Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/2219 K.2025/3718
9. Hukuk Dairesi 2025/2219 E. , 2025/3718 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2821 E., 2024/3285 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 65. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/7 E., 2024/274 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili sendika üyesi davacının davalı Bakanlığa bağlı İstanbul Tersane Komutanlığı işyerinde elektronikçi iş ve meslek kolunda çalıştığını, Sağlık Kuralları Bakımından Günde Azami Yedi Buçuk Saat Veya Daha Az Çalışılması Gereken İşler Hakkında Yönetmelik'in (Yönetmelik) "7,5 saat çalışabilecek işler" başlıklı 4. maddesine aykırı olarak günde 7,5 saat çalışması gerekirken, 8,5 saat çalıştırıldığını, ara dinlenme süresinin düşümüyle günlük çalışma süresinin sekiz saat olduğunu ve davacının günlük yarım saat fazla çalışması olduğunu ancak fazla çalışma ücretinin ödenmediğini, davacının maruz kaldığı lehim malzemesinin kurşun ve kalay bileşenlerinden oluştuğunu, ölçüm yapıldığı esnada tehlikeli ortam bulunmasa dahi konuya ilişkin emsal içtihatlar gereği davacının daima çalışma ortamının tehlike sınırları içinde bulunduğunun kabulünün gerektiğini, 2011 ve 2015 yıllarında yapılan ölçüme dair tablolarının sunulduğunu, kan değerlerinde kurşuna rastlanan işçilerin sonuçlarının sunulduğunu, işçinin iş yapmaktan kaçınma hakkının dahi bulunduğunu, işyerinde yürürlükte bulunan dönem toplu iş sözleşmelerinin 25. ve 33. maddelerinde fazla çalışma ücretlerinin %80 zamlı ücret üzerinden ödeneceğinin hükme bağlandığını, konuya ilişkin emsal içtihatlarda Yönetmelik gereği günlük 7,5 saat çalışma ile sınırlandırılan işlerde günlük 7,5 saatin aşılması hâlinde yapılan çalışmaların fazla çalışma olarak nitelendirilmesi gerektiğini, toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre günlük 7,5 saati aşan çalışmaların %80 zamlı ücret üzerinden ödenmesi gerektiğini, yine davalı işyerinde yürürlükte olan toplu iş sözleşmesinin 52. maddesine göre, Yönetmelik gereği günlük 7,5 saat veya daha az çalışması gereken işlere fiilî çalışma sürelerine %14 oranında kısa çalışma primi ödeneceğinin düzenlendiğini ancak davacıya kapsamda olmasına rağmen kısa çalışma priminin ödenmediğini ileri sürerek fazla çalışma ücreti ile kısa çalışma primi alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını ve zamanaşımı def'inde bulunduklarını, işçinin Yönetmelik kapsamında olabilmesi için fiilen yapılan işlerin değerlendirilmesi gerektiğini, iddia olunduğu gibi anılan yıllarda ölçüm sonuçlarının yüksek çıkmayıp aksine normal ve kabul edilebilir seviyelerde olduğunu elektronikçi meslek koduyla kart onarım atölyesinde çalışan davacının ayda en fazla iki saat lehim faaliyeti olduğunu ve fiilen lehim işinde görev yapmadığını, Yönetmelik'e göre çalışan işçilere fazla mesai yaptırılamayacağını, bu sebeple 7,5 saati aşan çalışmaların fazla çalışma kabul edilerek ücretinin %80 zamlı ödenmesinin mevzuata da uygun olmadığını, müvekkili İdarenin uygulamalarının mevzuata uygun olduğunu ve aksi yöndeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını ve davacı talebinin de toplu iş sözleşmesinin 25. maddesine aykırı olduğunu, zira Yönetmelik kapsamı dışında çalışan işçiler için mesai süresinin günlük 8,5 saat, haftada 5 gün ve 42,5 saat olduğunu, işçilere bu çalışmaları karşılığı 45 saat üzerinden ücret ödendiğini, Yönetmelik kapsamındaki işçiler için haftalık çalışma süresinin 37,5 saat olduğunu ve 45 saat üzerinden ücret ödendiğini, davacı lehine %80 zamlı ücret üzerinden fazla çalışma ücreti ödenmesi hâlinde, davacının fiilen çalışmadığı hâlde toplu iş sözleşmesi hükmü gereğince ödenmiş olan ücretinin tekrar ödenmiş olacağını, alacak talebinin haksız ve dayanaksız olduğu gibi hükmolunması istenilen faiz türü ve başlangıç tarihinin de kanuni dayanaktan yoksun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamında keşif icra edilerek alanında uzman bilirkişi heyetinden rapor alındığı, heyet raporuna karşı tarafların itirazlarının değerlendirilmesi amacıyla ek rapor alınarak dosya tekemmül ettirildiği, keşif esnasında yapılan ölçümde, çalışma yaşamı ile ilgili olarak da Meslek Hastalıkları Rehberinde kurşun ölçüm ve analizi ile ilgili bilgiler de verildiği, buna göre kurşunun çalışma ortamında maruziyet sınır değerinin 0,15 mg/m3 (inhale edilebilir aerosol) olarak belirlendiği, Yönetmelik ile belirtilen işlerde, çalışanların sağlık kuralları bakımından, çalışabilecekleri azami çalışma sürelerinin düzenlenmesi amaçlandığı ve 4. maddede kurşunla yapılan ve ancak yedi buçuk saat çalışılabilecek işlerin belirtildiği, burada sıralanan işlerdeki risk boyutu ve maruziyet şekli ile maruziyet durumunun davacı çalışanla aynı olmadığının anlaşıldığı, salt kurşun adının geçiyor olmasından yola çıkılarak riskin mevcudiyetini kabul etmenin işin tıbbi ve teknik yanlarına tamamen kapalı kalmak sonucunu doğuracağını, riskin her zaman işin yapım şekli ve maruziyet şekli ile süresine bağlı olarak kabul edilebilir risk seviyesinde de olabileceği, davacının yaptığı işe Yönetmelik'te belirtilen işler arasında yer verilmediği, tıbbi ve teknik açıdan bakıldığında da Yönetmelik'in 4. maddesinde sıralanan işler kapsamında görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının davacı tarafça istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı işverenin İstanbul Tersanesi Komutanlığına bağlı Muhabere Sistemleri biriminde, elektronikçi olarak görev yaptığı, elektronik haberleşme sisteminin kurulması amaçlı yapılan montaj işi sırasında, bakır kablolarla, lehimle dolaylı da olsa bir temas söz konusu olabilirse de bu muhattabiyet bir maruziyeti gösterecek boyuta ulaşacak mahiyette olmayıp burada kurşunun işlenmesi değil, elektronik parçaların imalatı aşamasında, kurşun içeren lehimle birleştirilmiş dirençler, kondensatörler ve transtör bağlantılarının yapıldığı, kartlarla olan bir anlık temasın sürekli kurşuna dokunma olmayıp temas sırasında da vücutta tutulacak kadar kurşunun vücuda alındığı anlamına gelmediği; davacının görevinin çeşitli ölçü aletleri ve test cihazları ile arıza belirleme, arızalı cihazları söküp yenisini yerine takma, ve onarım gerektirenleri onarım atölyesine intikali ile ilgili prosedürlerin gereğini yapma ve daha önce sökülüp atölyede onarılmış olan cihaz ve kartları yerine takma ve yerinde kontrol ile test işlemlerini sürdürme gibi işlemlerden ibaret olup iki iletken ucunun birleştirilmesi gerektiğinde veya montaj esnasında bir kart üzerindeki bir direncin bağlantı zayıflığı sebebiyle havya ile lehim telinin ısıtılıp birleşme noktasına damlatma gibi bir anlık çok kısa süreli bir işlem olabileceği, yapılan tüm işler içinde saniyeler içinde kalan, etkisi de olmayacak kadar zayıf olması sebebiyle davacının yaptığı işe Yönetmelikte yer verilmediği gibi tıbbi ve teknik açıdan bakıldığında 4. maddede sıralanan işler kapsamında görülmediği gerekçeleriyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b(1) hükmü gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davacının Yönetmelik kapsamında değerlendirilmesi için kurşunla lehimleme işlemi yapmasının yeterli olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da müvekkilinin kurşun alışımı tel ile lehimleme işlemi yaptığının kabul edildiğini ve dolayısıyla bilirkişi heyeti tarafından açıkça müvekkilin kurşun ve kalay içeren lehim telleri kullandığının, gerek elle temas gerekse de buharlarıyla kurşun ile muhatabiyeti olduğunun açıkça belirtildiğini buna rağmen kurşun muhattabiyetinin bir maruziyeti gösterecek boyuta ulaşacak mahiyette olmadığı yönündeki mütalaanın bilimsel verilerden uzak ve kabul edilemez olduğunu,
2. Yönetmelik'te insan sağlığı açısından risk teşkil edebilecek işlerin düzenlendiğini ve bu işi yapan işçilerin günde en fazla 7,5 saat çalıştırılabileceğinin hüküm altına alındığını, gürültülü işler ya da tozlu işler gibi birtakım işlerde çalışanların 7,5 saat çalıştırılma kapsamına alınabilmesi için eşik değer belirlenmiş olup bunun dışındaki işleri yapan işçilerin 7,5 saat çalıştırılma kapsamına geçirilebilmesi için sadece Yönetmelik'te belirlenen işi yapmasının yeterli olduğunu,
3. Yönetmelik'in 4. maddesinde "Kurşun levha ve lehimlerin alevle kesilmesi, kurşunlu boyaların alevle yakılması işleriyle levha, tel, boru, akümülatör, şişe kapsülü, yapımı gibi kurşun veya kurşun alaşımıyla çalışılan işler" sağlık bakımından günde en fazla 7,5 saat çalışılacak işler arasında sayılarak örnekleme yoluyla bu şekilde sayılan işler gibi kurşun veya kurşun alaşımıyla çalışan işçilerin de Yönetmelik kapsamında çalıştırılması gerektiğinin açıkça hüküm altına alındığını, kaldı ki lehim metal parçaların tutturulması işlemlerinde kullanılan kalay ve kurşun alaşımlarının genel adı olup lehimleme ise iki veya daha fazla metalin birleştirilmesi işlemi olduğundan lehimleme işlemi yapılırken lehim çubuğu yüksek sıcaklıkta eritilerek birleştirme veya kaynak yapıldığını ve kurşun, kalay, lehim ve diğer metallerin ince tozları devre kartı ve iş istasyonunda kalıntı olarak kalıp, bu tozlar temas yoluyla kolayca vücuda yayılabileceğinden ve ayrıca ağır derecede ısıtılmış devre kartı malzemeleri onarım esnasında yeniden yüksek ısı ile buluşunca oldukça zehirli ve sağlığa ciddi şekilde zararlı buharlar ürettiğinden bu buharların solunması hâlinde solunum yolu ve gözde tahrişe yol açabildiğini, maruz kalınması durumunda göz, yüz, cilt ve solunum sisteminin korunması için uygun kontroller önerildiğinin kullanılan lehim tellerinin güvenlik formlarında dahi yazdığını,
4. Mahkemenin aksi yöndeki değerlendirmesinin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olup müvekkilinin kapsamda değerlendirilmesi için riskin mevcudiyetinin yeterli olduğunu, zira ilgili düzenlemede herhangi bir doz/eşik değeri öngörülmediğini,
5. Konuya ilişkin emsal kararlarda aksi yönde değerlendirmelere yer verilerek, lehim işinin sürekli yapılmasının önem arz etmediğinin kabul edildiğini, müvekkilinin ve arkadaşlarının çalıştıkları ortamda sürekli lehim yapan birinin bulunmasından dolayı devamlı olarak lehim dumanının karıştığı havayı soluduklarını,
6. Yönetmelik hükümlerine tamamen aykırı ve boşluk bulunmayan bir hükümde yorum yapılmasının hukukun genel ilkeleri açısından kabul edilebilir olmadığını, görevi gereği gemilerde, atölyede ve dış saha birliklerinde bakım onarım montaj ve benzeri faaliyetlerde bulunan müvekkilinin bu çalışmalar esnasında kart onarım ve kablo eklerinin yapımında işlerin gerekliliğine bağlı olarak belirsiz sürelerde lehimleme işlemi yaptığını,
7. Dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporlarında "ortam havasındaki kurşun ve bileşikleri odaklı ölçümler de alınan değerler de müsaade edilen sınır değerlerin çok çok altında değerler olduğu belirlenmiştir" değerlendirmelerinin yer aldığını ve yapılan ölçümlerde atölye ortamında kurşun bulunduğunun tespit edildiğini, tehlikeli ortam sınırlarını belirleyen değerden kasıt maksimum sınır olmayıp maksimum değerin altındaki ortamın da sonuç itibarıyla tehlikeli ortam olarak kabulünün gerektiğini,
8. Açıkça görüldüğü üzere lehim işinin ne miktarda kurşun içerip içermediğine bakılmaksızın bu işi yapan işçilerin ne kadar kısa süreli olursa olsun günde en fazla 7,5 saat çalıştırılmaları gerektiğini, zira riskin varlığının kapsamda kabul edilebilmek için yeterli olduğunu,
9. Davalı işyerinde elektronikçi olarak çalışan müvekkilinin lehimleme işi yaptığının uyuşmazlık dışı olduğunu,
10. İşin fiilen yapıldığı işyerinde ölçüm sırasında tehlikeli ortam mevcut olmasa bile ölçüm sonrası tehlikeli ortamın kullanılan malzemelerle her zaman olası olduğunu ve müvekkilinin çalışma ortamının tehlike sınırları içinde bulunduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının davalı işyerinde fiilen yaptığı iş nedeniyle kurşuna maruz kalıp kalmadığı ve bu bağlamda Yönetmelik kapsamında değerlendirilmesinin gerekip gerekmediği ile toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre fazla çalışma ve kısa çalışma primi alacaklarına hak kazanıp kazanmadığı hususlarındadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.