Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/8616 K.2025/12667

🏛️ 10. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/8616 📋 K. 2025/12667 📅 30.09.2025

10. Hukuk Dairesi         2025/8616 E.  ,  2025/12667 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/7 E., 2025/466 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Isparta 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/697 E., 2024/103 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 2000 yılı Mart ayından itibaren davalı şirkete süt verdiğini, Bağ-Kur tevkifatlarının da kesilmiş olmasına rağmen ... Süt yetkilisi tarafından kayıtlara doğum tarihleri farklı farklı yazıldığını, bu nedenle Bağ-Kur sigortalığı müracaatında sigorta kurumunca işleme alınmadığının bildirildiğini, Bağ-Kur kesinti listesi ile SGK Isparta İl Müdürlüğünün 14.01.2019 tarihli .... sayılı yazıları ve diğer belgeler incelendiğinde Bağ-Kur kesintileri listesindeki doğam tarihlerinin dolayısıyla tevkifat kesintilerinin 7143 sayılı Kanun'a göre davacı adına işlenmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının Ziraat Odası kayıtlarının Kuruma intikal ettiği 26.11.2015 tarihinde tescil edildiğini, 4/b tarım sigortalılığına tescilinin yapıldığına dair tescil belgesinin de 07.01.2016 tarihinde tebliğ edildiğini, davacının sigortalı 15.01.2016 tarihinde ... Ziraat Odasından gelirinin düşük olduğuna dair almış olduğu muafiyet belgesini 26.01.2016 tarihinde kuruma intikal ettirdiğinden 4/b tarım sigortalılığının mevzuat gereği tescil tarihi itibari ile durdurulduğunu, davacının 07.08.20 18... 416 sayılı dilekçesiyle tevkifat kesintilerinin sigortalılık hesabına yüklenmesini, ilk tevkifat kesintisinin yapıldığı tarihi takip eden ay başına göre tescilinin geri çekilmesini talep ettiğini, İzmir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü tevkifat kesintileri ile davacının kimlik bilgilerinin uyuşmaması ve Keçiborlu ilçesinde üç adet ... adında kişi bulunması nedenlerinden dolayı tevkifat yüklemesi yapılamadığını, zamanaşımı itirazında bulundukları, haksız olarak açılan davanın reddini savunmuştur.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davalı şirketin 2000- 2007 yılları arasında ... köyünde süt alımını toplayıcılar vasıtasıyla yaptığını, üreticiler tarafından tayin edilen toplayıcı köyde süt veren tüm üreticiler için mutemetlik belgesi düzenlediğini, bu belgelerde üreticinin adı, soyadı, baba adı doğum yılı gibi bilgileri yer aldığını, bu mutemetlik belgeleri, toplayıcı tarafından üreticiye imzalatılarak davalı şirkete gönderildiğini, dönem sonunda da davalı şirket tarafından düzenlenen ve tarımsal yasal kesintiler ile üreticilerin bilgilerinin yer aldığı müstahsil makbuzlarının üreticiye gönderildiğini, bu müstahsil makbuzlarında da yine üretici olan kişinin adı, soyadı, adresi, baba adı, doğum yılı gibi bilgiler yer aldığını, 2000-2007 yılları arasında ... köyündeki üreticiler üç farklı toplayıcıyı mutemet tayin ettiğini, davacının toplayıcı tarafından düzenlenen ve doğum yılı da dahil kişisel bilgilerinin yer aldığı mutemetlik belgesini imzasıyla onayladığını, bu sebeple yapılan bildirimden haberdar olduğunu, ayrıca yine davalı şirketçe müstahsil belgeleri üreticilere gönderildiğinden, davacı bu belgede de Kuruma bildirilen doğum yılı bilgisini görmekte olduğunu, bu sebepledir ki kendisine ait bilgilerin doğruluğunu denetleme imkanına sahip olan davacının yapılan yanlışlığı göz ardı ettiğini, dolayısıyla davacının kusurlu davranışı sebebiyle davalı şirkete husumet yöneltmesinin kabulünün mümkün olmadığını belirterek davalı şirket yönünden davanın reddini savunmuştur.
III.İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından,
"1-1- Davanın kısmen kabulü ile
Davacının Tarım Bağ-Kur sigortalısı olarak sigorta başlangıç tarihinin ilk tevkifat kesintisinin yapıldığı 01.04.2000 tarihinden başlamak üzere kayıtlı 4/1.a kapsamında kayıtlı olan sigortalı çalıştığı sürelerin dışında kalan 01.04.2000-01.06.2000, 24.06.2000-14.05.2001, 13.06.2001-20.05.2002, 20.06.2002-26.05.2003, 25.06.2003-30.05.2005, 17.06.2005-29.05.2006, 11.06.2006-21.05.20 07... .06.2007-31.12.2007 tarihleri arasında 4/1.b.4 (Tarım Bağ-Kur) sigortalısı olarak tescil edilmesi gerektiğinin tespitine,
2-Davanın davalı .... yönünden husumet yokluğundan reddine," karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
Davacı, davalı Kurum ve davalı şirket vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki taleplerinin ... T.C. no.lu ...'in Bağ-Kur kesintileri listesindeki doğum tarihinin davacıya göre düzeltilmesi ve tevkifat kesintilerinin 7143 sayılı Kanun'u göre tespit edilmesin den ibaret olmasına rağmen Mahkemece davacının 2007 yılı sonuna kadar 4/b tarım Bağ-Kur sigortalılığına karar verildiğini, Ziraat Odası kaydı devam ettiğinden 4/a giriş ve çıkış tarihlerine göre Tarım Bağ-Kur'dan muafiyet tarihine kadar 4/b tarım sigortalı sayılmadığını, davacının 7143 sayılı Kanun'dan yararlanmasına karar verilmesi konusunda karar verilmesi talep ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkmenin husumet yokluğu nedeiyle ret kararına katıldıklarını, ancak hakkında husumet yokluğu nedeniyle ret kararı verilen bir davalının yargılama giderleri ve harçların bir kısmından sorumlu tutulması usule yasaya ve yerleşik yargı uygulamasına aykırı olduğunu, temyiz talebinin kabulü ile kararın düzeltilerek onanmasını, yargılama giderleri, harç ve vekalet ücretinin davacı taraf ile diğer davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini, düzelterek onama kararı verilmemesi halinde Mahkeme hükmünün yargılama giderleri ve harçlardan sorumluluğa ilişkin kısmının usule ve yasaya aykırı olması nedeniyle kararın bozulmasını talep etmiştir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
Davanın yasal dayanağı, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 7. maddesi delaletiyle mülga 2926 sayılı Kanun'un 2, 3, 6, 9 ve 10. maddeleridir.
2926 sayılı Kanun'un 2. maddesinde, Kanun'la veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın, 3. maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyette bulunanların Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılacakları belirtilmiştir.
Anılan Kanun'un 3. maddesinin (b) bendinde "Tarımsal faaliyette bulunanlar: kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya mahsus mahallerde ekim dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından muhafazasını, taşınmasını sağlayanlar veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanlar" olarak tanımlanmış, 5. maddesinde, sigortalı olmanın zorunlu olduğu, sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı, 6. maddesinde ise, diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına tabi bir işte çalışanların, çalışmaya başladıkları tarihten bir gün önce, sigortalılıklarının sona ereceği hüküm altına alınmıştır. Ayrıca aynı Kanun'un 9. maddesi Kuruma re'sen tescil yükümlülüğü yüklemiştir.
Anılan Kanun'un 10. maddesine göre ise kayıt ve tescil işlemlerinde valilik, kaymakamlık, özel idare, belediye, muhtarlık ve nüfus idareleri kayıtları ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, kanunla kurulu meslek kuruluşlarının, tarım satış kooperatifleri ve birliklerinin ... Anonim Şirketi ve tarım kesimine yönelik faaliyette bulunan milli bankaların kayıtlarının esas alınacağı bildirilmiştir.
Bilindiği gibi 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ile de 743 sayılı mülga Medeni Kanun'un 152. maddesinde düzenlenen aile reisliği kavramı kaldırılmış, 2926 sayılı Kanun'un aile reisliği kavramını içeren 2. maddesi 24.07.2003 gün ile 4956 sayılı Kanun'un 48. maddesi ile Medeni Kanun'daki düzenlemeye paralel olarak değiştirilmiştir.
Tarım Bağ-Kur sigortalılığının yasal dayanağını oluşturan 2926 sayılı Kanun'da, bildirimsiz kalan sigortalılar için 506 sayılı Kanun'un 79... sayılı Kanun'un 86. maddesinde öngörülen "hizmet tespiti" davasına koşut bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Anılan düzenlemede, kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi takiben başlayacağının hükme bağlanmış olması karşısında, kayıt ve tescil, ya da tescil yerine geçen iradi prim ödemesi veya prim tevkifatı öncesine isabet eden tarımsal faaliyet ve buna dayalı "Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti" söz konusu olamayacaktır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.05.2011 gün, 2011/10-2 30... /319 Karar sayılı, 29.02.2012 gün ve 2011/... /.... Karar sayılı ve 27.06.20 12... /10-292 Esas ve 2012/415 Karar sayılı kararlarında da açıkça belirtildiği üzere, davacının tarımsal faaliyetinin kesintisiz sürüp sürmediğinin tespiti için, Mahkemece;
1-Çekişmeli dönemde davacının nerede oturduğu; Nüfus Müdürlüğü, İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı ve Muhtarlık kayıtları esas alınarak belirlenmeli,
2-Dönem içinde Ziraat Bankası, Kooperatif veya Birlikler aracılığıyla "Tarımsal Amaçlı Kredi" kullanıp kullanmadığı araştırılmalı,
3-Dönem içinde ürün teslimatından dolayı prim kesintisi yapılıp yapılmadığı veya sigortalılık iradesini ortaya koyacak şekilde prim ödemesinin bulunup bulunmadığı araştırılmalı,
4-25.04.20 06... sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5488 sayılı Tarım Kanunu'nun 19. maddesi uyarınca Çiftçi Kayıt Sistemine dahil edilerek doğrudan gelir desteği alıp almadığı ve bu bağlamda davacının hangi ürünleri ekerek bunları nerelere sattığı, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun "Zirai kazanç, zirai faaliyet, zirai işletme, çiftçi ve mahsulün tarifi" başlıklı 52, " Zirai kazançta vergileme" başlıklı 53, ve "Vergi Tevkifatı" başlıklı 94 vd. maddeleri ile 213 Vergi Usul Kanunu'nun "Vergi kesenlerin sorumluluğu" başlıklı 11. maddesi kapsamında zirai kazançlarından dolayı vergi ödeyip ödemedikleri araştırılmalıdır. Konu ile ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.12.2010 gün ve 2010/.... sayılı kararında da açıkça belirtildiği üzere "Tevkifat yapma ve Kurum hesaplarına aktarma yükümü, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 94/11. maddesinde öngörülen çiftçilerden satın alınan zirai mahsuller için yapılan ödemelerden gelir vergisine mahsuben tevkifat yapma yükümüne paralel olarak getirilmiştir. Bakanlar Kurulu Kararı kapsamındaki gerçek ve tüzel kişiler, tarımsal faaliyette bulunan bu kişilerden satın aldıkları ürün bedellerinden tevkifat yapmakla yükümlüdürler." Tevkifat suretiyle vergilendirilen çiftçiler yaptıkları satış ve hizmetleri dolayısıyla müstahsil makbuzu almak ve saklamak zorundadırlar.
5-Davacının tarımsal faaliyeti kapsamında ilaç, gübre ve sulama parası ödeyip ödemediği, varsa bunların fatura ve belgelerinin nelerden ibaret olduğu, ziraat odası, kooperatif veya birliklere üyeliği varsa bu kuruluşlara düzenli bir şekilde aidat ödeyip ödemediği araştırılmalı, tarımsal faaliyete elverişli tapulu taşınmazının bulunup bulunmadığı, tarımsal faaliyetin taşınmaz kiralanması yoluyla gerçekleştirildiğinin savunulması halinde; taşınmazların, kimden hangi yıllar için kiralandığı, kiracının; kiralama yoluyla faaliyetini yürütmeye elverişli alet ve edavatının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, traktörünün bulunduğunun ileri sürülmesi halinde, traktörün hangi tarihte satın alınıp ilgilisi adına trafiğe tescil edildiğini gösteren fatura ve trafik tescil belgesinin celp edilmeli,
6-Hayvan yetiştiriciliği bulunduğunun ileri sürüldüğü hallerde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.06.2011 gün ve 2011/... sayılı kararında da belirtildiği üzere 16.05.1986 tarihinde yürürlüğe giren 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunu'nun 22. maddesi kapsamında hayvanlarına ilişkin menşe şehadetnamesinin bulunup bulunmadığı tespit edilerek, büyük ve küçükbaş hayvanlarına ilişkin istatistik bilgileri ve bu hayvanlara ilişkin yapılması zorunlu bulunan periyodik aşılara ilişkin bilgiler İlçe Tarım Müdürlüklerinden sorulmalı, köy muhtarı ve ihtiyar heyeti üyeleri gibi tarımsal faaliyetin varlığını yakından bilebilecek durumdaki tanıklar dinlenilerek sigortalılık olgusunun varlığı hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.
Ayrıca 2926 sayılı Kanun'un 6. maddesinde belirtilen şekilde sigortalılığın sona erip ermediği araştırılmalı ve bu bağlamda çekişmeli dönemde 506 sayılı Kanun kapsamında SSK sigortalılığı ya da 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı varsa ve bu sigortalılık süresi makul süreyi aşmışsa, HGK'nın 14.02.2007 gün, 2007/21-73-71 sayılı ve 14.03.2012 gün, 2011/10-804-152 sayılı kararları göz önünde bulundurularak sigortalılığın sona erdiği olgusu da dikkate alınmalıdır.
Eldeki davada davacı, tevkifat listesinde adı geçen kişinin kendisi olduğu ancak doğum tarihlerinin hatalı olduğundan bahisle anılan tevkifat belgelerinin kendisine aidiyetini istediği halde; Mahkemece taleple ilgili karar verilmeksizin davacının 2926 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılık sürelerinin tespitine karar verilmesi hatalı olup söz konusu durum bozma nedenidir. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Bununla beraber kabule göre de, davalı ...Ş. Hakkında husumetten ret verildiği halde bakiye harcın davalı şirkete yükletilmesi hatalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,
3. Peşin alınan temyiz harcının ilgilisine iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,30.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.