Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/4930 K.2025/5294

🏛️ 9. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/4930 📋 K. 2025/5294 📅 23.06.2025

9. Hukuk Dairesi         2025/4930 E.  ,  2025/5294 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/438 E., 2025/771 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 3. İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/179 E., 2024/578 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline ait tüm birimlerin iş organizasyonu kapsamında tek bir işyeri niteliğinde olduğunu, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu (6356 sayılı Kanun) uyarınca davalı Sendikanın işyerinde yarıdan fazla çoğunluğa sahip olması gerektiğini, bir kısım işçilerin Sendika üyeliklerinin irade fesadı nedeniyle geçersiz olduğunu, işyerinde çalışan işçi sayısı ve davalı Sendika üye sayısına dair tespitin hatalı olduğunu ileri sürerek davalı ... Bakanlığının (Bakanlık) 15.06.2023 tarihli ve 259899 sayılı yetki tespitinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ..................... ve ... Sendikası (...........) vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde olmadığını, davacı tarafın iddialarına ilişkin somut ve maddi bir delil sunulmadığını, davanın yetki işlemlerini durdurarak işyerindeki işçilerin Anayasal haklarını kullanarak toplu iş sözleşmesi yapmalarını engellemek amacıyla açıldığını, dava açma hakkının kötüye kullanıldığını, müvekkili Sendikanın davacıya ait işyerlerindeki üye sayısının yetki için yeterli çoğunluğa ulaştığını, müvekkilinin toplu iş sözleşmesi yapmak için gerekli çoğunluğu sağladığının tespit edildiğini belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle davanın reddini istemiştir.
2. Davalı Bakanlık vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılıp açılmadığının tespiti gerektiğini, davacı tarafın iddialarına ilişkin somut ve maddi bir delil sunulmadığını, yetki tespit başvuruları karşılanırken, işverenler tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) yapılan işyerlerine ilişkin tescil ve işçi bildirimlerinin esas alındığını, sendika yetki sistemine SGK kayıtlarından otomasyon sistemiyle yansıyan bilgiler doğrultusunda işlem yapıldığını, başvuru tarihi itibarıyla Sendikanın gerekli çoğunluğa sahip olduğunu belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kabulü ile yetki tespitinin iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davalı Sendika vekili temyiz dilekçesinde;
a.Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın gerekçesinin çelişkili olduğunu,
b.Davanın süresinde açılmadığını,
c.Tavzih talebinin reddinin hatalı olduğunu,
d.Davacıya ait beş bağımsız işyerinden oluşan işletme bakımından müvekkili Sendikanın 6356 sayılı Kanun'un aradığı çoğunluğa sahip olduğunu belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle kararın bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
2. Davalı Bakanlık vekili temyiz dilekçesinde;
a.Davacı işverenin yapmış olduğu bildirimler neticesinde davalı Sendikaya işletme toplu iş sözleşmesi yetkisi verildiğini,
b. İlk Derece Mahkemesinin eksik araştırma ile hukuka ve mevzuata aykırı olarak hüküm kurduğunu,
c. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın gerekçesinin çelişkili olduğunu belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle kararın bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 6356 sayılı Kanun’un 41 ve devamı maddeleri kapsamında yetki tespitine itiraz istemine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Somut uyuşmazlıkta, davacı işverence yetki tespitine konu beş birimin aynı iş organizasyonu kapsamında bir bütünlük olduğu, teknik bir amacın gerçekleştirilmesine özgülendiği, söz konusu birimler arasında üretilen mal veya hizmet ile nitelik yönünden bağlılık, amaçta ve yönetimde birlik bulunduğu, müvekkiline ait tüm birimlerin iş organizasyonu kapsamında tek bir işyeri niteliğinde olduğu ve davalı Sendikanın yetkili olmadığı iddia edilmiş, İlk Derece Mahkemesince yetki tespitine konu tüm birimlerin iş organizasyonu kapsamında tek bir işyeri niteliğinde olduğu ve davalı Sendikanın işyerinde yarıdan fazla çoğunluğu bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine hükmedilmiş ise de kararın gerekçesi dosya kapsamına uygun değildir.
6356 sayılı Kanun'un 2/3 hükmünde işyeri kavramı yönünden 4857 sayılı İş Kanunu'na (4857 sayılı Kanun) atıf yapılmıştır. 4857 sayılı Kanun'un 2. maddesinin gerekçesinde işyeri, teknik bir amaca diğer bir deyişle mal ve hizmet üretimine yönelik ve değişik unsurlardan meydana gelen bir birim olarak belirtilmiştir. İşyerinin sınırlarının saptanmasında işyerine bağlı yerler ile eklentiler ve araçların bir birim kapsamında oldukları belirtildikten sonra, özellikle bir işyerinin mal ve hizmet üretimi için ayrı bir alanı da kullanması hâlinde bunların tek işyeri mi yoksa birbirinden bağımsız işyerleri mi sayılacağı konusunda amaçta birlik yani aynı teknik amaca bağlı olarak üretimde bulunma, nitelik yönünden bağlılık ve yönetimde birlik yani aynı yönetim altında örgütlenmiş olma şartlarının aranacağı düzenlenmiştir. Öte yandan, teknolojik ve ekonomik gelişmeler doğrultusunda bir işyeri çerçevesinde mal ve hizmet üretimi, pazarlama ve müşterilere sunum hususlarının çok yönlü bir yapısal değişikliği gerektirmesi sebebiyle, bir işyerinin amacının gerçekleşmesinde işlerin görülmesi işyerinin kurulu bulunduğu yerin dışına taşmıştır. Bu bağlamda 4857 sayılı Kanun'un 2. maddesinde “İşyeri, işyerine bağlı yerler, eklentiler ve araçlar ile oluşturulan iş organizasyonu kapsamında bir bütündür.” hükmü düzenlenmiştir.
İşyerini oluşturan eklentiler ve araçların tespiti kolay ise de “işyerine bağlı yerin" işyerinden sayılması tek başına yeterli bir kriter değildir. Aynı zamanda bu bağlı yerin de niteliği yönünden işyerine bağılılığı bulunmalı ve aynı yönetim birliği altında örgütlenmiş olması gereklidir. Bundan anlaşılması gereken işin niteliği ve yürütümü gereği yapılan işlerin aynı yönetim altında örgütlenmiş bulunmasıdır. Eğer yönetim birliği altında örgütlenme sağlanamamış ya da farklı ve birbirinden bağımsız iki ayrı yönetim oluşmuşsa artık tek bir işyerinden değil bağımsız olan yönetim sayısınca işyerinden bahsedilecektir. Bu bağlamda birbirinden tamamen bağımsız bir organizasyon yapılanması söz konusu ise ayrı işyerlerinden, buna mukabil tek bir yönetim birliği altında yapılanma söz konusu ise işyerine bağlı yer kabulü ile tek işyeri bulunduğu kabul edilmelidir.
Diğer taraftan 6356 sayılı Kanun’un 34/2 hükmünde, bir gerçek ve tüzel kişiye veya bir kamu kurum ve kuruluşuna ait aynı işkolunda birden çok işyerinin bulunduğu işyerlerinde, toplu iş sözleşmesinin ancak işletme düzeyinde yapılabileceği ifade edilmiştir. Belirtilen düzenleme emredici nitelikte olup kamu düzenine ilişkindir (... , Toplu İş Sözleşmesinin Düzeyi ve Türleri, İstanbul, 2013, s.128; Kübra Doğan Yenisey, İş Hukukunda İşyeri ve İşletme, İstanbul, 2007, s.344). Dairemizin uygulaması da işletme toplu iş sözleşmesine ilişkin hükmün kamu düzenine ilişkin olduğu yönündedir.
Yukarıda yapılan açıklamalara göre somut olayda; davacı işveren tarafından faaliyetin birden fazla birim üzerinden yürütüldüğü, aynı iş organizasyonu kapsamında bir bütünlük olduğu, söz konusu birimlerin teknik bir amacın gerçekleştirilmesine özgülendiği, yetki tespitine konu beş birim arasında üretilen mal veya hizmet ile nitelik yönünden bağlılık, amaçta ve yönetimde birlik bulunduğu, davalı Sendikanın yetki tespitine konu beş birimden oluşan işyerinde yarıdan fazla çoğunluğu bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince yazılı gerekçelerle karar verilmiş olması hatalıdır.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, sonucu itibarıyla doğru bulunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek onanması, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/4 hükmü gereğidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalıların diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davalılar vekillerinin Bölge Adliye Mahkemesince yapılan değerlendirmeye yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile sonucu itibarıyla doğru olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalı Sendikaya iadesine
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.