Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/4134 K.2025/4405

🏛️ 9. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/4134 📋 K. 2025/4405 📅 14.05.2025

9. Hukuk Dairesi         2025/4134 E.  ,  2025/4405 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2025/18 E., 2025/234 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı asıl işverenden ihale alan alt işverenler nezdinde numune alma ve hazırlama elemanı olarak çalıştığını, gerçekte davalının asıl işçisi olduğunu ileri sürerek müvekkilinin başından beri davalının işçisi olduğunun tespiti ile 01.01.2016-31.12.2018 tarihleri arasındaki ilave tediye, 18.01.2016-31.12.2018 tarihleri arasındaki ücret farkı, yıllık ücretli izin, ulusal bayram ve genel tatil ücreti fark alacakları, prim, sosyal yardım, giyim yardımı, yol yardımı, kira yardımı, ek ödeme ile benzeri alacaklardan oluşan sendikal alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; muvazaa iddialarının haksız olduğunu, müvekkili İdarenin alt işveren çalışanlarının yaptığı iş kapsamında çalışanı bulunmadığını, yüklenici firma işçilerinin müvekkili tarafından işe alınmadığını, İdarenin sorumluluk kapsamında alt işverenleri denetlemesinin muvazaa olarak kabul edilemeyeceğini, davacının tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 29.04.2024 tarihli kararı ile; davacının davalıya ait işyerinde numune alma ve hazırlama elemanı olarak çalıştığı, daha önce Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen dosyalarda numune alma işinin yardımcı iş olmadığının, asıl iş niteliğinde olduğunun belirlendiği, davacının sendika üyelik tarihinin 31.03.2016 tarihinde davalı işverene bildirildiği kabul edilmek suretiyle davacının 31.03.2016-10.12.2018 tarihleri arasında toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan ödenmeyen alacaklarının bulunduğu gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 29.04.2024 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 11.07.2024 tarihli kararı ile; davacının davalıya ait işyerinde numune alma ve hazırlama elemanı olarak çalıştığı, Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen dosyalarda numune alma işinin yardımcı iş olmadığı, asıl iş niteliğinde olduğu belirlendiğinden muvazaanın kabulüne ilişkin Mahkeme kararının yerinde olduğu, davacının sendika üyeliğinin 31.03.2016 tarihinde kamu işveren sendikasına bildirildiğine dair belge sunulduğu, bu tarihten sonrası için hesaplama yapılarak karar verildiği, kararda hata bulunmadığı gerekçeleriyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 11.07.2024 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, Mahkemenin muvazaa tespitine yönelik kararının isabetli olduğu, ancak davacı işçinin gerçek işveren olan asıl işverenin toplu iş sözleşmesinden yararlanabilmesi, taraf sendika üyeliğinin gerçek işverene bildirildiği tarihten itibaren mümkün olduğundan Mahkemenin bu konudaki değerlendirmesinin hatalı olduğu, davacının sendika üyeliğinin davalı gerçek işverene bildirildiği 13.12.2016 tarihinden itibaren toplu iş sözleşmesinden yararlandırılması gerektiği, ilave tediye alacağı bakımından da sendika üyeliğinin bildirim tarihine kadar davalı işyerinde davacı ile birlikte çalışan işverenin sendikasız işçisinin bulunması hâlinde bu işçinin ücretine göre, bu şekilde çalışan bir işçinin bulunmaması hâlinde ise davacının fiilen aldığı ücret esas alınarak hesaplama yapılması gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalı işyerinde 13.12.2016 tarihinden önce davacı ile birlikte çalışan sendikasız işçinin bulunmaması nedeniyle davacının 13.12.2016 tarihine kadar olan alacakları fiilen aldığı ücret üzerinden, 13.12.2016-31.12.2018 tarihleri arasındaki alacakları toplu iş sözleşmesine göre belirlenen rakamlar üzerinden belirlenerek yapılan hesaplama doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davacının yaptığı işin yardımcı iş kapsamında olduğunu, kanunen izin verilen bir konuda kurulan asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğuna dair kabulün eksik incelemeye dayalı ve hatalı olduğunu, müvekkili İdarenin ana faaliyet alanının bor ve türevi cevherlerin çıkarılıp üretilerek satışa hazır hâle getirilmesi olduğunu, davacının yaptığı işin herhangi bir uzmanlık gerektirmediğini, işin esas sevk ve idaresinin İdarenin kadrolu ve vasıflı işçileri tarafından yapıldığını, numune alma ve hazırlama işinin niteliği gereği yardımcı iş olduğunu ve asıl işin bir bölümü olmadığını, emsal içtihatlar gereği her hizmet alımının ilişkin olduğu dönem bakımından ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini, davacının çalışmış olduğu işin, doğrudan üretim organizasyonu içerisinde yer almayan, üretimin zorunlu bir unsuru olmayan ancak asıl iş devam ettikçe devam eden ve asıl işe bağımlı olan, süreklilik arz eden ihtiyaç niteliğinde bir yardımcı iş kapsamında olduğunu,
2. Davacının sendika üyeliğinin müvekkili Kuruma bildirilmediğini, davalının taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden davacının yararlanmayacağını, dosyada eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının asıl işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden hangi tarihten itibaren yararlanabileceğine ve hesaba esas ücretin belirlenmesine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
14.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.