Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/533 K.2025/3473

🏛️ 9. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/533 📋 K. 2025/3473 📅 17.04.2025

9. Hukuk Dairesi         2025/533 E.  ,  2025/3473 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2254 E., 2024/1792 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Batman 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/11 E., 2024/62 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı Şirket bünyesinde elektrik elektronik teknisyeni olarak işe başvurduğunu, bu başvurusu sonunda davalı işveren tarafından işe davet mektubu gönderildiğini ve davet mektubunda da davacının mesleği ve ünvanının elektrik-elektronik teknisyeni olarak belirtildiğini, işe başlatılırken daha düşük ücret vermek için kadrosunun görev yönünden alt ünvanlı elektrikçi-elektronikçi (saha) personeli olarak gösterildiğini, yaptığı işin elektrik-elektronik teknisyeninin yaptığı iş olduğunu ileri sürerek ünvanının elektrik-elektronik teknisyeni olduğunun kabul edilmesi hâlinde ücret farkı, ilave tediye farkı, ikramiye farkı, yol ücreti farkı, fazla çalışma ücreti farkı, hafta tatili ücreti farkı, ağır ve tehlikeli işler tazminatı farkı, yıllık izin ücreti farkı, ulusal bayram ve genel tatil ücreti farkı, asgari geçim indirimi farkı, kademe ve derece artışı nedeni ile yapılan ücret zamları farkı alacaklarını talep etmiş; bu alacakları kabul edilmediği takdirde toplu iş sözleşmesinin 26. maddesi gereği terfi zammı ek ödeme alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın idare mahkemesinde görülmesi gerektiğini, davacının taleplerinin hak düşürücü süreye uğradığını, zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının işe alımında işgücü istek formunda elektrikçi-elektronikçi (saha) olarak belirtildiğini, ilana çıkılan işin elektrik-elektronik teknisyeni değil, elektrikçi-elektronikçi olduğunu, davacının bu şekilde kabul ederek 8. derecede işe başladığını, davalı Şirketin 25.05.2011 tarihli Yönetim Kurulu Kararı ile kabul edilen kapsam içi ücret ve görevde yükselme yönergesinde; görev tanımları, kariyer yolları, personel alımı, terfileri ve bunların hangi kriterler gözetilerek yapılacağının tanımlandığını, 25.05.2011 tarihinden sonra ünvanlara daima başlangıç kadrosundan alım yapıldığını, daha sonra şartları sağlayıp kurum içi sınavda başarılı olanların elektrik-elektronik teknisyeni ve daha sonra başteknisyen ünvanlarına hak kazandığını, dava dilekçesinde yer alan ...'nın ise 2010 yılında yani yönetim kurulu kararı henüz yürürlükte değilken işe alındığını, istem formunda davacının çalıştırılacağı işin elektrikçi-elektronikçi (saha) olarak belirtilmesine rağmen ilana teknisyen olarak çıkılmasının Türkiye İş Kurumu'nun (İŞKUR) o dönem sistemindeki meslek lisesi taleplerinin teknisyen olarak kodlanmasından kaynaklandığını, elektrik-elektronik teknisyeni iş tanımında; asgari hizmet süresinin bir alt kadroda 7 yıl çalışma şartının olduğunu, alması gereken eğitimler ve sorumluluklarının davacının yaptığı işten farklı olduğunu, davacının hizmetinin ise henüz 4. yılında olduğunu ve şartları taşımadığından elektrik-elektronik teknisyeni ünvanına sahip olamayacağını, toplu iş sözleşmesinin 26/(e) hükmüne göre üst kadroda çalıştırılabilmesi için üst kadroda boş kadro bulunmadığını, davacının bugüne kadar bir itirazının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı işverenin, İŞKUR'a iş gücü istem formunda elektrikçi-elektronikçi (saha) mesleğinde çalıştırılmak üzere işçi talebinde bulunduğu, İŞKUR'dan gelen müzekkere cevabında, Kurumun iş gücü istem formunda elektrikçi-elektronikçi (saha) ile ilgili meslek olmadığından bu mesleğe en yakın meslek olan elektrik-elektronik teknisyeni (saha) mesleği olarak ilana çıkıldığının belirtildiği, davacının mülakat sonucu çalışmaya hak kazandığına ilişkin belge ve davacının işyeri sicil özetinde; görevinin elektrikçi-elektronikçi olarak belirtildiği, davacı işe girmeden önce davalı Şirket Yönetim Kurulunun 25.05.2011 günü 1663 sayılı toplantısında görevde yükselme yönergesinin onaylandığı, teknisyen kadrosuna geçebilmek için sahada 7 yıl hizmetin gerektiği, sunulan iş tanımlarında elektrik-elektronik teknisyeni ile elektrikçi-elektronikçi (saha) işçisinin görevlerinde bazı farklılıklar olduğu, aynı işi yaptıklarını belirten tanıkların işverene karşı açılmış davasının bulunduğu, normatif düzenleme gerektiren bu hususta mahkeme kararı ile işlem yapılamayacağı, İlk Derece Mahkemesinin davanın reddine yönelik kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Müvekkilinin davalı bünyesinde elektrik-elektronik teknisyeni olarak işe başvurduğunu, işverence gönderilen davet mektubunda da elektrik-elektronik teknisyeni olarak belirtildiğini, buna rağmen daha düşük ücret vermek için davacının elektrikçi-elektronikçi saha personeli olarak gösterildiğini,
2. Toplu iş sözleşmesinin 26/(e) hükmü uyarınca diğer koşulların gerçekleştiğini, bu madde gereği terfi zammı ek ödeme alacağının hüküm altına alınması gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının talep ettiği alacaklara hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine ,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.