Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/3523 K.2025/4365

🏛️ 9. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/3523 📋 K. 2025/4365 📅 14.05.2025

9. Hukuk Dairesi         2025/3523 E.  ,  2025/4365 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/466 E., 2024/571 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.10.2012 tarihinde ... ... Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfında çalışmaya başladığını, 14.05.2018 tarihinde ise ... ... Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfına nakil yoluyla geçiş yaptığını, müvekkilinin geçiş üzerine ... Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfına yaptığı başvuruya verilen cevapta nakille iş ilişkisi tasfiye edilmiş gibi değerlendirilerek kıdeminin sıfırlandığının bildirildiğini, yasal düzenlemeler gereği Türkiye genelindeki Vakıfların ... Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğüne bağlı, aynı işverene ait aynı işkolundaki işyerleri olduğunu, müvekkilinin de bu kapsamda aynı işletme içinde farklı bir işyerine yani bir vakıftan başka bir vakfa nakil olduğunu, iş ilişkisinin tasfiye edilmediğini ileri sürerek kıdem süresi ile birikmiş ve nakilden sonra hak kazanılan yıllık izin sürelerinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... (Bakanlık) vekili cevap dilekçesinde; vakıfların özel hukuk tüzel kişiliğine sahip olduğunu, yasal düzenlemeler gereği işçilerin özlük hakları konusunda Bakanlığın yetkisinin olmadığını, vakıfların her birinin ayrı işyeri olduğunu, birbirlerine veya Bakanlığa bağlı olmadıklarını, müvekkilinin taraf sıfatı bulunmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
2. Bozmadan sonra dava kendisine yöneltilen davalı ... ve Dayanışma Vakfı davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 28.12.2021 tarihli kararı ile; 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu’nun (3294 sayılı Kanun) 7. maddesi dikkate alındığında çalıştığı işyerinden nakil yoluyla aynı alanda çalışan başka bir işyerine geçiş yapan davacının önceki hizmetleri yok sayılarak iş ilişkisinin tasfiye edilmiş gibi değerlendirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 28.12.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 12.05.2022 tarihli kararı ile; 3294 sayılı Kanun, Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğünün yapısı ve görevleri, Vakıf Hizmetleri Daire Başkanlığının görevleri ile 09.06.2017 tarihli ve 2016/3 Esas, 2017/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile ilgili açıklamalar yapıldıktan sonra davanın 7144 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile yapılan değişiklikten sonra açıldığı ve Bakanlıkça işyerlerinde uygulanmak üzere işletme toplu iş sözleşmesi bağıtlandığı dikkate alındığında Bakanlığa husumet yöneltilmesinin ve tespit davası açılmasının hukuka aykırı olmadığı, esasa yönelik olarak ise İlk Derece Mahkemesi kararının vakıa ve hukuki değerlendirme yönünden usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 12.05.2022 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 29.09.2022 tarihli kararı ile; Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonundan ayrı birer özel hukuk tüzel kişisi olan sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarının kamu tüzel kişisi olduğu, somut olayda husumetin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yöneltilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 02.03.2023 tarihli kararı ile; önceki gerekçeye ilaveten Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarının mali yapısı, gelir kaynakları ile vakıf çalışanlarına ilişkin yasal düzenlemelere değinildikten sonra vakıfların kamu işyeri mahiyetinde olduğu, bu nedenle vakıf çalışanları ile ilgili açılan davalarda Bakanlığa husumet yöneltilmesinde hukuken engel bulunmadığı vurgulanmak suretiyle önceki hükümde direnilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 02.03.2023 tarihli direnme kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03.07.2024 tarihli kararı ile; Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarının Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonundan ayrı birer özel hukuk tüzel kişisi olduğu vurgulanarak bu nedenle husumetin davalı ... Bakanlığına yöneltilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda; davacının talebi üzerine davanın Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfına yöneltilmesi için davacıya süre verilmiş ve dava kendisine yöneltilen Vakıf yönünden yargılamaya devam edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde;
1.Vakıfların özel hukuk tüzel kişiliğine sahip, ayrı işyeri ve bağımsız işveren olduklarını, müvekkili Bakanlığın sadece toplu iş sözleşmesi yapma yetkisi bulunduğunu,
2. Davacının müvekkilinin işçisi olmadığını,
3. İşe alma ve işten çıkarma işlemlerinin vakıflar tarafından yapıldığını, müvekkili Bakanlığın taraf sıfatı bulunmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması, tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi esastır. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir. Aksi hâlde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına güven sarsılmış olacaktır. Nitekim Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 10.04.1992 tarihli ve 1991/7 Esas 1992/4 Karar sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir.
Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince kısa kararda, "1)-Davanın kabulü ile davacının hizmet süresinin esas alınmasını gerektiren haklarının belirlenmesinde iş sözleşmesinin devrinden önceki ... ... SYDV'deki hizmet süresinin de dikkate alınması gerektiğinin tespitine," şeklinde karar verilmiş olup karar gerekçesinde; somut dosyaya uymayan "Bozma kararı üzerine dava dosyası yeniden mahkememiz esasına kaydedilmiş, Hukuk Genel Kurulu kararı doğrultusunda SYDV' na dava dilekçesi, bilirkişi raporları, mahkeme kararları ve Hukuk Genel Kurul kararı tebliğ edilmiştir. Gebze SYDV davanın aşamalarına karşı cevap dilekçesi sunmuştur. Yargılama devam ederken aynı mahiyette Ankara 12. İş Mahkemesi dosyası yargılama sonunda istinaf edilmiş, istinaf sonrası dosya Yargıtay 9. Hukuk Dairesine taşınmıştır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesince yapılan temyiz incelemesinde davalı tarafın diğer temyiz itirazlarının reddine, davalı tarafın ilk derece mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 1,2 ve 3 numaralı bentlerinin hükümden tamamen çıkartılarak yerine "davacının hizmet süresinin esas alınmasını gerektiren haklarının belirlenmesinde iş sözleşmesinin devrinden önceki Olur SYDV' ndaki hizmet süresinin de dikkate alınması gerektiğinin tespitine" şeklinde bendin yazılmasına ve hükmün bu şekilde düzeltilerek onanmasına karar verildiği, anlaşılmış olup Yargıtayın emsal dosya üzerinde verdiği bu karar dosyamıza da esas alınarak davanın emsal Yargıtay kararındaki gerekçeler doğrultusunda kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm fıkrası kurulmuştur" şeklinde gerekçe oluşturulmuş ve kısa karardaki hükümle farklı şekilde, "Davanın kabulü ile davacının hizmet süresinin esas alınmasını gerektiren haklarının belirlenmesinde iş sözleşmesinin devrinden önceki Sinop Dikmen SYDV'deki hizmet süresinin de dikkate alınması gerektiğinin tespitine" yönünde hüküm kurulmuştur. Bu şekilde gerekçeli karar ile hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturulduğu gibi, kısa karar gerekçeli karar arasında da çelişki oluşturulmuştur. Bu husus başlı başına bozma sebebidir.
2. Ayrıca 6100 sayılı Kanun'un 124/4 hükmü “Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder.” şeklindedir. Mahkemece davacının talebi üzerine dava dışı Vakıf davaya dâhil edilmiş ise de, 6100 sayılı Kanun'un 124/4 hükmü gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının taraf olmaktan çıkarılmaması hatalıdır. Diğer yandan, anılan Bakanlığın bu dava açısından taraf sıfatı kalmasa da aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermediği açıktır. Davalı Bakanlık lehine vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi bir diğer hatalı yöndür.
3.Yargılama harçları kamu düzeni ile ilgili olduğundan temyiz edenin sıfatına ve temyiz nedenlerine bakılmaksızın bu hususun resen dikkate alınması gerekir. Davalı Vakıf harçtan muaf olmadığı hâlde harçtan muaf olduğunun yazılması ve karar tarihine göre alınması gereken harca hükmedilmemesi de hatalı olup bozma sebebidir.
4.Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının somut davada taraf sıfatı bulunmamasına rağmen, karar başlığında davalı olarak olarak yazılması, maddi hata olarak kabul edilmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının usulden BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
14.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.