Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/2066 K.2025/12193

🏛️ 10. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/2066 📋 K. 2025/12193 📅 22.09.2025

10. Hukuk Dairesi         2025/2066 E.  ,  2025/12193 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/343 E., 2024/2579 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Aliağa 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2015/163 E., 2021/321 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 28.03.2014 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğradığını beyan ederek davacının maddi ve manevi zararlarının tazminini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; iş yerinde gerekli iş güvenlik önlemlerinin alındığını, eğitimlerin verildiğini, kazalı işçinin bir anlık dikkatsizlik ve tedbirsizliği ile kazanın meydana geldiğini, davalı iş yerinin olayın olmasında kusuru bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, SGK tarafından düzenlenen 10.04.2015 tarihli Sağlık Kurulu Kararı ile davacının dava konusu olay nedeni ile maluliyetinin %43,2 olduğu, kontrol muayenesi gerekmediğinin belirlendiği, Aliağa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/1010 Esas sayılı dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporu, SGK teftiş raporu ve mahkemece alınan kusur raporu/ek rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla alınan 17.05.2018 tarihli bilirkişi raporunda; “olayın meydana gelmesinde davalı işveren ... A.Ş.’ nin % 75, ...'in %10, ... ve ...ün ayrı ayrı %5, ...'un %2, ...'in %3 kusurlu olduğu”nun tespit edildiği, ilgili raporda Aliağa 1.Asliye Ceza Mahkemesi'nce alınmış olan bilirkişi raporları ve iş bu dosya kapsamında alınmış olan bilirkişi raporlarının tamamı incelenerek çelişkileri giderici nihai rapor tanzim olunduğu tespit edildiğinden iş bu dosya için 17.05.2018 tarihli kusur heyet bilirkişi raporunun karara esas alındığı, SUT bilirkişi raporları da irdelenmek suretiyle, dosya kapsamına sunulu protokol ve 10.000,00 TL geçici ödemenin de mahsuplanmak üzere dosyanın tevdii edildiği bilirkişi raporu ile davacı işçinin maddi zararının 447.787,19-TL olduğunun tespit edildiği, davacının dava dilekçesi ile protez giderleri, ayakkabı bedeli ile ulaşım masraflarının karşılanmasına dair talebinin bulunmadığı, davacının talep ettiği ilaç masrafının tespit edilememiş olması ile tedavi giderlerinin SGK tarafından karşılandığı görüldüğünden tedavi ilaç gideri talebinin reddine karar verildiği, geçirdiği iş kazasında davacı işçiye yüklenen kusurun bulunmadığı, meslekte kazanma gücü kaybı oranının %43,2 olduğu, olayın oluş şekli, kaza tarihi, hak ve nesafet kuralları, tarafların ekonomik ve sosyal durumu, ülkenin ekonomik koşulları, davacının kaza olayı nedeniyle yaşadığı üzüntü, acı ve mağduriyeti göz önüne alınarak manevi tazminatın takdir edildiği gerekçesiyle "447.787,19-TL maddi tazminatın 12.05.2017 tarihli protokol uyarınca ödenen 51.000,00-TL'si tazminatın icra aşamasında 12.05.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte icra aşamasında düşülmesi gerektiği tespitiyle kaza tarihi olan 28.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, SGK tarafından karşılanmayan doğmuş ve doğacak tedavi ve ilaç gideri, ve tedavi sırasında meydana gelen yol masraflarından doğan zarar taleplerinin reddine, 150.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 28.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan davacıya verilmesine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, SGK tarafından karşılanmayan doğmuş ve doğacak tedavi ve ilaç gideri, ve tedavi sırasında meydana gelen yol masraflarından doğan zarar taleplerinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, müvekkili için ileride alınacak protez ve özel ayakkabılarda tedavi gideri kapsamında olduğu, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu, mahkemece hükmedilen tazminatın yetersiz olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 05.11.2018 tarihli ilk bilirkişi raporuna davacının tedavi giderleri, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar ve davalı vekilince dosyaya sunulan protokole ilişkin olmak üzere itiraz etmiş olmasına rağmen, ek bilirkişi raporunda davacı lehine daha yüksek hesaplama yapılması ve davacının bu rapora göre davayı ıslah etmesinin usuli kazanılmış hak ilkesine aykırı olduğunu, dosyaya sunulan her iki bilirkişi raporunda da davacı tarafa %10 kusur verilmesine rağmen hüküm kurulurken SGK tarafından Aliağa 1. İş Mahkemesi'nin 2016/350 Esas sayılı dosyasında açılan rücuen tazminat davasına sunulan 17.05.2018 tarihli kusur raporu hükme esas alınarak karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacıya ödenen 51.000,00 TL bakımından mahsup işleminin mahkemece yapılıp gerekçeli kararda maddi tazminat miktarının ve faizin işlemeye başlayacağı tarihin net olarak yazılması gerektiğini, dava konusu olayda, davacının başka bir işyerinde ve daha hafif bir işte çalışarak aynı miktarda kazanç elde ettiği gözetilerek kazanç kaybı nedeniyle değil çalışma gücünün azalmasından doğan kayıplar nedeniyle tazminat hesaplanması gerektiğini, meslekte kazanma güç kaybı oranının % 60'ın altında kaldığı durumlarda pasif dönem için zarar hesabı yapılmasına olanak bulunmadığını, maddi tazminatın tamamına kaza tarihinden faiz işletilmesinin hukuka aykırı olduğunu, mahkemece hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının çok yüksek olduğunu, davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı belirlendiğini belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
A) Taraf vekillerinin manevi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
Dosya içeriğine göre, temyize konu edilen miktarların Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.
B) Taraf vekillerinin maddi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Taraf vekillerinin manevi tazminat istemine yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE,
Davacı ve davalı vekillerinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harçlarının ilgililerden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,22.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.