Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/3354 K.2025/5339
9. Hukuk Dairesi 2025/3354 E. , 2025/5339 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/311 E., 2025/332 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Elazığ 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/26 E., 2024/301 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafın işçilik alacakları nedeniyle müvekkili aleyhine dava şartı arabuluculuk başvurusu yapıldığını, arabulucu tarafından toplantı tarihinin belirlendiğini, arabuluculuk görüşmesinde muhatabın davacı müvekkili olmasına rağmen, tutanakta özetle "davacının oğlu ... ile yapılan görüşmede davacının Alzheimer hastası olduğunun, kendisinin avukatı tarafından babasına vasi olarak atanması hususunda dava açıldığının, davacının sağlık kuruluna sevkiyle kısıtlama talepli Elazığ 2.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/2612 Esas sayılı dosyasının ilk duruşmasının 30.03.2023 tarihinde olacağının ve bu nedenle davacının toplantıya katılamayacak durumda olduğunun" beyan edildiği yazılarak davacının oğlunun ya da oğlunun avukatı Av................nın davacıdan aldıkları bir yetki veya vekâletname olmaksızın arabulucu tarafından anlaşamama son tutanağının düzenlendiğini ve davacı adına oğlunun vekili tarafından alınan imza ile tutanak ve toplantının bitirildiğini, davacının yazılı, sözlü ya da resmî veya adi yazılı bir vekâletname ile oğlunu temsile yetkili kılmadığını, arabulucu tarafından bu husus ilgililere sorulmadan davacının oğlunun vekili aracılığıyla, davacı varmış ve iradesini kullanmış gibi anlaşamama son tutanağı düzenlendiğini, arabulucunun davacının oğlu ve/veya avukatından açıkça davacıyı temsile yetkili olduğunu gösteren belge sunmasını istemesi gerekirken, bunu yapmayarak davacının iradesini fesada uğrattığını, davacının oğlunun davacının kısıtlanması talebi ile dava açtığını ve aralarında menfaat çatışması bulunduğunu, davacının olumlu veya olumsuz bir iradesi yokken anlaşmama son tutanağı tanzim edilemeyeceğini, davalı tarafından davacı aleyhine Elazığ 1.İş Mahkemesinin 2023/141 Esas sayılı dosyasında işçilik alacağı davası açıldığını, bahse konu davada bu hususa itiraz edilmesine rağmen, itirazı gözetilmeden aksine davanın kabulüne karar verildiğini, anlaşmama tutanağının geçersiz olduğunu ileri sürerek 2023/11311 Arabuluculuk Numaralı 10.02.2023 tarihli arabuluculuk anlaşmama son tutanağının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan davada davacının hukuki yararı bulunmadığını, arabuluculuk sürecinin zaten anlaşmama ile sonuçlandığını ve işçilik alacakları için Elazığ 1.İş Mahkemesinin 2023/141 Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, arabuluculuk süreci anlaşmama ile sonuçlandığından davacının iradesinin fesada uğratıldığından söz edilemeyeceğini, arabuluculuk son tutanağında davacının aleyhine sonuç ihtiva eden herhangi bir husus bulunmadığını, aynı hususların işçilik alacaklarının görüldüğü davada da ileri sürüldüğünü, süreç zaten anlaşmama ile sonuçlandığından Mahkemece söz konusu savunmaya itibar edilmediğini, kaldı ki davacının aynı gerekçe ile işçilik alacaklarına ilişkin kararı istinaf ettiğini, davacının kötüniyetli olduğunu, davacı hakkında açılmış vesayet davası olduğunu bu sebeple davacının oğlu ve avukatının davacının toplantıya katılmayacağını beyan ettiğini, arabulucunun da bu beyanlara göre tutanak düzenlediğini, arabulucu tarafından tutulan tutanakta mevzuata aykırı bir yön bulunmadığını, davacının oğlu ve avukatı, sürecin yürümeyeceğini belirttiği için bunun üzerine arabuluculuk sürecine son verildiğini, davacı tarafın verdiği bilgiler üzerine sürecin ilerlemeyeceği anlaşıldığından sürecin sonlandırıldığını yani davacı tarafın verdiği bilgiler üzerine arabuluculuk faaliyetinden çekildiklerini arabulucuya bildirdiklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyaya celp edilen Elazığ 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/2612 Esas sayılı dosyasının incelendiğinde, davacının kısıtlanması için başvuru yapıldığı, Mahkemece 04.05.2023 tarihinde davacının kısıtlanması talebinin hastaneden alınan rapor gereği kısıtlanması gerektiren bir durum bulunmadığından reddine karar verildiği ve verilen kararın 09.05.2023 tarihi itibarıyla kesinleştiği, arabulucu tarafından 10.02.2023 tarihinde arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği, bu hâliyle arabulucu tarafından yürütülen arabuluculuk görüşmesinde davacının usulüne uygun davet edilerek temsili sağlanmadan, davacının kısıtlanmasına ilişkin kesinleşmiş bir karar getirtilmeden, davacının oğlunun beyanı üzerine davacının yokluğunda arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği, bu tutanakla alacak davası açıldığı, davacının usulüne uygun katılımı sağlanmadan, davacının oğlunun veya avukatının davacıyı temsile yetkili olduğuna dair bir belge bulunmadan, davacının oğlunun avukatı Av. .................'nın davacıyı temsile yetkili olmadığını beyan etmesi, yine davalı vekilinin de vasilik dosyasını inceleyip ona göre hareket edeceklerini beyan etmesine rağmen, arabulucu avukat tarafından arabulucuk son tutanağının düzenlendiği, bu durumda arabuluculuk son tutanağının usulüne uygun düzenlendiğinden bahsedilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında 10.02.2023 tarihli ve 2023/11311 No.lu zorunlu arabuluculuk anlaşmama son tutanağının hukuka uygun olup olmadığı noktasında ihtilaf bulunduğu, davalı işçi tarafından 16.01.2023 tarihinde davacı işveren aleyhine işçilik alacakları talebiyle arabuluculuk bürosuna zorunlu arabuluculuk başvurusunda bulunulduğu, arabuluculuk bürosu tarafından arabulucunun atandığı, arabulucu tarafından ilk oturum tarihinin 10.02.2023 olarak kararlaştırıldığı, arabulucu tarafından tanzim olunan aynı tarihli arabuluculuk anlaşmama son tutanağının incelenmesinde; başvurucunun davalı işçi ..., diğer tarafın ... olarak nizami şekilde gösterildiği, tutanak içeriğinin incelenmesinde; davacının oğlunun vekili .............'nın bilgi sahibi olarak özetle "davacı/işveren hakkında vasi tayini istemi ile mahkemeye müracaatta bulunulduğunu, bunun haricinde davacı/işveren ...adına arabuluculuk görüşmesindeki taleplere ilişkin olumlu veya olumsuz beyanda bulunmayacağı gibi yetkisinin de olmadığını" beyan ettiği, davacının oğlunun vekili .............nın taraf olarak ve davacıyı temsilen toplantıya katılmadığı gibi, davacı adına herhangi bir irade beyanında da bulunmadığı, tutanak başlığı ve tutanak içeriği nazara alındığında arabulucu tarafından davacının oğlunun vekili.................. adına imza satırı açılmasının adı geçeni işveren vekili ve veya taraf hâline getirmeyeceği, somut olayda hak arama hürriyeti kapsamında davalı işçinin alacak talepleri için davadan önce arabulucuya başvurduğu, davacı işverenin toplantıya katılmaması sebebiyle tutanağın anlaşmama şeklinde tanzim edildiği, bahse konu tutanağa istinaden Elazığ 1. İş Mahkemesinin 2023/141 Esas sayılı dosyasında davacı aleyhine işçilik alacakları talepli dava açıldığı ve Mahkemece karar verildiği, verilen kararın istinaf aşamasında olduğu, halihâzırda anlaşmama ile neticelenen arabuluculuk görüşmesine rağmen iradesinin fesada uğratıldığını iddia eden davacı işverenin işçilik alacaklarına ilişkin görülen davada, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 313. maddesinde düzenlenen sulh müessesesine ya da 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 16/1 hükmünün ikinci cümlesi ile düzenlenen "dava açıldıktan sonraki arabuluculuk" müessessine başvurulmayarak eldeki davanın ikame edildiği, dürüstlük ilkesi ile yukarıda sayılan ilkeler birlikte gözetildiğinde, arabulucudan kaynaklı yazım ya da taraf teşkili hatasının işçi tarafa yüklenemeyeceği, eldeki davanın reddi gerektiği gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Müvekkili davacının iradesi fesata uğratılarak onun vesayet altına alınma gibi mücbir bir sebep varlığı hukuken ortada iken ne kendisinin ne de vekilinin veya kendisini temsile yetkili gerçek veya tüzel bir kişilik ortada yokken son tutanak düzenlenmesinin hukuka aykırı olduğunu, somut durumun dürüstlük ilkesiyle bağdaştırılamayacağını,
2. Müvekkilinin davacının yazılı, sözlü ya da resmi veya adi yazılı bir vekâletname ile oğlunu ve oğlunun avukatı ....'yı kendini temsile yetkili kılmadığını, ortada geçerli bir vekâletname olmadığını, arabulucunun bu hususu ilgililere sormadan müvekkilinin iradesi yerine yetkisiz olarak getirilen oğlunun vekili aracılığıyla tutanağın davacı varmış ve iradesini kullanmış gibi anlaşamama tutanağı düzenlediğini, arabulucunun, davacının oğlu ve/veya avukatından açıkça davacıyı temsile yetkilerini kanıtlayacak bir belge sunmalarını istemesi gerekirken bunu yapmayarak, davacının iradesine fesat karıştırıldığını,
3. Davacının vesayet altına alınması hususunda dava açan ve dolayısıyla açıkça davacı ile arasında menfaat çatışması olan oğlu ve oğlunun avukatının davacı hakkında hiçbir vekâleti veya temsile yetkisi bulunmadığı hâlde bu durumun adeta arabulucu tarafından üstü kapatılarak ve davacı iradesi olumlu ya da olumsuz yokken anlaşamama tutanağı düzenlemesinin kanuna aykırı olduğunu, söz konusu tutanağın iptali gerektiğini, işçilik alacağı davasında Mahkemenin tutanak iptali için dava açmak üzere kendilerine süre vermediğini, tutanak iptali davasının şimdi açıldığını ve kabulü gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, dava şartı arabuluculuk anlaşmama son tutanağının iptali istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.06.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y
Somut olayda davacı işveren vekili, davalı işçi tarafından yapılan arabuluculuk başvurusu üzerine müzakerelere davacı adına oğlu ...nin vekilinin katıldığını, davacı tarafından bu konuda oğluna verilmiş yetki veya vekâletname bulunmadığını ileri sürerek düzenlenen anlaşmama tutanağının iptaline karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi arabuluculuk görüşmelerine davacı işverenin usulüne uygun katılımı sağlanmadan arabuluculuk anlaşmama tutanağının düzenlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı işçi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi davalı işçi tarafından açılan işçilik alacaklarına ilişkin davada davalı işverence sulh ya da dava açıldıktan sonra arabuluculuk müessesesine başvurulmayarak eldeki davanın ikame edildiği, dürüstlük ilkesi uyarınca ve arabulucudan kaynaklı yazım ve taraf teşkili hatasının işçi tarafa yüklenemeyeceği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesinin kararının ortadan kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı işveren tarafından temyiz edilmiştir.
6100 sayılı Kanun’un 106/2 hükmüne göre, kanunda belirtilen durumlar dışında tespit davası açan davacı, dava açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararının bulunduğunu açıkça ortaya koymak zorundadır. Bu nedenle diğer davalarda aranan hukuki yarar yanında tespit davası açan davacının, kendisi için söz konusu olan tehlike veya tereddütlü durumun ortaya çıkaracağı zararın ancak tespit davası ile giderilebileceğini ispat etmesi gerekir. Şayet davacı, kendisini tehdit eden tehlikenin tespit davası ile giderilebileceğini ispat ederse hukuki yararının varlığından söz edilebilir. Tespit davası ile elde edilecek hukuki koruma başka bir yolla veya başka bir davayla sağlanabiliyorsa bu konuda tespit davası açmakta hukuki yarar bulunmamaktadır. Bir dava içerisinde iddia veya savunma olarak ileri sürülebilecek hususlar da tespit davasının konusu olamaz (......................... Usûl, İstanbul, On Beşinci Baskı, 2018, s. 976-977). Anlaşmama tutanağının iptaline yönelik açılan dava, tespit davası niteliğindedir. Çünkü bu dava ile tutanağın geçersizliğinin tespitine karar verilmesi talep edilmektedir. Öncelikle belirtmek gerekir ki davacı işveren, inceleme konusu anlaşmama tutanağının geçersizliğinin tespitine ilişkin bu davada güncel hukuki yararının varlığını ortaya koymuş değildir.
Diğer yandan, davalı işçi tarafından işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesi talebiyle ikame edilen davada; dava şartı arabuluculuğun gerçekleşip gerçekleşmediği, davalı işverenin tamamen veya kısmen haklı çıkması hâlinde dahi arabuluculuk ücreti ve diğer yargılama giderlerinden sorumlu tutulup tutulamayacağı hususu o davada değerlendirilecektir. Davacı işveren işçilik alacaklarına ilişkin davada arabulucu tarafından usulüne uygun davet edilmediğini belirterek dava şartı arabuluculuğun gerçekleşmemesi nedeniyle davanın usulden reddedilmesi gerektiğini ya da yargılama sonucunda haklı çıkması hâlinde yargılama giderleri konusunda lehine karar verilmesini ileri sürebilir. Başka bir anlatımla, işbu tespit davası ile elde edilmek istenen hukuki koruma, işçi tarafından açılan dava içerisinde savunma olarak ileri sürülmek suretiyle sağlanabilir. Hâl böyle olunca davacı işveren tarafından açılan bu tespit davasının açılmasında güncel hukuki yararının varlığından söz edilemez.
Açıkladığım nedenlerle davacı işverenin anlaşma yapılamadığına ilişkin arabulucu tarafından düzenlenen son tutanağın iptali talebiyle açtığı davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddi gerekir.
Bu nedenle kararın bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan Sayın Çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılamıyorum.