Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2024/14819 K.2025/3425

🏛️ 9. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/14819 📋 K. 2025/3425 📅 15.04.2025

9. Hukuk Dairesi         2024/14819 E.  ,  2025/3425 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 51. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1266 E., 2024/1647 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 12. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/334 E., 2019/488 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir.
Davacı vekili tarafından temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 15.04.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.
Duruşma günü davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... geldiler.
Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davacı işçinin 2005 yılında henüz öğrenci olduğu dönemde, davalı bünyesinde öğrenci-gece sekreteri olarak çalıştığını, bu dönemde davacı işçinin davalı ile aynı adres ve ortaklık yapısına sahip olan ve dolayısıyla davalı ile organik bağ ve faaliyet içinde bulunan, birleşen dava davalılarından ... Danışmanlık AŞ bordrosunda çalıştığını, lisans öğrenimini tamamladıktan sonra da 18.08.2008 tarihinden, iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği 07.02.2017 tarihine kadar kesintisiz olarak davalı bünyesinde çalıştığını, davacının 2015 yılında aldığı en son ücretin 6.750.00 USD olduğunu, davalı işyerinde tüm çalışanların ücretlerinin her aybaşında ve ortasında olmak üzere iki taksit hâlinde ödendiğini, 2016 yılında Şubat ayı başında aylık ücretinin 7.000,00 USD tutara yükseltildiği ancak ücretinden %15 indirim yapılarak 5.950,00 USD olarak ödeneceğinin bildirildiğini ve buna dair davacıdan imza alınmak istendiğini, davalının bu yaptıklarının çalışma koşullarında tek taraflı esaslı değişiklik mahiyetinde bir ücret indirimi olduğundan ve ücrette kesinti yasağına aykırılık teşkil ettiğinden davacı işçi tarafından kabul edilmediğini, bu değişikliğin kabul edilmemesine rağmen davacı işçinin ücretinin 5.950.00 USD olarak ödendiğini, 2016 yılının Nisan ayında davalı tarafından ücretin bir kez daha %15 oranında düşürüldüğünü ve 2016 yılının Nisan ayından itibaren 5.058.00 USD olarak ödendiğini, 2017 yılı başından itibaren bu kez ücret ödeme sisteminin değiştirildiğini, davacı işçinin ücretinin TL üzerinden ödenmeye başlandığını, davacı işçinin davalının son değişikliğine itirazlarını açıkça bildirmesine rağmen ay başında yine ücretinin hesabına eksik ödendiğini, 07.02.2017 tarihinde iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini, iş sözleşmesinin feshinden sonra davacı tarafından 2016 yılının başından beri ödenmemiş olan ücretleri ile Şubat 2017 tarihinde çalıştığı günler karşılığı ödenmeyen ücretin tahsili amacıyla davalı aleyhine başlatılan icra takibine kötüniyetli olarak itiraz edildiğini belirterek haksız itirazın iptaline ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
2. Birleşen İstanbul 5. İş Mahkemesi 2017/607 Esas sayılı dosyada davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 2007-2008 akademik yılında Erasmus Öğrenci Değişim Programı dâhilinde Fransa'ya gittiği ve ... Danışmanlık AŞ'den çıkışının yapıldığı, bu aşamada haklarının ödenmediğini, ülkeye dönüşü ile 2008 yılında mezun olduktan sonra yeniden istihdam edildiği, staj dâhil tüm meslek hayatını davalı bünyesinde gerçekleştirmiş ve iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği tarihe kadar kesintisiz olarak davalı ... bünyesinde çalıştığını, işverenin tek taraflı olarak ücretten kesinti yapmasının yasak olduğunu, ücret indirimini kabul ettiği yönünde belge imzalaması için sürekli olarak davacıya baskı yaptıklarını, davacının performans kriterlerini eksiksiz yerine getirmesine rağmen, keyfi değerlendirme ile düşük ücret artışı uygulanmaya başladığını, birlikte yürütülen projelerdeki çalışanların eksiltilip, iş yükünün artırıldığını, izin haklarında zarara uğratıldığını, çalışma ortamındaki hak ye imkânlarının süreç içinde ortadan kaldırıldığını, bir yıldan uzun bir süre boyunca davacının ücretini eksik ödeyen ve süreç içinde iki kez daha çalışma koşullarında esaslı değişiklik yapan, çalışma döneminin son aylarında davacıyı hukuka, ahlaka, iyiniyete ve mesleki prensiplere aykırı baskı ve zorlamalara maruz bırakan, çalışmasını zorlaştıran ve imkansız kılan, bu suretle iş için kullandığı bilgisayarına ve diğer bilişim sistemlerine erişimini engelleyen ve bu bilgisayar içinde yer alan özel belgelerine de el koyan ve 10 yılı aşkın avukatlık mesleki ortaklığı birikimini tarafından, gasp ederek hâlen erişimini engelleyen davalı ... tarafından davacının iradesinin feshe yöneltildiği, tüm bu nedenlerle, iş sözleşmesini fesheden taraf davacı olsa da ihbar tazminatına hak kazanmış olduğunu, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığını belirterek haksız itirazın iptaline ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
3. Birleşen İstanbul 29. İş Mahkemesinin 2017/624 Esas sayılı dosyada davacı vekili dava dilekçesinde; davalılara ait işyerlerinde avukat olarak çalıştığını, davalılar tarafından ücret indirimine gidilmesi ve müvekkilince kabul edilmemesi sonucu baskı ve dayatmalar olduğunu, mobbing (psikolojik baskı) uygulandığını belirterek maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
II. CEVAP
1. Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; davacı işçinin davalı ... Ortaklığındaki işyeri yerleşik uygulaması kapsamında yabancı para birimi aylık ücretle çalışmayı kabul ettiğini ve yıllardır USD bazında aylık ücreti ve benzeri alacaklarını tahsil ettiğini, dolayısıyla davacı işçinin kur değişikliklerinden kaynaklı ücrete yansıyacak farklılıkları peşinen kabul ettiğini, nitekim daha önceki yıllarda da kur değişikliklerine bağlı zorunlu ücret ayarlamaları yapıldığını ve davacı işçinin bu uygulamalara itiraz etmeksizin değişen ücretini aldığını, ekonomik koşulların zorunlu kıldığı durumlarda avukatlara önceden bilgisi ve açıklaması da yapılmak suretiyle TL bazında aylık ücret ödemesine dönülme uygulaması da yapılabildiği gibi kur artışının dengelenmesine yönelik uygulama da yapıldığını daha önce de en son 2008 yılı ekonomik krizinde aylık ücretlerinde %15 ayarlama yapıldığını, sonrasında da, kriz süreci atlatılana kadar TL bazında aylık ücret ödemesine dönüldüğünü, davacı işçiye yapılan ve dava dilekçesinde belirtilen ücretin davacı işçinin kıdemine ve emsallerine göre son derece yüksek olduğunu, davalının 2015 yılından itibaren ülke genelinde yaşanan menfi ekonomik unsurların etkisinde kaldığını, yıllık cirosunun ciddi miktarda azaldığını, Ocak 2016 itibarıyla 73 olan avukat sayısının Aralık 2016 itibarıyla 58 kişiye düştüğünü ve anlık ihtiyaçların etkisi, deneyimli personel ihtiyacı gözetilerek sınırlı sayıda istihdam yapılabildiğini, makul ve haklı ekonomik sebeplerle, davalının; sözleşmenin temelini menfi şekilde etkileyen nedenlerle, verimliliği, rekabet edilebilirliği koruyabilmek, aylık ücret ödemelerinde devamlılığı sağlayabilmek için tüm çalışanlarına eşit şekilde uygulanmak üzere yönetim hakkı kapsamında işletmesel bir karar vererek ücret uyarlaması yapmak zorunda kaldığını, davacı işçinin ücret ekleri, çalışma yeri, görülen iş, iş süreleri ve benzeri çalışma koşullarının hiçbirinde bir değişiklik yapılmadığını, çalışma koşullarındaki her değişikliğin esaslı sayılamayacağını, davacı işçinin ücrette indirim olarak takdim ettiği aylık ücret ayarlamalarının işçinin genel çalışma koşulları, elde ettiği menfaatler ve emsal ücretler göz önünde bulundurulduğunda, işçi aleyhinde esaslı değişiklik teşkil etmediğini, ilk ücret uyarlamasının 2016 yılının Şubat ayı başında, ikinci uyarlamanın ise 2016 yılının Nisan ayında yapıldığını, en son 2017 yılı başında da ücretin sabit kur üzerinden ödenmeye başlandığını, davacı işçinin ilk ve ikinci ücret uyarlamalarına itiraz etmediğini, ücretini herhangi bir ihtirazı veya itirazı kayıt düşmeksizin tahsil ettiğini, böylece ücretin uyarlamasına muvafakat ettiğini, bilahare davacı işçinin davalı ... Ortaklığından istifa ederek ayrıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Birleşen İstanbul 5. İş Mahkemesi 2017/607 Esas sayılı dosyada davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı ... Danışmanlık AŞ'nin farklı tüzel kişi ve farklı işveren olduğu, ortaklarında farklılıklar bulunduğu, farklı işverenlerin birlikle sorumlu olacağı hukuki ve fiilî durum bulunmadığını, davacının ... Danışmanlık AŞ'de 19.09.2005-17.08.2007 tarihleri arasında çalıştığını, istifa ederek işten ayrıldığını, işvereni ibra ettiğini, davalı ... bünyesinde 05.11.2009-07.02.2017 tarihleri arasında çalıştığını, aynı işverene bağlı kesintisiz bir çalışma olmadığını, ... Danışmanlık AŞ dönemindeki dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, çalışanların davalı projelerine ait belgeleri izin almadan dış ortama her türlü taşımalarının yasak olduğu ve bu konunun yapılan gizlilik taahhütnamesinde imza altına alınmış olduğunu, davalı Firmadan davacının izin almaksızın bilgisayarında dışarıya veri aktarıldığının tespit edildiği, gerekli bildirim, değerlendirmeler yapılarak daha fazla bilgi güvenliği ihlâlinin önlenmesi amacıyla şifresi resetlenerek sistem erişiminin kesildiği, ilgilinin sistem erişiminin kesilmesi konusunda bilgilendirildiğini, davacının veri aktarma konusundaki bu dokümanların kopyasını aldığını ve bu işlemi kendi özel takip ettiği bazı işler için örnek döküman olduğu beyanlarının samimi bulunmayıp sisteme erişim izni verilmediğini, davacının bilgi güvenliği, gizlilik, rekabet etmeme taahhütlerine aykırı davrandığı, çalışma koşullarını ihlâl ettiğini, davacının sadakat, doğruluk ve bağlılık ilkelerine uymayan bu davranışları üzerine davalı ... Ortaklığının, feshin son çare olması esası içinde süreci yürütürken davacının önce davranıp iş sözleşmesini kendisinin feshettiğini, işverene karşı doğruluk ve bağlılık ilkelerine aykırı davranan işçinin feshinin haklı sayılamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
3. Birleşen İstanbul 29. İş Mahkemesinin 2017/624 Esas sayılı dosyada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının yerinde olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının ücretinden %15 oranında indirim yapılması ve USD olarak ödenen ücretin kur sabitlenerek TL üzerinden ödenmesi çalışma koşullarındaki esaslı değişiklik olduğu, bu değişikliğin yazılı kabulü bulunmayan davacı açısından bağlayıcı ve geçerli olmadığı, davacının 2015 yılında 6.750,00 USD olarak ödenen ücretin terfi etmek suretiyle 2016 yılı Ocak ayından itibaren 7.000,00 USD alarak belirlendiği, davacıya ücretinde artış yapılan 01.02.2016 tarihinden iş sözleşmesinin sona erdiği 07.02.2017 tarihine kadar 7.000,00 USD üzerinden ücret ödenmesi gerektiği, iş sözleşmesinin davacı tarafından haklı nedenle feshedildiği ve davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, iş sözleşmesini fesheden taraf haklı bir nedene dayansa bile, ihbar tazminatına hak kazanması mümkün olmadığından davacının ihbar tazminatı ve ihbar tazminatı alacağının eki olarak talep edilen ücret ekleri alacağının bulunmadığı gerekçesi ile asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı davalılara ait işyerinde çalışmakta iken davacının ücretlerinde indirime gidildiği konusunda taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı, davacının ücretlerinin azaltılmasına yazılı muvafakatının bulunmadığı, yabancı müşterilerin azalması ve bunun gibi sebeplerle ücretin uyarlanmasının sözkonusu olamayacağı, davacının İlk Derece Mahkemesince hükmedilen miktarda asıl ücret ve faiz alacağına hak kazandığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli olduğu, dava konusu ücret kesintisi alacağı tespiti yargılamayı gerektirdiğinden davacı lehine icra inkâr tazminatına hükmedilmesi hatalı olduğu, davalıların bu yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olduğu, davacının yukarıda da belirtildiği üzere ücretlerinde indirime gidildiği, davacının ücret indirimine muvafakatının bulunmadığı, davacının iş sözleşmesinde esaslı değişiklik nedeni ile iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği, davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, davalılar arasında organik bağ bulunmasının, kıdem tazminatının tüm davalıların sorumluluğunu gerektirmediği, alacağın feshi yargılamayı gerektirdiğinden taraflar lehine icra inkâr tazminatı ve kötüniyet tazminatına hükmedilmemesinin isabetli olduğu, tarafların bu yönlere ilişkin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, davacı tarafından iş sözleşmesinin feshedilmesi nedeniyle davacının ihbar tazminatına hak kazanmadığı, İlk Derece Mahkemesi kararında itirazın iptaline karar verilen miktarın hatalı olduğu, davacının ikinci dönem çalışmasından kaynaklanan kıdem tazminatının 31.882,20 TL olduğu, faizinin ise 1.344,29 TL olduğu, davacı tarafından kendisine mobbing uygulandığı, davalıların ahlaka, iyiniyet ve dürüstlük kurallarına aykırı karar, uygulama ve haksız eylemlerinden dolayı maddi ve manevi tazminat talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesinin sözkonusu taleplerin kanıtlanamadığından reddine ilişkin kararının dosya kapsamına uygun, hukuki değerlendirmeleri isabetli, davacının istinaf sebeplerini karşılar nitelikte olduğu, bu yönlere ilişkin davacı tarafın istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, dava ve ıslah edilen miktarlar gözetildiğinde davalılar lehine maddi tazminat yönünden hükmedilen vekâlet ücretinin isabetli olduğu, davalılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) Genel Hükümleri 10/3 hükmü gereğince manevi tazminat talebinin tümünün reddi hâlinde maktu vekâlet ücretine hükmedileceğinin belirtildiği, davacının bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde olduğu gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Asıl dava bakımından icra inkâr tazminatına hükmedilmemesinin hatalı olduğunu,
b. Ücret alacağı bakımından faizin hatalı olduğunu,
c. Birleşen dava yönünden ilk dönem çalışmasının istifa ile sona erdiğinin kabulünün hatalı olduğunu, hizmet süresinin hatalı tespit edildiğini,
d. Davacının iş sözleşmesini feshetmek zorunda kaldığından ihbar tazminatına hak kazandığını,
e. İcra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiğini,
f. Maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalılar lehine vekâlet ücretinin hatalı olarak takdir edildiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
Ücret uyarlamasının işyeri gerekleri nedeniyle yapıldığını, uyarlanan ücretin davacı tarafından kabul edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; ücret alacağı, iş sözleşmesinin feshi, davacının maddi ve manevi tazminata hak kazanıp kazanmadığı, icra inkâr tazminatı ve vekâlet ücreti noktalarındadır.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13. maddesi şöyledir:
" (1) Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.
(2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez.
(3) Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez.
(4) Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur."
Bölge Adliye Mahkemesince manevi tazminat talebinin tamamen reddine göre maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi yerinde ise de hükme esas alınan karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'ye göre belirlenecek miktarın davalı lehine hükmedilmesi gereklidir.
Maddi tazminat talebi bakımından ise talebin tamamen reddine karar verilmesine göre yine hükme esas alınan karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'ye göre maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekli iken yazılı şekilde hüküm altına alınması hatalıdır.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı tarafın tüm, davacı tarafın diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacı tarafın Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (C) bendinde yer alan “ 7-Avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince maddi tazminat yönünden redden dolayı davalılar vekili için hesap edilen 42.050,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,8- Avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince manevi tazminat yönünden redden dolayı davalılar vekili için hesap edilen 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,” şeklindeki (7) ve (8) numaralı alt bentleri hükümden çıkartılarak yerine; “7-Davalılar kendini vekil ile temsil ettirdiğinden maddi tazminat talebinin tamemen reddinden dolayı karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 5.100,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 8-Davalılar kendini vekil ile temsil ettirdiğinden manevi tazminat talebinin tamamen reddinden dolayı karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 5.100,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,” bentlerinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davacı yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin ve aşağıda yazılı temyiz giderinin davalı ...'na yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacı tarafa iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.