Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2024/13952 K.2025/1432
9. Hukuk Dairesi 2024/13952 E. , 2025/1432 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 43. İş Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait işyerinde 2005-2015 yılları arasında ince işler formeni olarak çalıştığını, ücretinin 2.000,00 USD olduğunu, iş sözleşmesinin davalı tarafça feshedildiğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin, ücret, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, hafta tatili ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili Şirkette çalışmadığını ve husumet itirazında bulunduklarını, davacının dava konusu alacak kalemlerinin çalıştığı ülke mevzuatına göre değerlendirilmesi gerektiğini, alacakların zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının fiilen Rusya'da çalıştığı, bu nedenle uyuşmazlığa Rusya hukukunun uygulanması gerektiği, Rusya Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesinde yer alan sürenin hak düşürücü süre olarak kabul edildiği, davacının hizmet süresinin 26.10.2014 tarihinde sona erdiği, davanın ise 25.01.2019 tarihinde açıldığı, hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle alacakların talep edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda, davacının Rusya Federasyonunda bulunan işyerinde 26.10.2014 tarihine kadar çalıştığı, davalı tarafça süresinde sunulan cevap dilekçesinde hem yabancı hukuk itirazının hem de zamanaşımı def'inin bulunduğu, uyuşmazlık hakkında Rusya hukukunun uygulanması gerektiği, davacının iş sözleşmesinin 26.10.2014 tarihinde sona erdiği, eldeki davanın ise 25.01.2019 tarihinde açıldığı, Rusya Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesi uygulanarak dava tarihi itibarıyla zamanaşımı süresinin dolduğu, İlk Derece Mahkemesince uyuşmazlığa Rusya Federasyonu İş Kanunu'nun uygulanması isabetli ise de, hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, ancak Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 27.06.2024 tarihli ve 2024/8228 Esas, 2024/10239 Karar sayılı ilâmında; “…dava tarihi itibarıyla zamanaşımı süresinin dolduğu ve davalı tarafça da usulüne uygun şekilde zamanaşımı def'inde bulunulduğu anlaşılmaktadır. İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesince, söz konusu sürelerin hak düşürücü süre olarak nitelendirilmesi hatalı ise de bu hata sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır…” şeklindeki kararı ve davalının süresinde dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde zamanaşımı def'inde bulunmuş olması hususları birlikte değerlendirilerek, davanın zamanaşımı nedeniyle değil de hak düşürücü süre nedeniyle reddedilmesi yönündeki hatanın kaldırma nedeni yapılmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davalının cevap dilekçesinde ve ıslaha karşı beyan dilekçesinde dava konusu uyuşmazlığa 5 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini öne sürdüğünü, bu hususa ilişkin usuli kazanılmış haklarının korunması gerektiğini,
2. Yargıtay tarafından içtihat değişikliğine gidilmesinin olağan bir durum olduğunu ancak bu değişikliğin uygulanabilmesi için Yargıtay Dergisinde veya başka yolla yayınından sonra açılacak davalara uygulanması gerektiğini,
3. Somut uyuşmazlığa Rusya hukukunda yer alan mahkemeye başvuru süresine ilişkin hükmün uygulanmasının mümkün olmadığını,
4. Rusya Federasyonu İş Kanunu'nda zamanaşımı veyahut hak düşürücü süre kavramı bulunmadığını, Mahkemece yapılan tespitin hatalı olduğunu,
5. Dava konusu uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerektiğini,
6. İmzalanan matbu sözleşmeye dayanılarak hukuk seçimi yapıldığından bahsedilemeyeceğini,
7. Yapılan yargılama gideri ve arabuluculuk ücretlerinin davalıya yükletilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, zamanaşımı def'i, davanın süresinde açılıp açılmadığı ve yargılama giderleri hususlarındadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.