Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/2737 K.2025/3433

🏛️ 9. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/2737 📋 K. 2025/3433 📅 16.04.2025

9. Hukuk Dairesi         2025/2737 E.  ,  2025/3433 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/314 E., 2024/861 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğüne bağlı ... Köy Hizmetleri Müdürlüğünde işe başladığı tarihten itibaren Yol İş Sendikasına üye olduğunu, burada işe başladığı tarihten kadrolu işçi statüsüne geçirildiği 2001 yılına kadar geçici mevsimlik işçi olarak çalıştığını ancak kadrolu işçi statüsüne alındığında geçici mevsimlik işçilikte geçen çalışmalarının kıdem hesabında dikkate alınmadığını, yeni işe başlamış gibi işlem yapılarak kadrolu işçi statüsünden önceki çalışmalarının dikkate alınmadığını, 2005 yılında Köy Hizmetleri Müdürlüğünün lağvedilmesi ile tüm hak ve alacakların Samsun İl Özel İdaresine devredildiğini, müvekkilinin daimi kadrolu işçi statüsüne tüm hak ve alacaklarıyla beraber geçirilmesi sırasında yapılan intibakın yanlış olduğunun ve olması gereken derece ve kademelerinin tespiti ile fark alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile İl Özel İdaresinin tüzel kişiliğinin kaldırıldığını, Kanun gereği nakledilen işçilerin alacaklarından nakledildiği Kurumun sorumlu tutulamayacağını, mevsimlik çalışmalarda iş sözleşmesinin 9 aylığına yapıldığını, bu süreden sonra iş sözleşmesinin sona erdiğini, kadroya geçtikten sonra davacının düz işçi pozisyonunda çalıştığını, yürürlükte olan toplu iş sözleşmesi hükümleri gereğince davacının intibak işlemlerinin yapıldığını, davacıya 24.10.2013 tarihinde intibakının yapılarak 10.010,05 TL intibak ödemesi yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 09.07.2021 tarihli kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine davacının öncesinde Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünde çalıştığı, bu Kurum kaldırılınca Samsun İl Özel İdaresinde çalışmaya devam ettiği, Samsun İl Özel İdaresinin tüzel kişiliği kaldırıldığında Samsun Büyükşehir Belediyesinde (SASKİ) çalışmaya başladığı, daha sonra davacının ihtiyaç fazlası personel olarak belirlendiği ve davalı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) bünyesinde naklen görevlendirildiği, davalı tarafın devir tarihinden önceki döneme ilişkin alacaklardan sorumlu olmadığı, ancak davacının davalı DSİ Genel Müdürlüğünde göreve başladığı 07.01.2015 tarihi ile dava tarihi arasında davalı Kurum ile Tes-İş Sendikası arasında imzalanan toplu iş sözleşmesinden yararlanması gerektiği, yevmiye ücret farkı alacağının brüt 1.288,53 TL olduğu, yasal ilave tediye farkı alacağının brüt 31,27 TL olduğu, sözleşme ilave tediye alacağının brüt 212,41 TL olduğu, davacının vardiyalı çalıştığı ve fazla çalıştığı kanıtlanamadığından bu taleplerin reddine, düz işçi olarak çalıştığı ve yıpranma primine hak kazanmadığından bu talebin de reddine, diğer taraftan davacının 2001 yılına kadar geçici işçi statüsünde çalıştığı, 2001 yılında daimi kadroya alındığı sırada daimi/kadrolu işçi statüsünde tüm hak ve alacakları ile birlikte geçirilmesi sırasında yapılan intibakın yanlış olduğu, her ne kadar SASKİ davalı olarak dosya da yer almasa da dava tarihi itibarıyla davacının davalı işyerinde çalışmaya devam ettiği, bu sebeple toplu iş sözleşmesi hükümlerini belirlemek açısından hukuki yararı olduğu gerekçesiyle tespit yönünden de hüküm kurularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 09.07.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 20.02.2023 tarihli kararı ile dosyadaki yazılara, hükmün Dairece de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine, ileri sürülen tüm istinaf sebeplerinin İlk Derece Mahkemesince usul ve kanuna uygun bir şekilde değerlendirilerek hüküm kurulmasına göre davalının yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 20.02.2023 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, 31.03.2014 tarihinde İl Özel İdaresi kapatılarak davacının SASKİ'ye devredildiği, sonrasında ise norm kadro ihtiyaç fazlası olması nedeniyle davalı İdareye 06.01.2015 tarihinde nakledildiği, davacının işe girişinden itibaren Yol İş Sendikası üyesi olduğu ve Türkiye Ağır Sanayii ve Hizmet Sektörü Kamu İşverenleri Sendikası (TÜHİS) ile Yol İş Sendikası arasında imzalanan ve devir tarihi itibarıyla 01.01.2013-28.02.2015 tarihli toplu iş sözleşmesinden yararlanması gerektiği, davacının 08.01.2015 tarihinde Tes-İş Sendikasına üye olduğu ve üyeliğini aynı tarih itibarıyla işverene bildirdiği buna göre davacının davalı DSİ Genel Müdürlüğü ile Tes-İş Sendikası arasındaki toplu iş sözleşmesinden ancak sözleşmenin imza tarihi olan 15.09.2015 tarihinden itibaren yararlanabileceği, TÜHİS ile Yol İş Sendikası ve İl Özel İdaresi arasında imzalanan toplu iş sözleşmelerinde derece kademe ilerlemesi hükümleri ve işe giriş tarihine göre belirlenen ücret skalaları dikkate alınarak ücret tespitinin yapılmakta olması nedeniyle davacının derece kademesi ve derece ve kademeye bağlı ücret tespitinin 15.09.2015 tarihine kadar yapılması gerektiği, davalı İdare ile Tes-İş Sendikası arasında imzalanan toplu iş sözleşmelerinde ise derece kademe ilerlemesine bağlı ücret tespiti söz konusu olmayıp, grup pozisyon karşılığı yevmiye belirlenmesi ve kademe terfi sistemi uygulandığı bu dönem bakımından derece kademeye bağlı ücret tespiti yapılamayacağından bu ölçüte göre ücret tespitinin 15.09.2015 tarihine kadar yapılması gerektiği ve davalı Kurumun, nakil öncesi alacaklardan (kıdem tazminatı dışında) sorumluluğunun bulunmadığı da dikkate alınarak varsa 06.01.2015 tarihinden sonrasına ilişkin fark alacakların hüküm altına alınması gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilâmına uyularak ek rapor aldırılmış ve davacının devir tarihinden sonrası için talep edilen alacaklarının bulunmadığı ancak dava tarihine kadar derece kademe tespit edilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davacının taleplerinin kabulünün mümkün olmadığını,
2. Alacağın zamanaşımına uğradığını,
3. İntibakın usulüne uygun yapıldığını,
4. Vekâlet ücretinin hatalı belirlendiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının geçici işçilikte geçen çalışma süresinin derece ve kademesinin belirlenmesinde dikkate alınıp alınmadığı, çalıştığı pozisyona göre davacının bulunması gereken derece ve kademenin ve bu derece ile kademeye isabet eden ücret miktarının doğru belirlenip belirlenmediği, devir tarihinden itibaren davalının sorumlu tutulması gereken fark alacakların bulunup bulunmadığı, vekâlet ücretinin doğru belirlenip belirlenmediği hususlarına ilişkindir.
1. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Bozma ilâmının (5) ve sonrası paragraflarında; davalı İdare ile Tes-İş Sendikası arasında imzalanan toplu iş sözleşmelerinde derece kademe ilerlemesine bağlı ücret tespiti söz konusu olmayıp, grup pozisyon karşılığı yevmiye belirlenmesi ve kademe terfi sistemi uygulandığından davacının derece kademeye bağlı ücret tespitinin 15.09.2015 tarihine kadar yapılması gerektiği açıkça ifade edilmiş olmasına rağmen Mahkemece kurulan tespit hükmünde 15.09.2015 tarihinden sonrası için de derece kademe tespitine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/2 hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı tarafın diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davalı tarafın İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinin hükümden çıkartılarak yerine “2-Davacının 15.09.2015 tarihi itibarıyla 11. derecenin 25. kademesinde olduğunun TESPİTİNE,” yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
16.04.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y
Davacı işçi, mevsimlik işçilikte geçen çalışmalarının daimi kadroya geçişi sırasında dikkate alınmadığını, intibakının hatalı yapıldığını ileri sürerek olması gereken derece ve kademelerinin tespiti ile fark alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne dair kararın Dairemizce, eksik inceleme yapıldığı gerekçesiyle bozulması üzerine, bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulü ile “1-Davacının 2001 yılına kadar geçici işçi statüsünde çalışmış olup, 2001 yılında daimi kadroya alındığı sırada, daimi/kadrolu işçi statüsünde tüm hak ve alacaklarıyla birlikte geçirilmesi sırasında yapılan intibakın yanlış olduğunun TESPİTİNE, 2-Davacının 12.08.2016 tarihi itibariyle 11. derecenin 26. kademesinde olduğunun TESPİTİNE, 3-Ücret farkı, yasal ilave tediye farkı, akti ilave tediye farkı, Yıpranma Prim Farkı, Fazla mesai ve Vardiya zammı alacakları yönünden talebin reddine...” dair karar verilmiştir.
Dairemizce yapılan incelemede somut olayda davacının derece ve kademesinin tespiti ile alacak davası olmak üzere iki ayrı dava açıldığı; alacak davası reddedildiği hâlde derece ve kademe tespitine ilişkin davanın kabul edilmesinde usule aykırı bir durum bulunmadığı oy çokluğu ile kabul edilmiş, ayrıca kararın, hüküm fıkrasının derece ve kademe tespitine dair (2) numaralı bendinin hatalı olduğu gerekçesiyle düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. Sayın çoğunluğun görüşüne aşağıda belirttiğim gerekçelerle katılamıyorum.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 106. maddesine göre bir hakkın yahut hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesine yönelik açılan davalara tespit davası denir. Örneğin, bir malın mülkiyetinin kime ait olduğu veya taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin bulunup bulunmadığı tespit davasının konusunu oluşturur. Tespit davaları bir hukuki ilişkinin varlığının tespitine yönelik açılan davalar (müspet) ve bir hukuki ilişkinin bulunmadığının tespitine yönelik açılan davalar (menfi) olmak üzere iki türlüdür (Bkz. Hakan Pekcanıtez, Pekcanıtez Usûl Hukuku, İstanbul, Onbeşinci Bası, 2017, 975 vd.).
6100 sayılı Kanun’un 106/2 hükmüne göre, kanunda belirtilen durumlar dışında tespit davası açan davacı, dava açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararının bulunduğunu açıkça ortaya koymak zorundadır. Bu nedenle diğer davalarda aranan hukuki yarar yanında tespit davası açan davacının, kendisi için söz konusu olan tehlike veya tereddütlü durumun ortaya çıkaracağı zararın ancak tespit davası ile giderilebileceğini ispat etmesi gerekir. Şayet davacı, kendisini tehdit eden tehlikenin tespit davası ile giderilebileceğini ispat ederse hukuki yararının varlığından söz edilebilir. Tespit davası ile elde edilecek hukuki koruma başka bir yolla veya başka bir davayla sağlanabiliyorsa bu konuda tespit davası açmakta hukuki yarar bulunmamaktadır. Bir dava içerisinde iddia veya savunma olarak ileri sürülebilecek hususlar da tespit davasının konusu olamaz (Pekcanıtez, Pekcanıtez Usûl, s. 976-977).
Davacı işçi, daimi kadroya geçirildiği sırada yapılan intibak işleminin hatalı olduğunu, derece ve kademesi hatalı belirlendiğinden ücret ve diğer haklarının eksik ödendiğini ileri sürerek fark alacak davası açmıştır. Açılan eda davasında fark alacak isteminin kabulü, davacının derece ve kademesinin doğru şekilde tespitine bağlıdır. Bu hususun açılmış olan alacak davasında bir ön sorun olarak incelenmesi zorunludur. Alacak davasında, intibak işleminin hatalı yapılıp yapılmadığı ve davacının olması gereken derece ve kademesinin doğru şekilde belirlenecek olması karşısında davacının bu hususun tespiti için ayrı bir dava açmasında güncel bir hukuki yararının varlığından söz edilemez. Bu durumda intibakın hatalı olduğu ile derece ve kademenin tespiti için açılan davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerekir.
Somut olayda davacı işçi fark alacak istemini intibakın hatalı yapıldığı, derece ve kademesinin hatalı olduğu iddiasına dayandırmış olduğuna göre sadece alacak davasının açılmış olduğunu kabul etmek gerekir. Davacının dava dilekçesinde ayrıca intibakın hatalı yapıldığının ve olması gereken derece ve kademenin tespitini istemiş olması, bu konuda ayrı bir dava açtığı anlamına gelmez. Bu durumda, gerekçede ön soruna ilişkin tespite yer verilebilirse de, hüküm kısmında ayrı bir dava açılmış gibi tespite karar verilmesi ve yargılama giderinin davalıya yükletilmesi usule aykırı olur. Derece ve kademe tespitine ilişkin ayrı bir dava açıldığının kabulü hâlinde, yukarıda açıklandığı üzere derece ve kademe tespitine ilişkin davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi icap eder.
Mahkemece hüküm kısmında alacak davasının reddine yönelik ibareye yer vermekle yetinilmeli, ayrıca ayrı bir dava varmış gibi intibakın yanlış yapıldığının ve davacının olması gereken derece ve kademenin tespitine yer verilmemelidir. Sadece alacak davası açılmış olduğundan, bu davanın reddi nedeniyle tüm yargılama giderleri davacıya yükletilmesi gerekir. Kararın bu gerekçe ile bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan Sayın Çoğunluğun kararın derece ve kademe tespiti bakımından düzeltilerek onanması yönündeki kararına katılamıyoruz.