Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/3561 K.2025/5434
9. Hukuk Dairesi 2025/3561 E. , 2025/5434 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/3758 E., 2025/192 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 10. İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/189 E., 2024/378 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 05.08.2021-28.02.2023 tarihleri arasında büro personeli olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haksız olarak feshedildiğini, müvekkilinin işten çıkış sebebi olarak Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) kod (22-diğer nedenler) bildirimi yapıldığını, işçilik alacaklarının işverence ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin alacaklarının davalıdan tahsiline ve kod (22) olarak belirtilen işten çıkış kodunun değiştirilerek düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iş sözleşmesinin 28.02.2023 tarihinde haklı nedenle feshedildiğini, davacının iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğinin davalı tarafından ispat edilemediği, iş sözleşmesinin bildirimsiz ve haksız şekilde davalı işveren tarafından feshedilmesi nedeniyle davacının hizmet süresi de dikkate alınarak kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, yıllık ücretli izin alacağının bulunduğu, davacı vekilinin 08.10.2024 tarihli beyan dilekçesinde de belirtildiği üzere kod (22) ile çıkışı yapılan kişilerin işsizlik ödeneği almak için başvuru yapmaları hâlinde işsizlik ödeneği alamama durumu ile karşı karşıya kalmaları nedeniyle davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu, işten çıkış kodunun değiştirilerek düzeltilmesi talebinin yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut uyuşmazlıkta davacının işten ayrılış bildirgesindeki kodun düzeltilmesi talebi ile birlikte kıdem ve ihbar tazminatı talep etmiş olması karşısında, kıdem ve ihbar tazminatının kabulüne ilişkin kesinleşmiş bu kararı Türkiye İş Kurumuna sunarak işsizlik ödeneğinden yararlandırılmasını talep edebilmesinin mümkün olduğu, buna göre dava dilekçesindeki işten çıkış kodunun değiştirilerek düzeltilmesi talebine ilişkin açıklama ve beyanlar göz önüne alındığında bu talep yönünden tespit davası açılmasında güncel hukuki yarar bulunmadığından hukuki yarar yokluğundan talebin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. İşten çıkış kodunun değiştirilerek düzeltilmesi talebinin hukuki yarar yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu,
2. Yargıtay kararları ile sabit olduğu üzere salt işçilik alacakları davasının kabulünün (kıdem ve ihbar yönünden) işverene çıkış kodunun değiştirilmesi yükümlülüğü getirmediğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; işten çıkış kodunun düzeltilmesi istemine ilişkin davada hukuki yararın bulunup bulunmadığı noktasındadır.
Mahkemeden istenilen hukuki korunmaya göre davalar; eda davaları, tespit davaları ve inşai davalar olarak ayrılmaktadır. Eda davalarında, bir şeyin yapılması, bir şeyin verilmesi veya bir şey yapılmaması istenmekte iken; inşai (yenilik doğuran) davalar ile de var olan bir hukuki durumun değiştirilmesi, kaldırılması veya yeni bir hukuki durumun yaratılması istenir. İnşai (yenilik doğurucu) davanın kabulü ile yeni bir hukuki durum yaratılır ve hukuksal sonuç genellikle bir yargı kararı ile doğar. Tespit davaları ise, bir hakkın veya bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının yahut bir belgenin sahte olup olmadığının tespitine ilişkin davalardır. Tespit davası kendine özgü davalardan olup dava sonucunda verilen kararın icra ve infaz kabiliyeti yoktur.
Tespit davalarında davacının amacı, bir hak veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun veyahut içeriğinin belirlenmesi olup hak veya hukuki ilişkinin varlığı yahut yokluğu tespit davası açılabilmesi için tek başına yeterli değildir. Bundan başka, tespit davasının dinlenebilmesi için konusunu oluşturan hak veya hukuki ilişkinin var olup olmadığının Mahkemece hemen tespit edilmesinde davacının korunmaya değer güncel bir hukuki yararının bulunması gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsü olduğundan eda davası açılmasının mümkün olduğu hâllerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir.
Hukuki yararın bulunması dava şartı olup yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi hâkim tarafından da resen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti hâlinde davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115. maddesine göre dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir.
Uygulamada çıkış kodunun gerçeğe aykırı olarak SGK'ya bildirildiği iddiasıyla işveren aleyhine açılan davalar, "çıkış kodunun düzeltilmesi davası" olarak adlandırılmakta ise de davanın SGK’ya yöneltilemediği de dikkate alındığında "tespit davası" niteliğindedir.
Somut uyuşmazlıkta davacı işçi, iki ayrı dava olan çıkış kodunun düzeltilmesi gerektiğinin tespitine ilişkin dava ile kıdem ve ihbar tazminatı taleplerini de içeren alacak davasını birlikte açmıştır. Dosya kapsamı ve dava dilekçesi içeriği dikkate alındığında, davacının işten çıkış kodunun düzeltilmesi gerektiğinin tespitine ilişkin davayı açmakta güncel hukuki yararı bulunduğu anlaşılmakla; işin esasına girilmesi gerekirken hukuki yarar yokluğundan talebin reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.06.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(Karşı Oy)
T.H.
K A R Ş I O Y
Davacı işçi, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haksız feshedildiğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatları ve yıllık ücretli izin alacağının davalı işverenden tahsili ile birlikte SGK'ya (22) olarak bildirilen işten çıkış kodunun düzeltilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı işveren, davacının iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haklı nedenle feshedildiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle kıdem ve ihbar tazminatlarının kabulüne; kod (22) ile çıkışı yapılan kişilerin işsizlik ödeneği almak için başvuru yapmaları hâlinde işsizlik ödeneği alamama durumu ile karşı karşıya kalmaları nedeniyle davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu, işten çıkış kodunun değiştirilerek düzeltilmesi talebinin yerinde olduğu gerekçesiyle de işten ayrılış bildirgesinde kod (22) olarak bildirilen işten ayrılış kodunun düzeltilmesine karar verilmiştir.
Kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, davacının işten ayrılış bildirgesindeki kodun düzeltilmesi talebi ile birlikte kıdem ve ihbar tazminatı talep etmiş olması karşısında, kıdem ve ihbar tazminatının kabulüne ilişkin kesinleşmiş bu kararı Türkiye İş Kurumuna sunarak işsizlik ödeneğinden yararlandırılmasını talep edebilmesinin mümkün olduğu, buna göre dava dilekçesindeki işten çıkış kodunun değiştirilerek düzeltilmesi talebine ilişkin açıklama ve beyanlar göz önüne alındığında bu talep yönünden tespit davası açılmasında güncel hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak işten çıkış kodunun düzeltilmesi talebinin hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilince temyiz olunan karar, Dairemizce davacının somut davada güncel hukuki yararının bulunduğu gerekçesi ile oy çokluğuyla bozulmuştur.
Dosya içeriğine göre davacı işçinin kıdem ve ihbar tazminatlarının tahsili ile birlikte işten çıkış kodunun düzeltilmesi talepli somut davayı açtığı ve eldeki davada alacak ve tespit talebinin birlikte görülerek sonuçlandırıldığı anlaşılmaktadır.
Uygulamada çıkış kodunun gerçeğe aykırı olarak Kuruma bildirildiği iddiasıyla işveren aleyhine açılan bu tür davalar "çıkış kodunun düzeltilmesi davası" olarak adlandırılmakta ise de davanın, kural olarak SGK’ya yöneltilemediği de dikkate alındığında "tespit davası" niteliğinde olduğu kabul edilmelidir. Zira söz konusu dava ile işveren tarafından iş sözleşmesinin sona erme sebebi konusunda yapılan bildirimin gerçeğe aykırı olup olmadığı tespit edilmektedir. Bu durumda 6100 sayılı Kanun’un 106. maddesi uyarınca güncel hukuki yararın varlığı aranacaktır.
6100 sayılı Kanun’un 106/2 hükmüne göre, kanunda belirtilen durumlar dışında tespit davası açan davacı, dava açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararının bulunduğunu açıkça ortaya koymak zorundadır. Bu nedenle diğer davalarda aranan hukuki yarar yanında tespit davası açan davacının, kendisi için söz konusu olan tehlike veya tereddütlü durumun ortaya çıkaracağı zararın ancak tespit davası ile giderilebileceğini ispat etmesi gerekir. Şayet davacı, kendisini tehdit eden tehlikenin tespit davası ile giderilebileceğini ispat ederse hukuki yararının varlığından söz edilebilir. Tespit davası ile elde edilecek hukuki koruma başka bir yolla veya başka bir davayla sağlanabiliyorsa bu konuda tespit davası açmakta hukuki yarar bulunmamaktadır. Bir dava içerisinde iddia veya savunma olarak ileri sürülebilecek hususlar da tespit davasının konusu olamaz (Hakan Pekcanıtez, Pekcanıtez Usûl Hukuku, İstanbul, On Beşinci Bası, 2017, s. 976-977).
Somut uyuşmazlıkta davacı işçi, kıdem ve ihbar tazminatları talebiyle birlikte işten çıkış kodunun düzeltilmesini istemiştir. Alacak ve işten çıkış kodunun düzeltilmesi talepleri iki ayrı dava olup işçinin kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabul edildiğine ilişkin mahkeme ilâmı ile birlikte SGK'ya müracaat ederek çıkış kodunun düzeltilmesini sağlaması mümkündür. Belirtilen şekilde işçinin SGK’ya mahkeme kararını ibraz ederek çıkış kodunun düzeltilmesini sağlaması mümkün olduğuna göre, çıkış kodunun düzeltilmesi davasını açmasında güncel hukuki yararının varlığından söz edilemez. Nitekim SGK bu uygulamasını 11.03.2025 tarihli ve 2025/8 sayılı genelgesi ile "Sigortalılığın; kıdem tazminatı veya ihbar tazminatı ödenmeyecek şekilde işten ayrılış nedeni bildirilerek sona ermesi akabinde arabuluculuk anlaşma belgesi veya mahkeme kararı ile işçiye, kıdem tazminatı veya ihbar tazminatı ödenmesine yönelik karar verilmesi durumunda sigortalı işten ayrılış nedeni, sigortalı veya işverenin ilam niteliğindeki arabuluculuk anlaşma belgesi veya mahkeme kararı ile Kuruma müracaatı üzerine ilgili mahkeme veya arabuluculuk kararına uygun olan işten ayrılış nedeni ile değiştirilecektir." şeklinde açıklığa kavuşturmuştur.
Kesinleşmiş işe iade, kıdem ve/veya ihbar tazminatına ilişkin bir mahkeme kararına ya da arabuluculuk anlaşma tutanağı yahut anlaşma belgesine rağmen SGK'nın çıkış kodunu düzeltmemesi hâlinde, SGK'yı işlem yapmaya zorlayıcı bir karar için açılacak davanın ise SGK'ya yöneltilmesi gerekir. Zira böyle bir durumda; fesih sebebinin gerçeğe aykırı olduğunu ortaya koyan kesinleşmiş bir mahkeme kararının, anlaşma tutanağının veya anlaşma belgesinin gereğini yerine getirmemiş olan, adı geçen Kurum olacaktır.
Yukarıda yapılan açıklamalara göre somut dosyada; davacının, çıkış kodunun düzeltilmesine ilişkin tespit talebi yönünden güncel hukuki yararının bulunmadığı açıktır. Bu nedenle işten çıkış kodunun düzeltilmesi gerektiğinin tespiti talebi yönünden davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiği yönündeki Bölge Adliye Mahkemesi kabulü isabetlidir.
Açıklanan gerekçelerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması gerektiği görüşünde olduğumdan, Sayın Çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılamıyorum.