davalı Temyizi Yönünden
Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE,
B. Davacı Temyizi Yönünden
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.