Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2024/14529 K.2025/2095

🏛️ 9. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/14529 📋 K. 2025/2095 📅 27.02.2025

9. Hukuk Dairesi         2024/14529 E.  ,  2025/2095 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili müvekkilinin 01.04.2007 ile 16.11.2018 tarihleri arasında davalı işveren Şirkette ustabaşı/formen olarak çalıştığını, son ücretinin net 3.585,00TL olduğunu, davacının 25.10.2017 tarihinde ... Sendikasına üye olduğunu, işyerinde çalışan 48 çalışanın da aynı sendikaya üye olduğunu, durumu öğrenen davalı işverenin sendikalı olan işçilere yönelik yoğun baskı ve ayrımcılık içeren davranışlarda bulunmaya başladığını, o dönemde işyerinde çalışmakta olan toplam 102 çalışanın 49’unun sendikaya üye olduğunu, işverenin sendikal çoğunluğa ulaşılmaması için 5 sendikalı çalışanı derhal işten çıkardığını, diğer işçilere de manevi baskı ve ayrımcı muamele uyguladığını, davacının işten çıkartılmadığını ancak işten kendisinin ayrılması için her türlü baskı, kötü muamele ve sözlü taciz ile yıldırılmaya çalışıldığını, normalde yaptığı iş alanı dışında işler verilmek ve buna ilişkin becerisi bahane gösterilmek suretiyle diğer işçilerin önünde küçük düşürücü söylemler ile onurunun ve itibarının zedelenmiş olduğunu, kendisi ustabaşı iken astı olan .... isimli işçinin kendisinin üstü pozisyonuna getirilerek ondan direktif alacak şekilde çalışmak zorunda bırakıldığını, yemek ve çay molalarında diğer işçilerin kendisinden uzak durduğunu farketmesi üzerine iş arkadaşlarına nedenini sorduğunda; işyeri sahibinin açıkça bu konuda talimat verdiğini, davacının yanında gördüğü kişiyi işten çıkartacağını söylediğini öğrenmiş olduğunu, davalı işyerinde işçilere ödenen ücret haricinde prim uygulaması olmamasına karşın, davacı dışındaki çalışanlara davalı Şirket yetkilileri tarafından “emek karşılığı” ya da “sendikadan ayrılma, üyelikten vazgeçme hediyesi” adı altında elden paralar ve zarflar verildiğini, davacıya bir kez dahi bu kapsamda prim verilmemiş olmasının ayrımcı muamelenin en açık göstergesi olduğunu, davacının çalışma ortamındaki kötüniyetli tutumdan manevi olarak çok yıpranması üzerine üyesi olduğu Sendikadan kendisine yol göstermelerini istediğini, Sendika yetkililerinin de davacının sendika üyeliğinden çıkışının yapılarak davalı Şirket yetkililerine çıkış evrakının sunulmasıyla baskıların azalabileceğini değerlendirerek 07.03.2018 tarihinde üyeliğini düşürdüklerini, ancak aynı gün tekrar sendikaya üye yapıldığını, bunun üzerine davalı Şirket yetkililerinin kötüniyetli tutumlarının bir süre azaldığını ancak üyeliğinin devam ettiğinin öğrenilmesi ile yapılan baskıların arttırılarak devam ettiğini, davacının kendisine yapılan baskılara daha fazla dayanamayarak, sigorta prim gününün dolmuş olmasından faydalanmak suretiyle kıdem tazminatını alıp işten ayrılmak zorunda kaldığını, üç çocuğu olan davacının hâlen iş aradığını, davacıya sendikal nedenler ile yapılan baskılar ve çalışma ahlakına aykırı muameleler olmasaydı öncesinde olduğu gibi davalı işyerinde çalışmaya devam edeceğini, günümüz ekonomik koşullarında işsiz kalmayacağını ileri sürerek bir yıllık ücretinden az olmamak koşulu ile takdir edilecek sendikal tazminat ile manevi tazminata hükmedilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, davacı işçinin 08.08.2007 tarihinde işyerinde çalışmaya başladığını, en son işyerinde ahşap bölümü ustabaşı olarak görev yaptığını, 2015 yılında toplu paraya ihtiyacı olduğu gerekçesiyle yaş dışında emeklilik şartlarını yerine getirmiş olduğundan işten çıkışının yapılarak kıdem tazminatının ödenmesini talep ettiğini, kıdem tazminatını alarak işten ayrıldığını, 01.06.2015 tarihinde yeniden işe girişinin yapıldığını, davacının 2018 yılında aynı hakkı ikinci kez kullanarak 16.11.2018 tarihli Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan aldığı yazıyı getirdiğini ve emeklilik sebebi ile işten ayrıldığını, dava dilekçesinde anlatılanların gerçeğe aykırı olduğunu, "işverenden daha fazla ne alabilirim" zihniyeti ile haksız kazanç sağlama amacına yönelik iddiaları olduğunu, işverenin işyerinde bir takım işçilerin sendikaya üye olduğunun Y.B. adlı işçinin işe iade talepli dava dilekçesinin 08.12.2017 tarihinde tebliği ile öğrendiğini, davacının sendikaya üye olup olmadığı, işyerinde sendikal faaliyetleri ve örgütlenme çalışmaları olup olmadığı hususunda davalı işverenin bilgisi olmadığını, sendikal faaliyetlerden haberi olsaydı dahi herhangi bir baskı uygulamasının söz konusu olmayacağını, davacıya alanına aykırı iş verilmediğini, kendisine hakaret edildiği iddiasının asılsız olduğunu, davacının kişilik ahşap bölümün başı olarak çalışmakta iken siparişlerin yoğun olduğu zamanda yıllık izne çıkmak istediği kabul edilmeyince rapor aldığını, hemen ardından yıllık iznini ve ücretsiz izin kullandığını ve tekrar rapor aldığını, akabinde de 10 gün kadar çalışıp emeklilik sebebiyle işten ayrıldığını, bu süreçte 1,5 ay boyunca davacı işçiden sonra en kıdemli çalışan olan ...'nın bölümünü temsilen her hafta yapılan üretim planlama toplantılarına katıldığını, statü değişikliğinin söz konusu olmadığını, davalı işverenin herhangi bir işçiye talimat vermesinin, telkinde bulunmasının söz konusu olmadığını, tüm ödemelerin banka yoluyla yapıldığını, elden ödeme yapılmadığını, işyerinde çalışan ve sendikaya üye olan işçilerin sayısı, hangi tarihte üye oldukları, üyelikten çekilen işçilerin olup olmadığı, işyerinde çalışan ve sendikaya üye olan işçilerin sayısı, hangi tarihte üye oldukları, üyelikten çekilen işçilerin olup olmadığı, üyelikten çekilip de işyerinde çalışmakta olan işçilerin bulunup bulunmadığı, aynı dönemde yetki prosedürünün işletilip işletilmediği, işyerinde önceki dönemlerde toplu iş sözleşmesinin bağıtlanıp bağıtlanmadığı, yeni işçi alınıp alınmadığı, alınmışsa yeni işçilerin sendikalı olup olmadıklarının araştırılması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının 08.08.2007- 16.03.2015 ile 01.06.2015-16.11.2018 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde çalıştığı ve sendika üyesi olduğu, davacının iş sözleşmesinin sona erdiği tarihe yakın zamanlarda işten çıkarılan işçi sayısı ve işçilerin durumlarının incelenmesinden iş sözleşmesi feshedilenlerin çoğunluğunun sendikalı olmadığı, işyerinde hâli hazırda sendikalı olup çalışmayı sürdürenlerin olduğu, davalı işyerinde fesih tarihinde yetkili bir sendika bulunmadığı, sendikanın da bugüne kadar yetki talebinde bulunmadığı, sendika üyesi iken istifa eden birçok işçinin de çalışmaya devam ettiği, davacı tanığı S.K'nın hâlâ sendika üyesi olup çalışmaya devam ettiği, Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı tarafından 02.05.2019-06.05.2019 tarihleri arasında yapılan incelemeye ilişkin düzenlenen raporda da fesih nedeninin davacıya sendikal baskı yapıldığı iddiasını desteklemediği, ifadesine başvurulan işçilerin işyerinde kendilerine sendikal baskı kurulmadığı ve başka bir işçiye baskı yapıldığına şahit olmadıklarını belirtmiş oldukları, 21.12.2019 tarihli bilirkişi raporunun da dosya kapsamına uygun olduğunun anlaşıldığı, buna göre davacı tarafından işverence kendisine sendikal baskı yapıldığı iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde:
1. İstinaf Mahkemesinin; "davacının alacaklara ilişkin iddiasını somut delilleriyle ispatlayamadığı anlaşılmış olmakla..." şeklinde bir gerekçe ile karar vermek suretiyle esasa ilişkin hiçbir doğru değerlendirme yapmadığını,
2. Davacının 25.10.2017 tarihinde ... Sendikasına üye olduğunu, kendisi haricinde davalı nezdinde 48 çalışan işçinin de aynı sendikaya üye olarak işyerinde çalışmaya devam etmek istediklerini ancak davalı Şirket yetkilileri tarafından yoğun baskıya ve ayrımcı muameleye maruz bırakılarak tek tek işten çıkartıldıklarını, davalı Şirket nezdinde o dönemde toplam 102 çalışanın 49’u sendikaya üye olduğundan davalı sendikalı çalışanların 5’i nin derhal işten çıkartıldıklarını, davacının ise işten çıkarılmadığını,ancak işten kendisinin ayrılması için manevi baskı ve sözlü tacizler ile yıldırılmaya çalışıldığını, işten çıkarılan ve işe iade davaları henüz devam eden bu 5 işçinin yerine 15 yeni işçinin alındığını ve sendikal çoğunluğa ulaşılmaması için önlemlerin davalı Şirket tarafından alınmış olduğunu, işçilerin açtıkları davaların lehlerine sonuçlandığını,
3. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda 2017 yılı Ekim ayındaki sendikal baskılar sonucu işten çıkarmaların başladığı döneme ilişkin hiçbir inceleme yapılmayarak hatalı rapor tanzim edildiğini, itirazların mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, oysa sendikaya ilk üyeliklerin yapıldığı Ekim 2017 dönemindeki işten çıkartma ve yeni işe alımların değerlendirmeye tâbi tutulması gerektiğini, davacının işten çıktığı 2018 Kasım ayındaki işe giriş ve çıkışların esas alındığını, davacının sendikaya üye olması ile başlayan ve sistematik şekilde devam eden baskılara işsiz kalmamak için yaklaşık 1 sene dayanmış olduğunu, sendikal baskının varlığı ve başladığı dönemin davacının işten ayrıldığı 2018 Kasım olarak değil sendikal faaliyetin işverence öğrenildiği tarih olan 2017 yılı Ekim ayı ve devamından itibaren değerlendirmek lüzumu olduğunu,
4. Davacının üye olduğu ... Sendikası ile tanık beyanları ile de sabit olduğu üzere davalı tarafça davacı ve diğer sendikalı işçilere yapılmaya başlanan sendikal baskının başlangıcının 2017 yılı Ekim ayı olduğu,bu tarihte sendikalı olan 5 işçinin haksız yere işten çıkarılmaları ve yerlerine daha fazla sayıda işçinin işe alınması ile sendikal çoğunluğun önüne geçilerek etkinliğinin azaltılmaya başlandığını, yapılan baskılardan dolayı işsiz kalmaktan korkan 24 işçinin peş peşe sendikadan istifa etmesi ile bu baskıların amacına ulaşmış olduğunu,
5. Davacı tanığı S.K'nın iddiaları destekler şekilde davalı işverenden şikayetçi olduğunu, ifadesinde sendikal baskıyı aktarmış olduğunu, kendisine de kötü muamele yapıldığını, farklı işlerde görevlendirildiğini, sendika üyeliğinin iptali için kendisine para verildiğini, bu olaylara tanıklık eden iş arkadaşlarının da ifade vermekten korkacaklarını açıkça beyan ettiğini, bir işçinin ortada bir sebep yokken bu tarz şikayette bulunması, işini riske atmasının hayatın olağan akışına aykırı bulunduğunu,
6. Bilirkişi heyet raporunda %51'e yaklaşan sendika üye sayısının işçi çıkarımları ve sendikadan istifalar ile birden düşmüş olmasına değinilmediğini, işyerinde hâlen sendikalı çalışanların olması ve sendikadan istifa edenlerin çalışmaya devam etmesi durumunun sendikal baskı iddiasını desteklemediği şeklinde yorumlandığını, ancak sendikal çoğunluk sağlanmadıktan sonra sendikalı işçilerin hâlen çalışıyor olmasının hiçbir önemi olmadığının gözden kaçırıldığını, işverence tüm tedbirler alınmak suretiyle örgütlenmenin önüne geçildiğini,
7. İş müfettişlerinin şikâyetlerin yapıldığı Ekim 2018 tarihinden 7 ay sonra teftişe geldiklerini (2019 Mayıs) ve yalnızca davacının iş sözleşmesinin fesih dönemi (2018 Kasım) bakımından değerlendirme yapıldığını,
8. Tanıkların birebir görgülerine dayalı olarak yaşananları anlattıklarını; davacıya "lan" şeklinde hitap edildiği, "herkesin içinde kendisine küfür edildiği", "temizlik işlerinde çalıştırıldığı", "ayağına doğru tükürüldüğü" "yalnız bırakılması için özel olarak diğer işçilerin tembihlendiği" "sendikaya üye olmayanlara ya da üyelikten ayrılanlara para verildiği" gibi ayrımcılık ve psikolojik taciz (mobbing) içeren davranışların tamamının davacı tanıklarınca görgüye dayalı beyanlar ile aktarıldığını, tanık Y.B'nin aynı mahiyetteki sendikal baskılar sonucu fesih sebebiyle işe iade talebiyle açtığı davada feshin sendikal sebeplerle yapıldığının kabul edildiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacı işçiye işveren tarafından sendikaya üye olması sebebiyle sendikal baskı yapılıp yapılmadığı, ayrımcı, küçük düşürücü davranışlarda bulunulup bulunulmadığı, dava konusu tazminat taleplerinin yerinde olup olmadığına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.