Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2024/12788 K.2025/1086

🏛️ 9. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/12788 📋 K. 2025/1086 📅 04.02.2025

9. Hukuk Dairesi         2024/12788 E.  ,  2025/1086 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ : Ankara 11. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/280 E., 2019/168 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı-birleşen davaların bir kısmında davalı asıl ile davalı- birleşen davaların bir kısmında davacı ... Turistik Yatırım İşletmecilik Gıda Sanayi ve Ticaret AŞ (Şirket) vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verilmiştir.
Davalı-birleşen davaların bir kısmında davacı Şirket vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 04.02.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.
Duruşma günü davalı-birleşen davaların bir kısmında davacı Şirket vekili Avukat ... ile davacı-birleşen davaların bir kısmında davalı asıl geldiler.
Duruşmaya başlanarak hazır bulunan davalı-birleşen davaların bir kısmında davacı Şirket vekili ile davacı-birleşen davaların bir kısmında davalı asılın sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı işçi dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı firmada 16.05.1969-07.08.2014 tarihleri arasında garsonluktan şef garsonluğa kadar çalıştığını, davacının en son ücretinin 9.500,00 TL olduğunu, bordrolarda ise 5.500,00 TL olarak gözüktüğünü, davacının ayrıca aylık 1.500,00 TL bahşiş aldığını, davacının fazla çalışma yapmasına, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde ve hafta tatillerinde çalışmasına rağmen buna ilişkin ücretlerinin ödenmediğini, davacının işyerinde izinlerini kullanmadığını belirterek kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma, hafta tatili, ulusal ve bayram genel tatil ve yıllık ücretli izin alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davacı işçi Birleşen Ankara 2. İş Mahkemesinin 2015/1194 Esas sayılı dosyasına ait dava dilekçesinde; ücret alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
3. Birleşen Ankara 44. İş Mahkemesinin 2017/214 Esas sayılı dosyasında davacı Şirket dava dilekçesinde; davalı işçiye karşı çekmiş olduğu kredilerden dolayı ihtisap ettiği 556.694,35 TL'nin fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
4. Birleşen Ankara 11. İş Mahkemesinin 2019/280 Esas sayılı dosyasında davacı Şirket dava dilekçesinde; davalının müvekkili Şirketin kurulduğu tarihten itibaren genel müdür olarak istihdam edildiğini, davalının Şirket işlerinin görülmesine ilişkin olarak diğer etkiler yanında bankalardan kredi almak ve para çekmek yetkisinin de bulunduğunu, davalının 2013 yılında banka hesaplarından çektiği bir kısım paraları şirket işlerinde kullanmayarak zimmetine geçirdiğini ve muhasebe elemanlarına da zimmetindeki meblağları şirkete iade edeceğini söyleyerek ve genel müdür yetkisini de kullanmak suretiyle bu elemanların uzunca bir süre sessiz kalmalarını sağladığını ve durumu Şirket yönetim kurulunun bilgisinden kaçırdığını, yönetim kurulunun olaydan haberdar olması üzerine davalının iş sözleşmesinin feshedildiğini, davalının güveni kötüye kullanması nedeniyle savcılığa şikayette bulunulduğunu ve yargılanan davalının suçu sabit görülerek cezaya hükmedildiğini, Ankara 24. İş Mahkemesinin 2016/719 Esas sayılı dosyasında dava açıldığını ve zimmet konusu paraya bankaca tahakkuk ettirilen faizlerin istem konusu yapıldığını, ancak bu tarihten sonra da banka tarafından borçlu cari hesap için faiz tahakkuk ettirmeye devam edildiğini belirterek ilk açılan davada istem konusu olamayan bu faizlerin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı- birleşen dosyaların bir kısmında davalı Şirket vekili cevap dilekçelerinde; talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının Şirketin kuruluşundan işten çıkış tarihi olan 07.08.2014 tarihine kadar aralıksız genel müdür pozisyonunda görev yaptığını, davacının genel müdürlük yetkilerini kullanarak davalı Şirket üzerine bankalardan krediler kullandığını ve kredi tutarlarını zimmetine geçirerek şirketi zarara uğrattığını, ayrıca şirkete ait aracı teslim etmediğini, bu sebeplere güveni kötüye kullanma ve hırsızlık yapma sebebiyle davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, davalı Şirketin 29.03.1991 tarihinde kurulduğunu ve davacının 02.04.1992 tarihinde çalışmaya başladığını, davacının bu tarihten önceki taleplerine karşı husumet itirazında bulunduklarını, davacının işe girdiğini söylediği 16.05.1969 tarihinin gerçeği yansıtmadığını, davacının en son net 5.096,39 TL ücret aldığını, ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapıldığını, davacının işveren vekili olarak hareket ettiğini, şirkette davacıdan üst pozisyonda davacıya emir verebilecek bir çalışanın olmadığını, üst düzey yönetici konumunda genel müdür olarak hareket eden davacının fazla çalışma ve yıllık izin ücreti talebinin Yargıtayın yerleşik uygulamalarına aykırı olduğunu, davacının yıl içerisinde istediği zaman istediği kadar izin kullandığını, davacının çalışmış olduğu süre içerisindeki ücretlerinin banka hesabına eksiksiz yatırıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davacı-birleşen dosyaların bir kısmında davalı işçi cevap dilekçelerinde; davaların reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava dışı şirketler ile davalı-birleşen davaların bir kısmında davacı Şirket arasında bu kapsamda organik bağ bulunduğundan işçinin işyerinde 40 yıl 1 ay 29 gün çalıştığı, ücretinin net 5.096,39 TL olduğunu, işveren tarafından yapılan feshin haklı nedene dayandığı, işçinin işyerinde genel müdür konumunda çalıştığı, kendisini denetleyen herhangi bir üst düzey yönetici bulunmadığı, fazla çalışma alacağının reddi gerektiği, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını ispat edemediği gibi konumu itibarıyla da çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, işçinin ücretinin ödendiğinin işveren tarafından ispat edilemediği, birleşen dava bakımından davalı işçinin iş sözleşmesinin feshedildiği tarihte işverene vermiş olduğu toplam zarar olan 404.724,00 TL den sorumlu tutulduğunu, taraflar arasında işçi-işveren sıfatının olması nedeni ile ilgili kişi olarak sigorta, vergi ve diğer işlemlerden sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın ve birleşen davaların kısmen kabulüne, birleşen Ankara 11. İş Mahkemesinin 2019/280 Esas sayılı dava dosyasının reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-birleşen dosyaların bir kısmında davalı asıl ve davalı- birleşen dosyaların bir kısmında davacı Şirket vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; işçi vekilinin vekillikten çekilmiş olduğu, bu aşamaya kadar vekille temsil edildiğinden asıl dava ve birleşen davalarda lehine vekâlet ücreti takdir edilmemiş olmasının isabetsiz olduğu, işçinin güveni kötüye kullanma nedeniyle yargılandığı Ankara 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/103 Esas 2018/427 Karar sayılı dosyasında güveni kötüye kullanmaktan cezalandırıldığı ve kararın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 2018/2480 Esas 2019/421 Karar sayılı kararı ile istinaf istemi reddedilerek 12.04.2019 tarihi itibarıyla kesinleştiği, işveren feshinin haklı fesih niteliğinde olduğu, işçinin kıdemine ve isticvap beyanına göre bakiye yıllık ücretli izninin kullandırıldığı veya bedelinin ödendiği ispat olunamadığından işçinin yıllık ücretli izin alacağını hak ettiği, talebine konu ücret alacağının ödendiği işverence kanıtlanamadığından ücret alacağını hak ettiği, dosya kapsamındaki delil durumu ve alınan 25.12.2023 tarihli bilirkişi raporundaki belirlemeye göre işçi uhdesinde kalan 404.724,00 TL anapara ve bu anaparaya denk gelen 11.736,19 TL faiz olmak üzere 416.460,19 TL olarak birleşen davanın kabulü gerektiği, işverenin Ankara 11. İş Mahkemesinin 2019/280 Esas dosyası bakımından bu davada talep konu edilen dönem işçinin iş sözleşmesinin feshinden sonra tahakkuk eden cari hesap kredi faizleri ve kurumlar vergisi ödemelerinden kaynaklandığı, 13.03.2024 tarihli bilirkişi ek raporunda belirtildiği üzere işçi uhdesinde kalan kredilerin kapatılmasından sonra tahakkuk eden banka cari hesap kredi faizleri ve kurumlar vergisi ödemelerinden kaynaklı olduğundan bu alacakların işçiden tahsiline hukuken olanak bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle birleşen Ankara 11. İş Mahkemesinin 2019/280 Esas sayılı dava dosyasının reddine diğer davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı-birleşen dosyaların bir kısmında davalı asıl temyiz dilekçesinde;
a. Zimmetine para geçirmediğini,
b. Çalışma saatlerini kendisinin ayarlamadığını,
c. Birleşen dava yönünden tanıklarının dinlenmediğini ileri sürmüştür.
2. Davalı-birleşen davaların bir kısmında davacı Şirket vekili temyiz dilekçesinde;
a. Birleşen davada işçinin haksız olarak uhdesine geçirdiği miktarın banka nezdinde taraflarınca 18.09.2014 tarihinde kapatıldığı yönündeki tespitin hatalı olduğunu,
b. İşçinin vekâlet ücreti bakımından istinaf talebi olmamasına rağmen lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu,
c. Hizmet süresinin hatalı tespit edildiğini,
d. Yıllık ücretli izin alacağının bulunmadığını,
e. İşçinin iş sözleşmesinin feshinden sonra ödenen faiz tutarlarından ve kurumlar vergisi zararından sorumlu olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, çalışma süresi ile kıdem ve ihbar tazminatları, yıllık ücretli izin, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispat ve hesaplanması ve birleşen dava bakımından davacı Şirketin işçi tarafından zarara uğratılıp uğratılmadığı noktalarındadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraflarca temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.