Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/4953 K.2025/5445

🏛️ 9. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/4953 📋 K. 2025/5445 📅 25.06.2025

9. Hukuk Dairesi         2025/4953 E.  ,  2025/5445 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/551 E., 2025/734 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 341/2 hükmü uyarınca, ilk derece mahkemeleri tarafından verilen ve miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Somut uyuşmazlıkta 696 sayılı Olağanüstü Hâl Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) kapsamında 02.04.2018 tarihinde sürekli işçi kadrosuna geçen davacının ücretinin eksik ödendiği iddiasına bağlı fark alacak taleplerinin reddine karar verildiği, hüküm altına alınan alacağın ise davalı bakımından kesinlik sınırını aşacak mahiyette ileriye yönelik bir etkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Dosya içeriğine göre Dairenin bozma kararından sonra Bölge Adliye Mahkemesince, 6100 sayılı Kanun’un 373/4 hükmü uyarınca bozmaya uyularak verilen kararda hüküm altına alınan ve temyize konu edilen miktar; 14.11.2024 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7531 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 22. maddesi ile 6100 sayılı Kanun'un ek madde 1 hükmüne eklenen 3. fıkra uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesinin bozulan karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında kaldığından, davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekir.
Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Bakanlığa bağlı işyerinde alt işverenler nezdinde çalışmaktayken 02.04.2018 tarihinde 696 sayılı KHK gereği kadroya geçirildiğini ve çalışmaya devam ettiğini ve sendika üyesi olduğunu, davacının alt işveren şirketlerde çalışırken şirketler ile asıl işveren arasında yapılan ihalede ödenecek çıplak ücretin, asgari ücret baz alınarak asgari ücretin en az % fazlası olarak düzenlendiğini ve 696 sayılı KHK ile kadroya geçişinde de asgari ücretin % fazlası ücretle kadroya geçirildiğini, bunun 696 sayılı KHK'nın 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye (375 sayılı KHK) eklenen geçici 23. madde gereği olduğunu ve sonrasında imzalanan bireysel iş sözleşmesinde de bu hakların tüm fer'îlerinin korunarak aynı sistem üzerinden ücret ödeneceğinin yazıldığını, davacının temel ücretinin her asgari ücret artırıldığında belirlenen asgari ücretin % fazlası olması ve üzerine de toplu iş sözleşmesiyle öngörülen zamların uygulanması gerektiğini, işverence buna aykırı olarak eksik ücret ödendiğini, tüm çalışanların belirli dönemlerde işyerinden hiç çıkmadan, evlerine gitmeden, gece gündüz yirmi dört saat çalıştıklarını, ancak bu çalışmalarının karşılığı ücretlerin de ödenmediğini ileri sürerek ücret farkı, ikramiye farkı, ilave tediye farkı ile fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti, gece zammı ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; ücret politikasının hukuka uygun olduğunu ve davacının ödenmeyen alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 12.10.2022 tarihli kararı ile; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 12.10.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesinin 11.07.2024 tarihli kararı ile; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 11.07.2024 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek bireysel iş sözleşmesinde asgari ücretin belirli bir oran fazlasının öngörülmediği, bu nedenle fark ücret, ikramiye ve ilave tediye alacaklarına hükmedilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyulduğu açıklanarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davacının çalıştığı Kurumun bakıma muhtaç kişilerden oluştuğunu, bu kişilerin 7/24 bakım ihtiyaçlarının devam ettiğini,
b. Davacının günde 11, gece çalışmasında 7,5 ve yılda 270 saati aşan çalışmalarının ödenmediğini, pandemi döneminde 7, 10 ve 14’er günlük çalışmalarla aralıksız çalışmalarının devam ettiğini ancak fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin ödenmediğini,
c. Hesaplamada mahsup işleminin hatalı yapıldığını, davacının ihale şartnamesine göre asgari ücretin belirli bir oranda fazlası ile çalışırken aynı şartlar ile kadroya geçtiğini, buna rağmen ücretinin tek taraflı olarak davalı Kurumca düşürüldüğünü, fark alacak taleplerinin reddinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
2. Davalı vekilinin temyiz dilekçesi miktardan reddedildiğinden, temyiz sebeplerine yer verilmemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacının fark ücret, ikramiye ve ilave tediye alacaklarının reddi gerektiği yönündeki bozma ilâmına uygun karar verilip verilmediği noktasındadır.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
A. Davalı Temyizi Yönünden;
Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
B. Davacı Temyizi Yönünden;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.