Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/2259 K.2025/3444
9. Hukuk Dairesi 2025/2259 E. , 2025/3444 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/800 E., 2024/1691 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 31. İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/69 E., 2023/515 K.
Bölge Adliye Mahkemesinin 16.01.2025 tarihli tashih şerhi ile; karara karşı temyiz yolu açık olduğu hâlde temyiz yolu kapalı olarak kesin karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin talebinin kabulüyle kararın temyiz yolunun açık olduğu belirtilmiştir.
Ek karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
25.10.2017 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun (7036 sayılı Kanun) 8/1-a maddesi gereğince 4857 sayılı İş Kanunu’nun (4857 sayılı Kanun) 20. maddesi uyarınca açılan fesih bildirimine itiraz davalarında verilen kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamaz. Aynı Kanun'un geçici 1. maddesinin 4. fıkrasında İlk Derece Mahkemeleri tarafından bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önce verilen kararların karar tarihindeki kanun yoluna ilişkin hükümlere tâbi olduğu hususu düzenlenmiştir. Ancak somut uyuşmazlıkta; davacı tarafından Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulmuş olup başvuruya konu olan karar, Anayasa Mahkemesince verilen ihlal kararı öncesinde Yargıtay tarafından temyiz incelemesine tâbi tutulmuş olmakla, ihlal kararı üzerine verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı da temyiz yolu açıktır.
Kararın kesin olup olmadığı hususu, yasal düzenlemeler çerçevesinde belirlenmiştir. Başka bir anlatımla bu husus mahkemenin takdirine bırakılmış değildir. Dolayısıyla mahkemenin kesin olmayan bir kararı kesin olarak belirtmesi ya da kesin olan bir kararı kanun yolu açık olarak ifade etmesi sonuca etkili değildir. Bu açıklamalar ışığında Bölge Adliye Mahkemesi ek kararı değerlendirildiğinde yapılan işlemin sonuca etkili olmayan bir düzeltme işlemi olduğu şeklinde değerlendirilmesi gerekir.
Bu işleme yönelik olarak tarafların kanun yoluna başvurma hakkından söz edilemeyeceğinden davacının temyiz itirazının reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi'nin 07.11.2024 tarihli asıl kararı ise davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde 18.02.2013-18.07.2016 tarihleri arasında özel pazar uzman yardımcısı olarak çalıştığını, davacının savunması alınmadan iş sözleşmesinin “hizmetlerinize ihtiyaç duyulmaması” gibi bir gerekçe ile feshedildiğini, işverenin fesih için işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorunda olduğunu, feshin geçersiz olduğunu iddia ederek feshin geçersiz olduğunun tespiti ile davacının işe iadesine, 4 aylık boşta geçen süre ücret ve diğer hakların davacıya ödenmesine, yasal sürede işe başlatılmaması hâlinde davacıya 8 aya kadar ücreti tutarında tazminat ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iş sözleşmesinin 18.07.2016 tarihli fesih ihbarnamesinde belirtildiği üzere hizmetlerine ihtiyaç duyulmaması nedeniyle, yasal hakları çerçevesinde kıdem ve ihbar tazminatı, izin ücreti, ayrılma tarihine kadar hak ettiği ücret ve ikramiyeler ödenmek suretiyle 18.07.2016 tarihi mesai bitimi itibarıyla sona erdirilmesine karar verildiğini, davacının verimsizliği, 15.07.2016 tarihinde ülkemizin maruz kaldığı FETÖ/PDY terör örgütünün darbe teşebbüsünden sonraki olağanüstü durumlar birlikte değerlendirilerek bu kapsamda hizmetlerine ihtiyaç duyulmayan davacının iş sözleşmesinin 18.07.2016 tarihinde feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İHLAL KARARINDAN ÖNCEKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Derece Mahkemesi Kararı
İlk Derece Mahkemesinin 01.02.2017 tarihli kararı ile; davalı ... AŞ'nin kamu sermayeli şirket olduğu, 673 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 7. maddesi gereğince davacının davalı Şirkette yeniden istihdam edilemeyeceği gerekçesiyle konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
B. İstinaf
İlk Derece Mahkemesinin 01.02.2017 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 25.05.2017 tarihli kararı ile; fesih bildiriminde davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkili olduğu gerekçesiyle sözleşmenin feshedildiğinin belirtilmemiş olması dikkate alınarak işverenin fesih bildiriminde gösterdiği sebeple bağlı olması ve işverence başka bir sebebe dayanılamayacağı dikkate alındığında, fesihte biçimsel koşula uyulmadan yapılan ve sebep içermeyen davalı işveren feshinin geçersiz olduğu ve davacının işe iadesine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulü ile davacının işe iadesine karar verilmiştir.
C. Yargıtay Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin 01.02.2017 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekilince temyiz başvurusunda bulunulması üzerine, Dairemizin 08.10.2018 tarihli kararı ile; dosya içeriğine göre davacının iş sözleşmesinin 18.07.2016 tarihinde “hizmetlerine ihtiyaç duyulmaması” gerekçesiyle feshedildiği, ancak davalı vekilinin cevap dilekçesindeki açıklamalarında FETÖ/PDY terör örgütünün darbe teşebbüsünden sonraki olağanüstü durumlar birlikte değerlendirilerek fesih yoluna gidildiğinin belirtildiği, temyiz aşamasında Dairemizin 07.05.2018 tarihli ve 2017/25374 Esas, 2018/10048 Karar sayılı kararı sonrası dosyaya gelen müzekkere cevabında davacı işçi hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından terör örgütü üyeliği kapsamında hazırlık soruşturması başlatıldığının belirtildiği, bu durumda davalı işveren açısından şüphe feshi şartlarının oluştuğu, feshin geçerli nedene dayandığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
IV. ANAYASA MAHKEMESİ KARARI VE İHLAL KARARINDAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bireysel Başvuru ve Anayasa Mahkemesi Kararı Kesinleşen karara karşı davacı tarafın Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunması üzerine, Anayasa Mahkemesinin 11.01.2023 tarihli ve 2018/37511 Başvuru numaralı kararı ile; davacının 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine, kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak amacıyla İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesi Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının iş sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatı da ödenmek suretiyle geçerli nedenle feshedildiği, fesih bildiriminde feshin gerekçesinin, "hizmetlerine ihtiyaç duyulmaması" olarak belirtildiği, söz konusu gerekçenin 4857 sayılı Kanun'un 19. maddesinde belirtilen düzenlemeye uygun olmadığı, her ne kadar yargılama sırasında sunulan cevap dilekçesi içeriğinde iş sözleşmesinin davacının FETÖ/PDY bağlantısı nedeniyle feshedildiği iddia edilmiş ise de, işveren tarafından fesih bildiriminde ileri sürülmeyen bir sebebin sonradan yargılama aşamasında ileri sürülmesine hukuken olanak bulunmadığı, fesih bildiriminde iş sözleşmesinin FETÖ/PDY bağlantısı nedeniyle feshedildiği konusunda bir açıklama mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının işe iadesine karar verilmiştir.
C. İstinaf
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı asıl ve davalı vekili tarafından süresinde istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin feshin geçerli nedenle yapıldığının ispatlanamadığına yönelik değerlendirmesinin isabetli olduğu, Dairelerinin önceki kararının da bu yönde olduğu, davalı tarafın buna ilişkin ileri sürmüş olduğu istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, kamu düzeni yönünden yapılan inceleme neticesinde ise dava tarihinin 02.11.2016 olduğu, işe iadenin mali sonuçlarının parasal olarak belirlenmeyeceği, bu husus gözden kaçırılarak 7036 sayılı Kanun hükümleri uygulanarak parasal sonuçların belirlenmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Terör örgütü ile irtibat veya iltisakı bulunduğuna dair şüphe bulunan bir işçiyi çalıştırmaya devam etmesinin davalı işverenden beklenemeyeceğini, şüphe feshinin şartlarının oluştuğunu, feshin geçerli nedene dayandığı esas alınarak verilen kararın hatalı olduğunu,
2. Davacının iş sözleşmesinin FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı olması nedeniyle hizmetlerine ihtiyaç kalmaması sebebiyle feshedildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, feshin geçerli bir nedene dayanıp dayanmadığı ile buna göre davacının işe iadesine karar verilip verilemeyeceğine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
A. Davacı Temyizi Yönünden
Davacı vekilinin 16.01.2025 tarihli ek karara yönelik temyiz dilekçesinin REDDİNE,
Peşin yatırılan ek karar temyiz karar harcının istek hâlinde davacı tarafa iadesine,
A. Davalı Temyizi Yönünden
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi asıl kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.04.2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.