Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/3332 K.2025/5337
9. Hukuk Dairesi 2025/3332 E. , 2025/5337 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/718 E., 2025/79 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 30. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/1272 E., 2022/839 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 03.03.1986 tarihinde .................... Liman İşletmesi Müdürlüğünde belirli süreli iş sözleşmesiyle yükleme boşaltma işçisi olarak çalışmaya başladığını, 1997 yılında kadroya geçirildiğini,.................. İşletmesi Müdürlüğünde boşalan ve ihtiyaç duyulan kadrolara ilan açılması üzerine davacının yapılan sınavlarda başarı gösterdiğini ve 15.11.2003 tarihinde mekanik vasıta operatörü olarak çalışmasına devam ettiğini, mekanik vasıta operatörü olarak atamasına ilişkin Muhasebe Müdürlüğüne yazılan yazıda 20. Dönem Toplu İş Sözleşmesinin 53 ila 60. madde hükümleri göz önünde tutularak intibak işlemlerinin yapıldığını, 15.11.2003 tarihinde yükleme-boşaltma işçisi kadrosundan mekanik vasıta operatörü kadrosuna geçen davacının, Limanlar Dairesi Başkanlığının 06.04.2016 tarihli yazısı ile intibakının 2003 yılından geçerli olmak üzere tekrar yapılarak buna istinaden ücretinin güncellenerek düşürüldüğünü, 15 Mayıs–14 Haziran 2016 tarih aralığını kapsayan dönemden itibaren ücretin düşürülerek ödendiğini, ücretin düşürülmesinin çalışma koşullarında esaslı değişiklik arzettiğini, davacının bu değişikliğe rıza göstermediğini, yapılan işlemin düzeltilmesi adına işverene birçok kez başvurduğunu, davacının kadrosunun değiştiği 2003 yılından tekrardan intibak işleminin yapıldığı 2016 yılına kadar bir hak kaybının olmadığını, ancak 2016 yılında aleyhine olan bu değişikliği kabul etmediğini fakat işyerinde çalışmaya devam ettiğini ileri sürerek ücret farkı alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; alacakların zamanaşımına uğradığını, Teşekküle ait limanların özelleştirilmesi sonrasında yapılan incelemelerde farklı limanlarda iş yürüten işçi personelin aynı tarihte işbaşı yapıp, aynı işi yapıp, aynı kıdemde olmalarına rağmen saat ücretlerinde farklar tespit edildiğini, yeknesaklığın sağlanabilmesi için tüm işçi personeli kapsayan intibak yapıldığını, 19. ve 20. Dönem Toplu İş Sözleşmesi'nin 50/D maddesinin ücret cetveli değişen işçilere yeni işlerine ait ücret verileceğini, ancak geçtiği derece ile eski derecesi aynı olan işçilerin geçmiş kıdeminin sayılacağını öngördüğünü, davacının 15.11.2003 tarihinde Derece 2 Yükleme-Boşaltma işçisi iken, Derece 4 Mekanik Vasıta Operatörü olarak farklı derecelerden geçiş yaptığının anlaşıldığını, davacının şartlarının toplu iş sözleşmesinin 50/D maddesine uymadığını, bu nedenle davacının intibak işleminin 2003 yılından geçerli olmak üzere Derece 4'ten başlatılarak yeniden belirlendiğini, davacının ücret derecesini etkileyen faktörün toplu iş sözleşmesi hükümlerinin sehven yanlış uygulanmasından kaynaklandığını, aynı derecelerde geçiş olmadığı için davacının geçmiş kıdeminin sayılmaması gerekirken sehven geçmiş işlerinin de sayıldığını, II sayılı cetvelde (Mekanik Vasıta Operatörü) işçilik gruplarının ücret derecesi 7. dereceden başladığını, davacının I sayılı cetvel/D.2 Yükleme Boşaltma İşçisi olarak sınava girdiğini, 15.11.2003 tarihinde II sayılı cetvel Mekanik Vasıta Operatörü kadro ünvanına geçtiğini, geçiş esnasında davacının eski I sayılı cetvel (Yükleme Boşaltma İşçiliği) kolunda bulunduğu derece ücreti 2-0-1'den II sayılı cetvel (Mekanik Vasıta Operatörü) için kök ücret olan 4-0-0'a getirilerek intibakının yapılması gerekirken, sehven 4-4-2 olarak yeni işinde ücretlendirildiğini, sonrasında toplu iş sözleşmesi hükümleri doğrultusunda davacının yeniden ücret intibakı yapılarak 15.04.2016-14.05.2016 bordro döneminde ücretinin olması gereken ücret derecesine getirildiğini, davacının ücretinde yapılan intibak işleminin yıllar içerisinde devam edegelen bir hatanın düzeltilmesi mahiyetinde olup çalışma koşullarında değişiklik anlamına gelmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) "Çalışma Koşullarında Değişiklik ve İş Sözleşmesinin Feshi" başlıklı 22. maddesinde açıkça, işyeri uygulamasıyla oluşan çalışma şartlarında esaslı bir değişikliği ancak durumu işçiye yazılı olarak bildirmek suretiyle yapılabileceği, bu şekle uygun olarak yapılmayan ve işçi tarafından altı işgünü içinde yazılı olarak kabul edilmeyen değişikliklerin işçiyi bağlamayacağının belirtildiği, davacının ücretinin davacının rızası ile düşürüldüğüne dair yazılı delil bulunmadığı, davacının ücretinin davacının rızası olmaksızın intibak kapsamında düşürülmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle toplu iş sözleşmesi hükümleri ve ücret bordroları esas alınarak fark ücret alacağının hesaplandığı ve ıslah zamanaşımının dikkate alındığı 15.08.2022 tarihli bilirkişi ikinci ek raporu hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı işveren nezdinde 1986-1997 tarihleri arasında yükleme boşaltma işçisi olarak çalışırken 2003 tarihinden itibaren kadroya geçtiği ve mekanik vasıta operatörü olarak çalışmaya devam ettiği, davacının ücretinin rızası olmaksızın intibak kapsamında düşürüldüğü, bu kapsamda fark ücret alacaklarına hak kazandığı, İlk Derece Mahkemesince bu yöndeki kabulle ücret alacağının hüküm altına alınmasında hata bulunmadığı; ancak davanın kısmen kabulüne rağmen yargılama giderlerinin kabul ve redde göre oranlanmamasının hatalı olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Uyuşmazlığın toplu iş sözleşmesi hükümlerinin hatalı yorumlanması nedeniyle davacıya yıllar içinde ödenen hatalı ve hak etmediği ücretin devamını istemesinden kaynaklandığını, toplu iş sözleşmesi hükümleri doğrultusunda davacının ücretinde yapılan intibak işleminin, yıllarca devam eden bir hatanın düzeltilmesi şeklinde olup çalışma koşularında değişiklik anlamına gelmediğini, davacının kendisine sehven fazla ödenen ücretin devamını istediğini,
2. İşyerinde 2016 yılında yeknesaklığın sağlanması adına intibak işlemlerinin yapıldığını ve davacı için de geçmişe dönük toplu iş sözleşmesine aykırı olarak 2003 yılında yapılan hatanın düzeltildiğini, davacının durumu toplu iş sözleşmesinin 50/D maddesine uymadığından intibak işlemi 2003 yılından geçerli olmak üzere Derece 4'ten başlatılarak yeniden ücretinin belirlendiğini, davacının ücret derecesini etkileyen faktörlerin toplu iş sözleşmesi hükümlerinin sehven yanlış uygulanmasından kaynaklandığını, bir diğer ifadeyle aynı derecelerde geçiş olmadığı için davacının geçmiş kıdeminin sayılmaması gerekirken sehven geçmiş işlerinin de sayıldığını,
3. Aynı toplu iş sözleşmesinin 52/1 hükmünde "Bu Toplu İş Sözleşmesi kapsamına giren ve Sendikaya üye bulunan işçilere derecesi münhal bulunan hangi işe alınacaklarsa o işten yapılacak imtihanda muvaffak olmak şartıyla, o işe ait derece ve ücreti verilir." şeklinde düzenleme bulunduğunu, davacıya uygulanması gereken hükmün bu hüküm olduğunu, toplu iş sözleşmesi hükümleri doğrultusunda davacının yeniden ücret intibakı yapılarak 15.04.2016-14.05.2016 bordro döneminde ücreti düzeltilerek, olması gereken ücret derecesine getirildiğini, yapılan yargılamada toplu iş sözleşmesi hükümlerinin tartışılmadığını, delilleri gözetilmeden sonuca gidildiğini, davacının iddiaları doğrultusunda karar verildiğini, itirazları dikkate alınarak kararın bozulması gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının daimi kadroya geçtiği 15.11.2003 tarihinde, davacıya uygulanması gereken toplu iş sözleşmesi hükümlerinin doğru şekilde belirlenip belirlenmediği, davacının ücret derecesinde ve 2016 yılında yapılan intibak işleminde hata bulunup bulunmadığı, buna göre fark ücret alacağı bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Somut uyuşmazlıkta davacı, 03.03.1986 tarihinde .................. İşletmesi Genel Müdürlüğünde yükleme boşaltma işçisi olarak çalışmaya başlayıp 1997 yılında kadroya geçirilmiş; 15.11.2003 tarihinden itibaren ise mekanik vasıta operatörü olarak çalışmasına devam etmiştir. Dava dilekçesinde; davacının davalı tarafından intibakının 2003 yılından geçerli olmak üzere tekrar yapılarak buna istinaden ücretinin güncellenerek düşürüldüğü, 15 Mayıs-14 Haziran 2016 tarih aralığını kapsayan dönemden itibaren ücretin düşürülerek ödendiği, bu durumun çalışma koşullarında aleyhe esaslı değişiklik oluşturduğu ileri sürülmüştür.
Davalı işveren ise işyerinde 2016 yılında yeknesaklığın sağlanması adına intibak işlemlerinin yapıldığını, davacı yönünden de geçmişe dönük 2003 yılında yapılan hatanın fark edilerek düzeltildiğini, davacının ücret derecesini etkileyen faktörlerin toplu iş sözleşmesi hükümlerinin sehven yanlış uygulanmasından kaynaklandığını, 15.11.2003 tarihinde davacının şartlarının toplu iş sözleşmesinin 50/D maddesine uymadığını ancak sehven bu madde uygulanarak işlem yapıldığını, davacıya 15.11.2003 tarihinde uygulanması gereken toplu iş sözleşmesi hükmünün 52/1 hükmü olduğunu, bu nedenle intibak işlemi 2003 yılından geçerli olmak üzere Derece 4'ten başlatılarak ücretinin yeniden belirlendiğini, 15.04.2016-14.05.2016 bordro döneminde ücretinin düzeltildiğini ve olması gereken ücret derecesine getirildiğini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince işverenin bu işlemi 4857 sayılı Kanun'un 22. maddesi doğrultusunda değerlendirilerek, ücretinin davacının rızası olmaksızın intibak kapsamında düşürülmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de dava konusu uyuşmazlıkta 4857 sayılı Kanun'un 22. maddesinin uygulama alanı mevcut değildir.
Şöyle ki davacının mekanik vasıta operatörü olarak çalışmaya başladığı 15.11.2003 tarihinde işyerinde uygulanan 01.03.2003-28.02.2005 yürürlük süreli 20. Dönem Toplu İş Sözleşmesi'nin 50/D hükmünde "Rızaları ile iş değiştirerek ücret cetveli değişen işçilere yeni işlerine ait ücret verilir. Ancak, geçtiği derece ile eski derecesi aynı ise eski derecesindeki kıdemi yeni derecesinde geçmiş sayılır" şeklinde; "İşe Alınacak İşçilere Verilecek Ücret" başlıklı 52/1 hükmünde ise "Bu toplu iş sözleşmesi kapsamına giren ve Sendikaya üye bulunan işçilere derecesi münhal bulunan hangi işe alınacaklarsa o işten yapılacak imtihanda muvaffak olmak şartıyla o işe ait derece ve ücreti verilir..." şeklinde düzenleme mevcuttur.
Mahkemece yapılan yargılamada toplu iş sözleşmesi hükümleri değerlendirilmediği gibi davacı 15.11.2003 tarihinde mekanik vasıta operatörü olarak çalışmaya başladığında davalının savunduğu üzere, toplu iş sözleşmesi hükmünün sehven hatalı uygulanıp uygulanmadığı, bunun sonucunda yapılan intibakın gerçekten yanlış olup olmadığı, buna göre davalının 2003 yılında yapılan hatayı fark ederek 15.04.2016-14.05.2016 bordro döneminden itibaren davacının ücret derecesini düzeltmesinin doğru olup olmadığı, başka bir ifadeyle işverenin bu hususta haklı olup olmadığı irdelenmeden sonuca gidilmiştir.
Şu hâlde toplu iş sözleşmesinin yukarıda yazılı maddeleri ile yükleme boşaltma işçiliği ve mekanik vasıta operatörlüğü dereceleri hep birlikte değerlendirilerek; 15.11.2003 tarihinde davacının yeni ücret derecesinin ne olması gerektiği belirlenmeli, sonucuna göre davalının toplu iş sözleşmesi hükmünü yanlış uygulayıp uygulamadığı tespit edilmeli, 15.11.2003 tarihinden itibaren işverence gerçekten toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre hatalı bir işlem tesis edilmişse, bu durumun işyeri uygulaması hâline gelmeyeceği kabul edilerek davanın reddine karar verilmelidir. Aksi durumda ise davacının eksik ödenen ücret alacağı hüküm altına alınmalıdır. Belirtilen hususlar gözetilmeden eksik inceleme ve dosya kapsamına aykırı gerekçeyle sonuca gidilmesi bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.