Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/3965 K.2025/5353
9. Hukuk Dairesi 2025/3965 E. , 2025/5353 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/3775 E., 2025/196 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 66. İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/117 E., 2024/539 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalının ................ Planlama Dairesi Başkanlığında büro personeli pozisyonunda çalışmakta iken 15.01.2024 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 20.10.2023 tarihli emeklilik dilekçesi verdiğini, Genel Müdürlük Makamının 20.12.2023 tarih ve 146242 sayılı Olur'u ile 15.01.2024 tarihinde emekli olmasına karar verildiğini, müvekkilinin 21.12.2023 tarihinde bu isteğinden vazgeçtiğine dair dilekçe sunup emeklilikten vazgeçtiğini bildirmesine rağmen davalının 15.01.2024 tarihinde müvekkilini emekli ettiğini, önce idare mahkemesinde dava açtıklarını, Ankara 11. İdare Mahkemesinin 2024/159 Esas, 2024/376 Karar sayılı kararı ile görevli yargı mercinin adli yargı olduğuna karar verildiğini belirterek emeklilikten vazgeçme isteminin reddine dair işlemle emekliye sevk işleminin iptaline ve müvekkilinin emekliliğe sevk edilmesi sebebiyle yoksun kalmış olduğu özlük haklarının işlem tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından dava şartı arabuluculuğa başvurulmadığını, hak düşürücü sürenin dolduğunu, zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının İnsan Kaynakları Dairesi Başkanlığına vermiş olduğu 20.10.2023 tarih ve 61189 sayılı dilekçe ile 15.01.2024 tarihi itibarıyla kendi isteğiyle emekliye ayrılma talebinde bulunduğunu, bu çerçevede davalının 20.12.2023 tarihli ve 146242 sayılı Makam Olur'u ile davacının emekliliğe sevkinin uygun görüldüğünü, emeklilik onayının anılan Başkanlığa tebliğ edildiği gün davacı 21.12.2023 tarih ve 75060 sayılı dilekçe ile emeklilik talebinden sarfınazar ettiğini belirtmiş ise de sarfınazar dilekçesinin emekliye sevk onayının kabul tarihinden sonra verildiği için emeklilik onayının iptali söz konusu olmadığından yapılan işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını, davacının 20.10.2023 tarihli dilekçesi ile kendi isteğiyle emeklilik talebinde bulunduğunu, sözleşmenin feshinin söz konusu olmadığını, müvekkili tarafından emekliye sevk onayının yapılması neticesinde davacının emeklilik statüsüne girdiğini, personelin kendi iradesi üzerine tesis edilen emeklilik işleminin gerekli yasal koşulları bulunmadığı sürece müvekkili tarafından kaldırılamayacağı gibi, ilgilinin talebi üzerine de geri alınmayacağını, Danıştay 12. Dairesinin 2019/1775 Esas, 2023/386 Karar sayılı emsal kararı çerçevesinde de müvekkilince yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafın emeklilik işleminin iptaliyle birlikte davacının yaşamış olduğu maddi kayba ilişkin de (emekliliğe sevk edilmesinden dolayı yoksun kaldığı özlük haklarının tazmini) talepte bulunmuşsa da buna ilişkin bir miktar belirtilmediği gibi alacak istemine yönelik bu talebin öncelikle arabuluculuk faaliyetiyle taraflar arasında görüşülmesi gerekeceği, tarafların dava şartı arabuluculuk başvurusu yapmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında işe iade davası niteliğinde olmayıp davalının ilgili işlemlerinin hukuka aykırı olduğunun tespitine ve buna bağlı özlük haklarının belirlenmesine ilişkin olduğu, dolayısıyla söz konusu davanın arabuluculuk dava şartına (özlük haklarının dayanağının emekliliğinin yasal kapsamının değişmesi olmasına göre) ya da süreye tâbi olmadığı, kaldı ki iş sözleşmesinin davalı işverence feshedilmediği, davacının emeklilik süreci boyunca davalı işverenlikçe yapılan işlemlerin usul ve kanuna uygun olduğu tespit edildiğinden davanın esastan reddi yerine usulden reddine karar verilmesinin hatalı olduğunun anlaşılmasına göre gerekçesi isabetli olmayan Mahkeme kararının gerekçesinin davanın esastan reddi şeklinde düzeltilmesi gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davalı tarafından tesis edilen işlemin müvekkilinin iradesi yok sayılarak ve işlemin yürürlüğe gireceği tarihten önceki vazgeçme dilekçesi dikkate alınmayarak gerçekleştirildiğini,
2. Davanın bir işçilik alacağına değil, kamu görevinden ayrılmasına neden olan hukuka aykırı bir emeklilik işleminin iptali ve bu nedenle yoksun kaldığı hakların iadesine ilişkin olduğunu,
3. Emeklilik işleminin ancak kurumun en üst amirinin onayıyla tamamlanacağını, bu onay belirli bir tarih için verilmişse ve kişi bu tarih gelmeden iradesinden dönmüşse idarenin bu işlemi yürürlüğe koymasının hukuka aykırı olacağını,
4. Müvekkilinin 21.12.2023 tarihli dilekçesinin yürürlüğe girmemiş bir iradeden dönme anlamına geldiğini ve geçerli olduğunu,
5. Bölge Adliye Mahkemesince davanın esastan reddine karar verilirken müvekkilinin kamu personeli olarak iradesinden dönme hakkının, emeklilik işleminin karakteri ve bağlı yetki kapsamında işlem yapılması zorunluluğunun yeterince dikkate alınmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacı tarafın emeklilikten vazgeçmeye ilişkin talebinin davalı tarafından reddedilmesi işleminin hukuka aykırı olup olmadığına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.