Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/2207 K.2025/4680

🏛️ 9. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/2207 📋 K. 2025/4680 📅 21.05.2025

9. Hukuk Dairesi         2025/2207 E.  ,  2025/4680 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1435 E., 2024/2592 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 24. İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/144 E., 2024/136 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı birleşen davada davacı Şirket vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalıya ait işyerinde 15.10.2010 tarihinde muhasebe ve finans işleri sorumlusu olarak çalıştığını, işyerinin sahibi tarafından hakaret edilerek işten çıkartıldığını, 25.01.2016 tarihinde iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini, müvekkilinin son ücretinin 8.000,00 TL olduğunu, müvekkiline ödeneceği söylenilen kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve 60 günlük izin ücretinin ödenmediğini, ayrıca işsizlik ödeneğini alamadığını, davalı borçlu aleyhine Bakırköy 4. İcra Müdürlüğünün 2016/3515 Esas sayılı dosyası ile 55.131,43 TL'lik takip yapıldığını, davalının takibin tamamına itiraz etmesi nedeniyle 14.03.2016 tarihinde takibin yasal olarak durdurulduğunu, itirazın usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek Bakırköy 4. İcra Müdürlüğünün 2016/3515 Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
2. Birleşen davada davacı Şirket vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkili Şirkette çalıştığı sırada kendi görev ve sorumluluğunda olan para transferlerinde yapmış olduğu hata ile müvekkili Şirketi 135.000,00 USD zarara uğrattığını iddia ederek zararının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; davacının müvekkili Şirkette 28.05.2012- 25.02.2016 tarihleri arasında çalıştığını, istifa ederek Şirketten ayrıldığını, davacının aylık ücretinin 5.000,00 TL olduğunu, kıdem ve ihbar tazminatını hak etmediğini, davacının yıllık izin ücreti alacağının bulunmadığını, davacının müvekkili Şirkette muhasebe ve finans sorumlusu olarak çalıştığını, müvekkili Şirketin otel inşaatında birçok firmadan hizmet aldığını, bu hizmetlere karşılık doğan hak edişlerinin görevi gereği davacı tarafından ödendiğini, davacının hak ediş ödemelerinin hatalı yapmak suretiyle müvekkili Şirketi zarara uğrattığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, asıl dava yönünden; davacının iş sözleşmesinin haklı bir sebep olmaksızın feshedildiğinin anlaşılması nedeniyle kıdem ve ihbar tazminatı alacağına hak kazandığı, bakiye yıllık izin alacağının bulunduğu, bu alacakların likit olduğu ve icra takibine haksız yere itiraz edildiği anlaşıldığından itirazın iptaline karar verilerek, %20 oranında da icra inkar tazminatına hükmedildiği, birleşen dava yönünden ise, ... Şirketinin asıl alacaklısı olduğu dava dışı ... İnternational firmasının ilgili dönemlerdeki cari hesap hareketlerinin dosyaya sunulmadığı, hadisenin ortaya çıkmasından sonra Şirket mali kayıtlarında hatalı transfer nedeniyle iddia edilen zarar için bir kaydın oluşturulmadığı, ... Şirketine davacı Şirket tarafından 135.000,00 USD tutarında ikinci bir para transferi yapıldığına ilişkin bir belge sunulmadığı, Şirketin ticari defter kayıtlarında 135.000,00 USD bir zarar oluştuğuna ilişkin muhasebesel mali bir kaydın dosyaya sunulmadığı, birleşen dosya davalısı çalışanın gerek ... Şirketinde gerekse nev'i değişikliği öncesi ... Şirketinde temsil ve ilzama yetkili olmadığı, müşterek ya da münferiden imzası ile para transfer edebilecek yetkisi olmadığı, bu nedenle hatalı transferden kaynaklı zararın davalıya rücu edilemeyeceği, ayrıca davalı işçinin yemin edası dikkate alındığında birleşen davanın reddine karar verildiği belirtilerek asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirlenen kararı ile asıl davaya yönelik itirazlar bakımından; iş sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatı verilmesini gerektirmeyecek şekilde sonlandırıldığının işveren tarafça ispatlanması gerektiği, her ne kadar işveren tarafça işçinin istifa ederek işten ayrıldığı ileri sürülmüş ise de istifa dilekçesinin dosyaya sunulmadığı gibi tanık beyanlarından davacı işçinin işverenle tartışması sonucu iş sözleşmesinin sonlandırıldığına dair beyanda bulundukları göz önüne alındığında davalı tarafça ispat yükünün yerine getirilemediği, İlk Derece Mahkemesince kabul edilen hizmet süresinde ve ücret miktarında isabetsizlik bulunmadığı, davacının yıllık izin kullandığının davalı tarafça ispatlanamadığı anlaşıldığından bu yöndeki istinaf itirazlarının reddine karar verildiği, birleşen davaya yönelik itirazlar bakımından; dosya kapsamında kaldırma kararı sonrasında yapılan bilirkişi incelemesinde belirttiği gibi, ... Şirketinin asıl alacaklısı olduğu dava dışı ... İnternational Şirketinin ilgili dönemlerdeki cari hesap hareketlerinin dosyaya sunulmadığı, hadisenin ortaya çıkmasından sonra Şirket mali kayıtlarında hatalı transfer nedeniyle iddia edilen zarar için bir kaydın oluşturulmadığı, ... Şirketine davacı Şirket tarafından 135.000,00 USD tutarında ikinci bir para transferi yapıldığına ilişkin bir belge sunulmadığı, Şirketin ticari defter kayıtlarında 135.000,00 USD'lik bir zarar oluştuğuna ilişkin muhasebese veya mali bir kaydın dosyaya sunulmadığı, asıl dosya davacısı çalışanın gerek ... Şirketinde gerekse nev'i değişikliği öncesi ... Şirketinde temsil ve ilzama yetkili olmadığı, müşterek ya da münferiden imzası ile para transfer edebilecek yetkisi olmadığı gözetildiğinde asıl dosya davacısı çalışana iddia edilen hatalı transferden kaynaklı zarar tazmin rücuu edilemeyeceği, davalı-birleşen dava davacısının yemin teklifi sonrası davacı birleşen dava davalısı asılın " yemin metninde belirtilen dava konusu hatalı gönderilen ödemelerin banka talimatlarını ben hazırlamadım. Zaten bu talimatlar benim davalı iş yerinden ayrılmamdan sonra ortaya çıkmıştır. ....... onayları kendisi yapmaktadır benimle ilgisi yoktur. .. .... dava konusu banka talimatını imzalaması, ödemenin ... Studio Şirketi'ne gönderilmesini onaylaması şeklindeki işlemine ilişkin herhangi bir bilgim yoktur. Bu işlemler ben işten ayrıldıktan sonra ortaya çıktı. Dolayısıyla ödemenin hatalı gönderildiğini bilmem mümkün olmadığından ve bu işlemle ilgim olmadığından bunu farketmem ve bunu yöneticilere de derhal bildirmem söz konusu değildir. Kısacası dava konusu hatalı gönderilen ödemeler ile benim hiç ilgim olmadığı için bunları bilmem mümkün değildir ve dolayısıyla bundan bir zarar oluşmuş ise bunu telafi etmemde söz konusu değildir.." şeklinde yemin eda ettiği de göz önüne alındığında birleşen davanın reddinin dosya kapsamına uygun olduğu gerekçesiyle davalı-birleşen dava davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Birleşen davada davacı vekili birleşen davaya yönelik temyiz dilekçesinde;
1. Davalının eylemleri ile müvekkili Şirketin zarara uğradığını,
2. Bölge Adliye Mahkemesi kararında davalının müşterek ya da münferiden imzası ile para transfer edebilecek yetkisi olmadığı belirtilmişse de hükme esas alınan 10.01.2024 tarihli bilirkişi raporuyla, hatalı para transferine neden olan işlemlerin davalının görev tanımı dâhilinde olduğunun tespit edildiğini,
3. Müvekkil Şirketin 135.000,00 USD zarara uğradığı sabitken, uğranılan zarar nedeniyle bir kayıt oluşturulmamasının ret gerekçesi olamayacağını,
4. Yazılı delillerle sabit olan bir konuda yalan yere yemin eden davalının yemin edasının hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; birleşen davaya konu davada davacı Şirketin uğradığını iddia ettiği zararın tazminine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup birleşen davada davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.