Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2021/9096 K.2023/3446

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2021/9096 📋 K. 2023/3446 📅 19.06.2023

1. Hukuk Dairesi         2021/9096 E.  ,  2023/3446 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
KARAR : Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali tescil terditli tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... ilçesi... köyü tapuda kain 525 parsel taşınmaz davalı ..., 1055 parsel sayılı taşınmaz ise davalı ..., müteveffa ... ... ve davacı adına kayıtlı olduğunu, davacı ile davalı ... ... arasında 09/10/1982 tarihli köy senedi ile 525 parseldeki 1/2 oranındaki hissesini davacının satın aldığını ve zilyetliğini de devraldığını, 1055 parsel sayılı taşınmaz da müteveffa ... ...'ın varisleri ... ..., ... ... ve ... ile davacı arasında yapılan 12/11/1982 tarihli köy senedi ile hissenin müvekkiline satıldığını ve zilyetliğin devredildiğini, davalıların, müvekkilleri ile imzalamış oldukları köy senetlerine rağmen dava konusu taşınmazlardaki hisselerini tapuda devretmediklerini, köy senedinin düzenlenmesinden bu yana kendilerine defalarca sözlü uyarılarda bulunmalarına rağmen devre yanaşmadıklarını, 09/10/1982 ve 12/11/2018 tarihli köy senedine  konu 525 parsel ile... köyü 1055 parselde yer alan taşınmazlarda bulunan hisselerin tapularının iptal edilerek müvekkili adına tesciline, mümkün olmadığı takdirde bilirkişi tarafından belirlenecek taşınmaz değerinin tazminine karar verilmesi talep edilmiştir.
II. CEVAP
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tapu iptali ve tescil isteği yönünden tespitin kesinleştiği 1993 yılından davanın açıldığı 2018 yılına kadar Kadastro Kanunu'nun 12/3. Maddesindeki hak düşürücü sürenin geçtiği, bedel yönünden ise davalılara bedel ödendiğinin ispat edilmediği gerekçesiyle sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bildirilen tanıklar ile mahalli bilirkişilere, bedel iadesi taleplerine ilişkin yeterli ve gerekli sorular sorulmadığını, yeterli araştırma yapılmadan karar verildiğini, mahkemeye sunulan köy senetleri resmi, muhtar mühürlü ve imzalı senetler olduğunu, Mahkemece bu senetlerin geçerliği olduğuna dair herhangi bir araştırma yapılmadığını, senet metninde imzası bulunan isimlerden bir kısmının mahalli bilirkişini ...ın da beyanında belirttiği gibi hayatta olmalarına rağmen, davacı ile davalı arasında bir para alışverişinin olup olmadığı ve köy senetlerinin doğuruluğunun soruşturulmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması talep edilmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iptal tescil isteğinin reddinin doğru olduğu, davalılar ... ..., ... ... ve ... arasında yapıldığı belirtilen 12.11.1982 tarihli sözleşmede, davalıların anneleri ...'dan intikal edecek hisseleri davacıya sattıklarının yazılı olduğu, 1055 parselde pay maliki olan miras bırakan ... ... 13.01.1992 tarihinde vefat etmiş olup senet tarihinde sağ ve ...'den ...'a henüz intikal etmiş miras hissesi bulunmadığından davacının bu senede dayalı olarak davalılardan tazminat talep etmesi mümkün olmadığı gibi taraflar arasında mirasçılık ilişkisi bulunmakta olup bu nedenle davacı zilyetliğine değer verilemeyeceğinden, bu davalılar hakkında verilen red kararının doğru olduğu, davalı ...'in taşınmazdaki payını kadastro öncesinde davacıya sattığı, davacı istinaf dilekçesi ile talebinin ödenen bedelin iadesi olduğunu belirterek talebini sınırlandırmış olup 1982 tarihli sözleşme geçerli olduğundan denkleştirici adalet kuralı gereğince hesaplama yapılması mümkün olmayıp davacı tarafından da davalı ...'in dava tarihinden önce temerrüde düşürüldüğü ispat edilemediğinden Mahkemece 09.10.1982 tarihli harici satış sözleşmesinden ödendiği belirtilen 300.000.-ETL' nin dava tarihindeki karşılığı olan 0,30.-TL'nin davalı ...'ten tahsiline karar verilmesi gerekirken davanın tamamen reddi doğru olmadığı gerekçesiyle,
a) Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/386 E. 2020/306 K. sayılı kararının yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına
b)Davanın Yeniden Esasıyla İlgili Olarak;
1-Tapu iptal ve tescil davacı yönünden açılan davanın reddine,
2-Terditli talep olan ödenen bedelin iadesi talebine ilişkin olarak; davalılar ..., ..., ... yönünden açılan davanın reddine, davalı ... hakkında açılan davanın kısmen kabulüne, 0,30.-TL'nin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, sözleşmenin güncel değerinin bulunması gerektiğini, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından sözleşmede geçen isimlerin karıştırıldığını, bu bakımdan 12.11.1982 tarihli senedin de geçerli olduğunu, taşınmazların uzun yıllardır davacının zilyetliğinde olduğu gözetildiğinde sözleşmelerin geçerli olduğunu öne sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 4721 sayılı ... Medeni Kanunu'nun 6. maddesi şöyledir, "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür."
2. 6010 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26. maddesi ilgili kısımları şöyledir, "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir." hükümlerine yer verilmiştir.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 ... maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Kadastro sonucu ... ili, ... ilçesi, ... köyünde 1988 yılında yapılan tespit çalışmalarında 1055 parsel sayılı taşınmaz; ... ...'ın 1938 yılında ölümü ile karısı ..., evlatları, ... ve ...'ın kaldığı, ...'ın 1966 yılında ölümü ile mirasın kocası ... ... ve evlatları ... ve ...' ya intikal ettiği, ... kocası ... ve evlatları ... ve ...'nın 1982 yılında bu ve diğer mevkilerdeki taşınmazlardaki hisselerinin tamamını ...'a 750.000.-TL bedelle satarak devrettikleri belirtilerek 34100 metrekare yüz ölçümüyle 1/4 pay ... ..., 2/4 pay ..., 1/4 pay ... ... adına tespit edilmiş, tespit 18.02.1993 tarihinde tescil edilmiştir. Çekişmeli 525 parsel sayılı 848 metrekare taşınmaz yüz ölçümüyle Kerpiç oda, ahır ve avlusu vasfıyla ... ve ... ... adına eşit payla tespit edilmiş, tespit 18.02.1993 tarihinde tescil edilmiştir.
3. Somut olayda; davacı çekişmeli taşınmazların tapu kaydının iptali ile adına tescilini, olmadığı takdirde taşınmazın değerinin belirlenerek tahsilini talep etmiş, eldeki dava kadastro öncesi nedenlere dayalı olarak 3402 sayılı Yasa'nın 12/3 maddesi gereğince hak düşürücü süre geçtikten sonra açılmış olup, tapu iptali ve tescil talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Tazminat talebi yönünden ise, davacı, dava dilekçesinde taşınmazın değerini talep etmiş olup, istinaf dilekçesinde ise sözleşmede belirlenen bedelin ödenmesini talep etmiştir. Davacının yöntemince ıslahı da bulunmadığına göre talebini değiştirmesine olanak bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından sözleşme bedelinin ödenmesine karar verilmesi isabetsiz ise de, bu husus temyiz konusu edilmediğinden eleştirmekle yetinilmiştir.
4. Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 120,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.06.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.