Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/4784 K.2025/5397
9. Hukuk Dairesi 2025/4784 E. , 2025/5397 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/4 E., 2024/676 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Erzincan 1. Asliye Hukuk (iş) Mahkemesi
SAYISI : 2020/449 E., 2022/160 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı Kuruma bağlı iş müfettişleri tarafından özel güvenlik hizmeti veren ve ihale alan şirketler üzerinde yapılan programlı teftişte bazı noksanlıklar ve mevzuata aykırılıkların müvekkiline bildirildiğini, ilgili tutanakta işçilere fiîlen günlük ücret sisteminin uygulanmış olduğundan 31 gün süren aylarda tam çalışan işçilere 31 gün ücret ödenmesi gerekirken 30 gün üzerinden ücret ödenmek suretiyle 1 gün eksik ücret ödendiğinden 2016 yılı Ocak ayından itibaren 31 gün süren aylarda tam çalışan işçilere 1 gün eksik ödenmiş olan ücretlerin 2017 yılı Eylül ayı ücretleri ile birlikte ödenmesi gerektiğinin raporlandığını, iş müfettişleri tarafından tutulan tutanağın haksız ve mesnetsiz olduğunu ileri sürerek iş teftiş raporunun iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; günlük ücret sisteminde ayların 28, 29, 30 sayılarına göre ücret belirlemesi yapıldığını, mevzuat gereği her durumda Sosyal Güvenlik Kurumu primine esas günün 30 olarak gösterildiğini, davacı işyerinde yapılan teftişte hasta, izinli ve benzeri herhangi bir sebeple çalışmayan işçinin o güne ait ücretinin kesilmesinin davacı işyerinde günlük ücret sisteminin benimsendiği gösterdiğini, bu durumda 31 gün çalışılan aylarda +1 gün ödeme yapılması gerekirken ödeme yapılmadığından işçilerinin haklarının ihlal edildiğini, davacı tarafın aylık ücret sistemini benimsemesi durumunda mazeretleri nedeniyle çalışmayan işçilerin o aya ilişkin 30 gün altında tahakkuk ettirilen ücret gün sayılarının 30 gün olarak tahakkuk ettirilmesi daha sonra eksik çalışmalar için ayrı ayrı ek bildirim verilmesi gerektiğini, bu işlemden sonra da geçici iş göremezlik ödeneklerinin mahsup edilerek kalan miktarların olması hâlinde işçiye ödenmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyada yer alan bordrolar, bildirilen ücretler, tanık beyanları dikkate alındığında; işçilerin ücretlerinin aylık olarak ödendiği, işveren tarafından işçilere yapılan hastalık izni ve benzeri durumlarda ücret ödendiğini gösterir bir evraka rastlanılmadığı; emsal Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2013/1077 Esas, 2015/21890 Karar sayılı kararına göre hastalık izni vs. durumlarında ödeme yapılması hâlinde bu ödemenin sosyal güvenlik primine esas kazanç (SPEK) miktarında dikkate alınması gerektiği, aksine belirlemeler içeren teftiş raporlarının iptaline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Mahkemece yapılan araştırma ve aldırılan bilirkişi raporuna göre işçilerin ücretinin alt işverenlerce aylık ücret olarak ödendiğinin anlaşıldığı, işverence eksik gün bildirimi ve ek bordro ile raporlu ücretsiz izinli günlerin bildirilmemesinin günlük ücret sisteminin benimsendiğini göstermeyecek olması, Kurumun işleminin bu yönden hatalı bulunması gerekçeleriyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1.Davacı işyerinde yapılan teftişlerde hasta, izinli vs. herhangi bir sebeple çalışmayan işçinin o güne ait ücretin kesilmesinin davacı işyerinde günlük ücret sisteminin benimsendiğini gösterdiğini,
2. Müvekkili Kuruma ait teftiş raporlarının iptaline karar verilmesi yönündeki Mahkeme kararının hatalı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetlenebilir olmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, müfettiş raporunun iptali istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Davalı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.