Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/2037 K.2025/4578

🏛️ 9. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/2037 📋 K. 2025/4578 📅 20.05.2025

9. Hukuk Dairesi         2025/2037 E.  ,  2025/4578 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2002 E., 2024/4057 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 36. İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/574 E., 2024/234 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:
Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihaî kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hüküm altına alınan ve davalı tarafça temyize konu edilen toplam miktarın karar tarihi itibarıyla bölge adliye mahkemeleri tarafından verilen kararların kesinlik sınırı olan 378.000,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Bakanlığa bağlı Iğdır Çocuk Evleri Koordinasyon Merkezi Müdürlüğünde bakım personeli olarak 01.03.2012 tarihi itibarıyla çalışmaya başladığını, 02.04.2018 tarihinde asgari ücretin % fazlası ücretle daimi kadroya geçirildiğini, davacının ... Sendikası üyesi olduğunu, alt işveren yanında çalışırken ücretinin asgari ücretin % fazlası olarak ödendiğini, kadroya geçerken % fazlası ücreti korunarak kadroya geçtiğinden her yıl asgari ücretin belli bir oranda fazlası belirlendikten sonra toplu iş sözleşmesinde yazılı zam oranlarının uygulanması gerektiğini, dava konusu edilen dönemde davalı işverence bu hususlara uygun hareket edilmeyip ücretinin eksik ödendiğini, ücretin düşürülmesine ilişkin muvafakat alınmadığını, davacının işyerinde 24 saat usulü ile aralıksız olarak 1 hafta, sonra 15 gün daha sonra ise 10'ar günlük nöbetler hâlinde çalıştığını, 20.00-06.00 saatleri arası yapılan çalışmalar için gece zammı ödeneceğinin toplu iş sözleşmesinde düzenlendiğini, davacının 15 ve 10'ar günlük nöbet dönemlerine denk gelen hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde de çalıştığını ileri sürerek fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil, gece zammı ücreti ile ücret, ilave tediye ve ikramiye fark alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, pandemi sebebiyle 02.04.2020 tarihinden önce 7 günlük sabit vardiya sistemine geçildiğini, sonrasında yeni talimatla vardiyaların 14 gün ve ardından 10 gün olarak uygulanmaya başlandığını, 24 saat çalışma bulunmadığını, denkleştirme esası gereği vardiyadan sonra işçinin dinlendirildiğini, yasal düzenlemelere göre davacının tüm ücret alacaklarının ödendiğini ve davacının bir alacağının bulunmadığını, davacının ücretinin sürekli işçi kadrosuna geçirildikten sonra ilgili düzenlemeler uyarınca eksiksiz ödendiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin 01.11.2023 tarihli kaldırma kararı üzerine İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kadroya geçiş aşamasında taraflar arasında imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinde ücret ve ödeme şekline ilişkin düzenlemede davacının ücreti asgari ücretin belli bir oranı seviyesinde tespit edilmediğinden davacının ücret farkı, ikramiye farkı ve ilave tediye fark alacağı taleplerinin reddinin gerektiği, davalı tarafça puantaj kayıtları, devam çizelgeleri ve ücret bordrolarının dosyaya sunulduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının karşılığı ödenmeyen dava konusu alacaklarının tespit edildiği ve taleple bağlı kalınarak hüküm altına alındığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının kadroya alınması ile birlikte işverenle imzalanan iş sözleşmesinde asgari ücretin belli bir oranı seviyesinde ücret ödeneceği öngörülmediğinden fark ücret, ilave tediye, ikramiye taleplerinin reddinin yerinde olduğu, davacının kabule konu ücret alacaklarının puantaj kaydı, bordro ve sair işyeri kayıtlarına göre doğru olarak tespit edildiği, bilirkişi tarafından hesaplamaların denetlenebilir ve bilimsel verilere uygun şekilde yapıldığı, dava ıslah tarihi ve hesap dönemi dikkate alındığında zamanaşımına uğrayan alacak bulunmadığı, faiz başlangıç tarihinin doğru olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davacının dayanışma aidatı ile toplu iş sözleşmesi hükümlerinden faydalanıp faydalanmadığı noktasında gerekli incelemenin yapılmadığını,
b. Davalının eksik bilgi ve belge sunması nedeniyle hesaplamaların eksik yapıldığını, davacının ücret alacaklarının ödenmediğini veya eksik ödendiğini,
c. Ödemelerin sadece ödemenin yapıldığı ayın alacağından mahsubu gerektiğini,
d. Gece 7,5 saati aşan çalışmaların fazla çalışma hesabına dâhil edilmesi gerektiğini, hesap dönemlerinin eksik olduğunu ileri sürmüştür.
2. Davalı vekilinin temyizi miktardan reddedildiğinden temyiz sebeplerine yer verilmemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 696 sayılı KHK kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacının, kadroya geçişte düzenlenen belirsiz süreli iş sözleşmesi hükümlerine göre ücretinin tespiti ile talep edilen fark alacaklarının bulunup bulunmadığı konularına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
A. Davalı Temyizi Yönünden
Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
B. Davacı Temyizi Yönünden
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.